9 Kasım 2009 Pazartesi

Severim 3


- Kedi-köpek mamalarının kokusunu.
(Carefour vb marketlerdeki ilgli reyonlar, bir şey almayacak olsam dahi çeker beni kendine. Hüzünlenirim..)

- Akşam mesai bitiminde, ışıkları kapatıp, arındırıcı müziklerimle ruhumda biriken pislikleri bir kenara bırakarak kanepede uyuya kalmayı.(kediiiiiiiiiii.... kedi istiorum ben yine:( ne güzeldi onlar da varken.. pancar motorlarım, çok özledim sizi)

- Rastlarım bazen; duştan yeni çıkıp, sabun/şampuan kokusu daha henüz üzerlerinden kaybolmamışken yanımdan geçen insanları.. en güzel/pahalı parfümden daha etkileyicidir o taze koku..

- Hani güya ekşın adamım ya.. ısrarla öyle görmek/tanımak istiyor tüm arkadaşlarım(acaba öyleyim de, be mi kendimi yanlış tanıyorum?? neden bu ısrar, kör bakış??)...
Onlara inat aksiyon filmlerinden kaçıp, dram(a) seyretmeyi...
Şeytanlı cinli bir korku filmine ise asla! hayır demem(korku dediğin, gece çişe kalkacakken 2 kere düşündürmeli//aaaaa.. pek sevmem aslında; ama freddy kruger'ın yeni filmi geliyor, ve fragmanı oldukça enteresan.. bir bakın derim//)...

tek başına ckm, nathilus yahut capitol'de gece matinelerini...

- 3-8 yaş arası, mümkünse sümüklü çocukları. (iş güç olmasın, sabahlara kadar oynayayım onlarla)

- Yemeklerden sonra Türk kahvesini(mümkünse ben yapmayayım ama) ..

- Terasımdaki bitkigillerimi...
(İnsan sevdiğini öldürür mü? büyük konuşmamak lazımmış.. Hergün hegün su/bakım isteyen bitkigiller, bazen ölebiliyormuş:P offf... kim uğraşacak şimdi orayı yeniden adam etmekle!)

- Denizi ve parmak buruşturma potansiyeline sahip her çeşit suyu... (ah bir jakuzim olsa da, saatlerce çıkmasam içinden) Şehir hatlarındaki vapurları.. yorucu bir günün ardından, kulakta müzik, kafa camda, gözler kapalı, dalgalarla sallana sallana eve dönmeyi(çook uzun zaman oldu yaşamayalı).. hatta uyuya kalmayı... (hele bir de hava soğuksa.. kar yağıyorsa... )

- Pek kalmadı artık. Safarilerim sırasında rastlıyorum ayda yılda bir... ama, severim küçük mahalle bakkallarını.. kapısının yanındaki file içinde plastik toplar bulunan(kafamıza takardık o fileleri:P).. tezgahlarının üzeri, abidik gubidik tonla renkli abur cuburla dolu.. bakkal amcaların işlettiği.. küçük.. karanlık.. ama gönül değeri 40.000 carefour'a bedel bakkalları .. (cincin istiyorum!)

- Arnavut kaldırımlarını..

- Misafir ağırlamayı(özellikle elleri boş gelmeyip, yanlarında tatlı getiren misafirleri).. pek beceremesem de, yemek yapmayı..

- Tek başına ve günübirlik şehirden uzaklaşmayı.. (çok denedim, olmuyor. yanımda mik mik eden birileri varken rahat edemiyorum. "çişim geldi, yoruldum, acıktım vs" diye mızmızlanan bir yol arkadaşı, günün bütün tadını kaçırabiliyor) Hele bir de arabada güzel yol müzüklerim varsa...

- Yürümeyi.. deli gibi yürür bu öküz.. yürüyerek yorulmak nedir bilmez.. sabahtan akşama yürüyebilme potansiyeline sahip.. (ama mümkünse, kalabalık vb bünyeyi kasacak unsurlardan arındırılmış bir rota olsun).

Severim 2: http://okuzunondegideni.blogspot.com/2009/04/severim-bolum-2.html
Severim 1: http://okuzunondegideni.blogspot.com/2009/03/severim-bolum-1.html

Foto: http://ojosrojos.deviantart.com/art/bakkal-39843569

13 yorum:

Aslı dedi ki...

severim,
yağmurda işsiz güçsüz müzik dinleyip ıslanarak sokaklarda yürümeyi
severim...

öküz dedi ki...

Deniz kenarında olunmalı ve yağmur mümkünse çok şidetli yağmamalı ama:P

Tam yazıyı güncellerken yazmışsın yorumunu. yeniden oku plz...

mr_lonely dedi ki...

Tüm bu saydıklarını sevipte kendine öküz diyen bir kişi kendine hakaret ediyordur derim ben. :D

Aslı dedi ki...

okudum :) eklemeler güzel olmuş. tamam deniz kenarında olsun hatta bir de kar yağaken olsun o zaman :)

öküz dedi ki...

mr_lonely: ben değil; modern(??) memleketim kadınları yakıştırıyor o sıfatı.. ah be lonely kardeşim, keşke olay "bunları sevmek" kadar basit olsa.. çok çetrefilli bir yol bu... ve ben ç'sini bilmiyorum/tanımıyorum o yolun..

aslı: yalnız... denize de düşmemek lazım kaygan zeminde(düştüm, oradan biliyorum:p)

Aslı dedi ki...

e bitirdin benim yürüyüş fantazimi, düşme fobim var benim, allah düşürmesin :)

nesobaby dedi ki...

öküzüm ama romantiğim diyorsun :))))
ben de annenin pişirdiği ( kendin pişirince eziyetli oluyor o ocakbaşı kaşık çevirme muhabbeti) puding ya da sütlaç sonrası tenceresinin dibini sıyırmayı çok severim hehehe ne alaka da birden aklıma o geldi :)

öküz dedi ki...

cık..

genel kabul gören romantizm anlayışı mümkün olduğunca uzak olsun benden.. özellikle şekilci yahut ispat amaçlı olan..

mm:) evet.. tencere dibi pudingleri de pek güzeldir; haklısın;)

Bir kadın dedi ki...

Cincin şu kayısılı, parmak uzunluğundaki sarı paketli çikolata değil mi?

kübra özer dedi ki...

herkesin içinde böyle bi öküz var harikasın ya pardon sen öküz değilsin anormal derecede olması gereken normal insansın nadir bulunanlardan seviyorum seni olmasını düşlediğim ama az bulunanlardan :)

öküz dedi ki...

Cici Öküz... (ama öküz:S)

kübra özer dedi ki...

olması gereken erkek/kadın bu ama..

öküz dedi ki...

Bilemorum; çok emin değilim.. (ama teşekkür ederim elbette)