25 Eylül 2026 Cuma

Geleneksel Erkek & Prenses Erkek

Az önce "Geleneksel Erkek Modeli Nasıl Bitti" konulu bir post gördüm Instagram'da.. Altında bir sürü kadın bik bik yazıp durmuş; prenses erkekler vs diye..

Ulan cidden soruyor msunuz bunu?

Paşa babalarınızın-boşanmış ablalarınızın yarattığı travmalarla, tükürdüğümün kedili feministlerin gazıyla içine ettiniz bilmem kaç yüzbin yıllık insan doğasının; ve şimdi "normal erkekler nerede" diye mi soruyorsunuz cidden?

Çok ince askılı giymesen, bikini yerine mayo mu giysen diyen adamların ağzına ettiniz senelerce.. Bireysiniz siz; kendi kararınızı kendiniz verirsiniz (b.k kendi kararınız liboş köleler), beni böyle kabul etçiler..

Sabah-akşam tost/kola yapan kadına ev yemeği istiyorum dediği için, adama "sen hayat arkadaşı değil, hizmetçi arıyorsun" diyen siz değil misiniz?

Kendi evimin perdelerini kapattığım için laf yemişliğim var; kapris kapris kapris, trip trip, trip... Huysuzluk bir sevgi dili değildir; kimse söylemedi mi bunu size?? (size söyleniyorum, ama asıl kendime kızıyorum elbette; nasıl kafasına bir şey geçirmedim o anlarda diye)

Birlikte yaşadığı adamın "şunu giymesen mi" sözünü duymazdan gelen kadın, kadın mı size göre cidden? Özgür kadın.. Vay vay vay..

Bak.. Öküz tüyo versin size: Kimse aptal değil, 3 gün 5 gün saftirik dolanır belki adam jeton düşünceye kadar; ama çok güzel bir memleketim sözü var "öyle döte böyle börek" diye.. Hiç ağlamayın sonra; Öküz dediydi dersiniz.

Birine merhaba demeye çekiniyor yahu insan; herkes Monaco prensesi mübarek..  Herkes zengin, herkes para para para.. Üstelik akşamına Hülya Koçyiğit'in imkansız aşk filmini izleyip göz yaşı döküyor aynı kadın.. Hele üç beş de feminist kedili de varsa etrafta gaz veren, değme bunların kafa karışıklığına..

Hiç utanmıyorsunuz da birbirinin aynı tip burunlara, dudaklara, g.tünüzü başınızı açmaya mesela.. Popüler kültüre dahil olmaktan, mahalle baskısına boyun eğmekten, ucuz/aç gözleri çekmekten daha küçültücü bir şey mi var yahu?

Ondan sonra ahhh ispanya prensesi-belçika düşesi ne asil, ne şık kadın diyen de kendileri üstelik..

Hasbelkader yüzüğü takıp çocuk yaptılar mı bir de; oh mis... Vur adamın kıçına tekmeyi, al üstüne nafakayı, çocuğu da gösterme adama.. Hayat size güzel..

Elbet erkekler kral, erkekler miss anlamında söylemiyorum; nice *o çocukları dolu bizim tarafta da muhakkak.. ama bu yazının konusu midem bulandıran bu kadınlar.. 

20 Temmuz 2026 Pazartesi

Beni Seviyor mu?

Genç arkadaşlara hap bilgi; tereddütünüz varsa == sevmiyordur.. Acı, ama gerçek..
Yani seviyor olabilir elbette, bir dost gibi, arkadaş gibi vs.... ama sizin istediğiniz, ihtiyacınız şekilde ve kadar sevmediğinden emin olabilirsiniz.

Gerçekten seven insandan tereddüt etmezsiniz; yazın bunu bir kenara.

Not: Sevmek ve istemek farklı şeyler; bunu da ayrıca kaydetmek faydalı olabilir.

Vermeden Sevilir mi?

Öyle değil hayvan🤦🏻‍♂️

Demek istediğim… Her insanın içinde, birini sevdiği taktirde “onu mutlu etme heyecanı” belirmez mi? O mutlu olunca iyi hissetmek, yarım gram gülümsemesi için dünyaları yıkabilmek vs.. Sulandırma hemen, bir ömür suratsız keçiyi gülümsetmeye çalışmaktan bahsetmiyorum elbette; ama… ne bileyim default, içten gelmez mi böyle şeyler?


“Ben mutlu olayım, o da benim mutlu olduğum şeylerden, mutlu olduğum gibi mutlu olsun; yaşayıp gidelim”…

Birini mutlu etmek için çaba sarfetmekten de bahsetmiyorum; çaba değil, içten-yaradılıştan gelen bir şey değil mi bu? Suratına bakınca ben bu adamı/kadını çok seviyorum diye içinin ısınması; onun için bir şeyler yapma isteği; "iç güdü" gibi...

Ya da.. Ne bileyim; herkes kendi gibi birini mi bulmalı sevildiğini hissetmek için?

“Kimse kimseye tabağındaki köfteden vermesin mi” mesela?


İnsanları anlamakta neden bu kadar zorlanıyorum? 😕


İç ses: daha b.ktan soru geldi bak aklıma: almak şart mı peki?

16 Temmuz 2026 Perşembe

Bamya

İsmiyle çok barışık olmasam da; bamya yemeğini (hatta turşusunu özellikle) baya baya sevmeye mi başladım, bana mı öyle geliyor. Of yaşlılık.....