Daha önce de yazmıştım; familyadaki akranlarım arasında tek bir kız dahi yok (topu topu 3-4 akranım var zaten). Hal böyle olunca, kadınsal detaylardan / inceliklerden / oyunlardan uzak büyüdük abimle (bknz: bir öküz doğuyor! .. rise of the öküz!)..
İlk "e hadi dans etsene" baskısıyla 13-14 yaşlarımda karşılaştım.. ki öncesinde, insanların müzik duyunca ellerini kollarını salladıklarından dahi bihaberdim resmen... Dönemin cillop ablalarından birinin hiç tahmin etmediğim bir ortamda "e hadi kaldırsana beni dansa!" çemkirmesine göğüs gerip, olanca utangaçlığım ve salaklığımla "yok ya... istemiyorum.. sevmiyorum ben öyle şeyler" diyerek geçiştirmiştim durumu... Kıpkırmızı bir surat ve dökülen yarım bardak terden hiç bahsetmek istemiyorum.. Fena halde utanç verici bir durum..
Hal böyle olunca: daha o yaşlarda, dans = "kırmızı surat ve boncuk boncuk ter sebebiyeti ızdırap" şeklinde yerleşti zihne..
.jpg)
Ayrıntıyı farkettim ya bir kere.. yazdan yaza düğünlerde üzerime üzerime gelmeye başladı sanki herkes... "oturmaya mı geldik" ile başlayan, "ölümü ye" ile devam eden ısrarlar, öküzün zihninde exorcist'ten beter yer kaplamaya başladı....
Bu sefer: (düğün/nikah == dans) =>(ise) (düğün/nikah == ızdırap) çıkarımını yaptı bünye...
Taa ki, 20'li yaşların başında official kız arkadaşla yapılan ormantik dansa kadar... Bükülmez dediğim bel az biraz oynamıştı sanki yerinden.. Hatta ben kontrol ediyordum resmen hareketleri.. Bir ara gaza gelip, "öyle dans edilmez; adımlarımı izle" dediğimi bile hatırlıyorum....
Ultra mega odun değildim belli ki; hiç içimden gelmese de, sevmesem de, "istersem" becerebileceğim bir şey gibi görünmeye başlamıştı.. Hatta; değerli bir fuckbuddy'min iç çamaşırlarıyla yatağın başında yaptığı sexy belly dance'in ardından, dansın uzaktan gaaaayet de keyifli olabileceğini dahi keşfetmiştim..
Herşey güzel gidiyordu yani...
Ta ki, "ben bükerim senin beli" gibi iddialı bir üslupla olaya girip, yarım saate "oha, nasıl bir odunsun lan sen!" le olayı noktalayan bir sevgili sohbetiyle yüzleşinceye kadar...
Pek çok şey sil baştan olmuştu o gece..
Hayır; anladığım kadarıyla milletin içinden geliyor müzik duyunca elini kolunu sallamak.. Yok işte bende o refleks... Çok hafif, yazlık yerlerdeki ege havalarında "ahaa kolum mu seyirdi" durumu yaşamışlığım var... hepsi o..
Tatlı su dansçısı bir sevgili yapıncaya kadar sorun olmamıştı aslına bakarsanız bu "dans = öcü" durumu. Düğün derneklerde öküz yakıştırmasına katlan... 3-5 pancar surat ol.. yarım bardak ter dök... hepsi bu.. geçiyordu işte günler bir şekilde..
Bu yeni sevgliyle beraber yepyeni bir kavramla tanıştı Öküz...
Çiftli/eşli danslar.. salsa! tango! rumba!! çaça! ..
İşin içine yarı sevişme girince, olay bambaşka bir boyuta taşınmıştı öküzland'de(eşli dansların, sevişmenin yarısı olduğuna inanıyor öküz)...
Bu dansları duyunca "bir sokak kedisinin fredy krugger misali sağ elini kaldırıp, pençelerini çıkartarak, kihhhhhhhh!!!" diye kihlediğini(?) hayal edin.. hıh işte.. aynen öyle bir şey oluyorum ben..
Anlıyorum, kadınlar oynak.. içlerinden geliyor.. müzik duydularmı eller kollar istemsizce hopluyor... burası ok.. Bu tip danslara sözüm yok bak; yanlış anlaşılmasın.. ohh onlar oynasın, ben izleyeyim... why not?...
En kötü, "ben öküzüm; o yüzden olmuyor bende/içimden gelmiyor" der geçerim...
Arıza, benzer şeyi erkekler de iddia etti mi, yahut eşli danslarda çıkıyor.. (kimse martaval anlatmasın bana; erkek dünyasında dans benzeri "ince" ayrıntılar yoktur. dans okulundaki bir erkeğin derdi, %99 ihtimalle bel altı kaynaklıdır)
Benzer malzeme/donanım bende de olduğu için, yakiinen anlıyorum o psikolojiyi. O alanı daha bakir, daha az rekabet gerektiren, daha eğlenceli, daha kolay gören erkekler kolayca sapıveriyorlar dans sokağına..
De... kadınlar buna neden prim veriyor; orada kısa devre yapıyor işte benim sistem..
Bir kez dansa gitmişliğim var... O bahsettiğim tatlı su dansçısı kız arkadaşımla(platonik moddaydık o dönemler)...
Taksim'de bir küba gecesi... İçerisi hıncahınç dolu... U şeklinde bir oturma düzeni; ortada görece eşşek kadar pist.. Etrafta bariz biçimde salyaları akan tonla erkek, ve mini minilerini giyip kollarda çevrilmeyi bekleyen aç kadınlar......... offf... çok laf yiyeceğim devamını yazarsam..
Kabaca şöyle özetleyeyim: Kendinizi kandırıyorsunuz.. Dans bahane, abazalık şahane!
Saatlerce, müstakbel kız arkadaşımı tanımadığım/tanımadığı tonla erkeğin kollarında oradan oraya savrulurken seyretmek durumunda kaldım... Ultra-mega mülayim bir adam olmama rağmen, elimdeki bira şişesi ne ara ters çevrildi; ne ara etrafa "dağılın löynnn! değmeyin bana! yıkarım burayı" bakışları attım; hiç bir fikrim yok.. Ama iç sesimi, gayet iyi hatırlıyorum: "o el yarım karış daha aşağıya inerse dalıyorum.. bu şişe bu kafada patlar arkadaş! o kadar!" dı..
Kıskançmışım; bunu 30'umda öğrendim ben.. 30'umda suçlandım çünkü...
Elin adamı gelip kız arkadaşıma yumulsun gözümün önünde; sonra o centilmen/modern erkek, ben öküz/tüüü alah belanı versin sığ herif olayım...
Hadi len!!
Ya birileri fena halde kafa buluyor benimle... ya da dünyanın hakikaten çivisi çıkmış arkadaş..
Olaya sadece dans olarak bakılıyormuş.. Bana ne Tan Sağtürk'ten, onbinde birlik istisnalardan... Su mu sandın o pistteki ıslaklığı; salya o yahu! Kadınlı/erkekli eşşekler gibi akıyordu milletin ağzından, nasıl görmezsin?!!
Amaç belliyse neden kestirmeden gidip fuckbuddy yapan Öküz yadırganıyor da, bu insanlar yadırganmıyor? Biri açıklayabilir mi bana?
Profesyonel bakılıyormuş.. hiç bir şey hissetmiyoruzki!ymiş..
hött!!! ... hadi lan! sizdeki şey de, bendeki düdük değil herhalde.. Benzer hormonlarımız, benzer tepkilerimiz, benzer kafalarımız var yahu.. beni kandırıyorsunuz kabul; de bari kendinize yapmayın bunu..
Bachata'ya falan hiç gelmiyorum bak.. salsadayım ben hala...
Ha bak, bir kez de modern dans gösterisine gitmiştim vakti zamanında(elbette kız arkadaşımın zoruyla). Nasıl bir tiyatroysa artık; tüm seyirci dişiler çıplak erkek dansçılara, tüm seyirci erkekler, çıplak kadın dansçılara gözlerini ayırmadan baktı durdu bütün gece... kızlar erkeklerin baklavalarını saydı; erkekler memelerin hoplayışını inceledi.. Özellikle dikkat ettim etrafımdaki "güya" çaktırmayan bakışlara yahu.. Herkesin bilinçaltı kımıl kımıldı gösteri boyunca..
Çooook acayip bir düzen... Herkes olayın gayet farkında olmasına rağmen, bilinç altları "ben xx değilim" amaçlı öyle maskeler takmışki suratlara, av kim, avcı kim, dansçı kim, neden buradayız unutulmuş..
Puffff.. herneyse...
Sevmiyorum arkadaş ben dansı da dans edenleri de.. Hem içimden gelmeyen, hem de beceremediğim bir şeyi sırf sosyal/normal kabul edilmek için ne diye dayatayım burnuma burnuma?
Uzak olsun benden... asabiyim bugün!
Sonradan eklenen not: o tatlı su dansçısı kız için netten gizli gizli salsa dersleri seyretmiş; ofiste ileri geri salakça adımlar atmaya dahi başlamıştım vakti zamanında.. fena halde utanıyorum kendimden!















