21 Kasım 2009 Cumartesi

Bencil Kalpler

Sevgiye, verilen değere aynı şekil ve şiddette karşılık beklemek çok bencilce; bunun farkındayım....

"Kalp sayısı kadar aşk çeşidi var" demişler.... İlla kadın-erkek mevzusu olmak zorunda da değil hatta; doğru demişler muhtemelen.

Acaba diyor iç sesim, "farkında olmasaydım daha mı kolay olurdu herşey?"........

Ne bileyim... tüm bu farkındalığa rağmen acıyor çünkü içeride bir yerler.

Herneyse........

Vücudun neresi laf dinliyor ki, kalp dinlesin.... Öyle değil mi?

Okuyan herkese sevdiği gibi sevileceği, değer verdiği gibi değer göreceği sosyal-duygusal ilişkiler diliyorum.. Ne bir dirhem az; ne bir dirhem fazla..

İmza: Ormantik Öküz

17 yorum:

Aslı dedi ki...

Yazıya başlama cümlen son zamanlarda çok düşündüğüm bir şey. Sevgi maalesef her zaman karşılıklı olmuyor, sadece erkek-kadın sevgisi değil benim söylediğim de.
Bir yandan karşılıksız sevmeye inanmazken bir yandan da biri beni seviyor diye benden de aynı sevgiyi beklemesini çok rahatsız edici buluyorum.
Bunlar gerçekten milyonlarca alternatifi olan durumlar. Üzerine düşünmek güzel ama yaşarken bazen acıtıyor işte.

melitzu dedi ki...

amin diyorum tüm kalbimle.
geçenlerde bir kitapta bahsediyordu.beklentisiz yaşamayı tercih etmek de bir beklenti.

oluruna bırakıp,izleyebilmek mükemmel.yapabilene.

öküz dedi ki...

Aslı: Sosyal yahut aile hayatında "karşılıksız değer vermek-sevmek gerektiğini", seneler önce öğrenmiş(zorla.. ittire kaktıra) biri olmama rağmen, zaman zaman ciddi anlamda çuvalladığım durumlar oluyor bu konuda.

Kadın erkek ilişkilerini farklı keseye koymak gerekiyor sanırım. Yahut sindirmem gereken daha çok şey vardır belkide; kim bilir?(dikkati dağınık iç ses: ne güzel şarkıdır "kim bilir")

Melitzu: "beklentisiz yaşamayı tercih etmek".... işte olay burada...

da... ince düşündüğünü farzeden insanlar için pek zor işte bu.. tam "öğrendim; tamamdır" diyorsun.. hop, 3 ay sonra yeniden kırılmış/alınmış/bozulmuş(herneyse) gönül..

ESRİK dedi ki...

Aşk kaç çeşit bilmiyorum, karşılık beklemek bencilce mi, ondan da emin değilim ama karşılıksız olanı çok yıkıcı olabiliyor malesef...

zerzewat dedi ki...

bütün ilişkilerime (aşk yada arkadaşlık farketmez)
çok büyük bi iştahla başlıyorum ne kadar neyim warsa seriyorum ortaya hani çocuklar olur ya ewcilik yada misket oynarken bütün mal warlığını serer güzel bi oyun olması için benimkide o hesap...
ama sonra beklediğim gibi olmayınca,aynı şeyi karşı taraftan görmeyince o misketleri awcuma alıp war gücümle yüzüne fırlatmak istiyorum.biliyorum yanlış...her seferinde kendi kendime söylüyorum
''kızım herkes kendi aşkından sorumlu'' diye ama...
ama işte...

Clementine dedi ki...

azıcık ilgi eksikliği görünce çıldıranlardanım bende. hemen bunalım,melankoli,depresif olup çıkıyorum. çok saçma evet.

öküz dedi ki...

Esrik: Malesef..
Ama "her istediğim, beni gönlümden geçen şekil ve şiddette istesin" bakışı da çok bencilce.. Bazen durumu olgunlukla sindirebilmek gerekebiliyor. Aksi, hastalılı bir durum olurdu zaten.

Zerzewat: Doğru bildiğinden şaşmamak, zamana/duruma göre karaktere şekil vermemek gerektiğine inanıyorum. Bedeli her ne olursa olsun..

Clementine: "ilgi arsızlığı" pek hoş bir şey değil ama. şayet self-teşhisin tam olarak buysa... aman dikkat..

Eliza Doolittle dedi ki...

Sevgili Okuz :)
Farkindalik cogu zaman zor ve acitici olabiliyo haklisin..sadece sevme-sevilme iliskilerinde degil, guven, saygi ve hatta son derece gundelik yasam eglencelerinde bile duyarsizlik en katlanilmazi, farkindalik da illa ki elekten gecemeyen duyarsizliklari onune suruyor...Ama bakma sen, acisiyla dikeniyle, farkinda olabilmek ender, anlatabilmek elzem, dileyebilmek guzel oluyor yine de cogu zaman..yolumuz acik olsun!

öküz dedi ki...

Teşekkür ederim coco'un ablası:) yine yine beklerim..

Sokak Kedisi dedi ki...

Karşılık beklemeden sevebilmek güzel deee beraberinde büyük bir olgunluğu ve belki de insan üstü bir doymuşluğu gerektiriyor.

Severim, sevdiklerim tarafından sevilmek de isterim. Ama işin keyfi "Kim daha çok seviyor" skoru tutmaya gelince kaçıyor işte. Olaya farkındalıkla aynı anda sorgulama da giriyor. Bu da finali hızlandırıyor.

Skordan değil oyundan keyif almak lazım sanırım...

Ama aynen dediğin gibi vücudun neresi laf dinliyor ki?

Sevgiler

nesobaby dedi ki...

Öküz annem geçen gece benim siteden senin siteye ulaşmış saatlerce okumuş pek beğenmiş :)) önce bunu belirteyim dedim. Ben de hep karşılık beklememek gerektiğini bilir (teoride) ama insanlara verdiğim değerin tıpkısının aynısını göremeyince üzülür bir de kafaya takarım ( pratikte). Çok verici (yanlış anlaşılmasın sevgi ve emek anlamında ) bir insan olduğumdan çok dost kazığı yemişliğim vardır. Benim kocam da mesela 3 sene kıymetimi bilmedi süründürdü beni, sonra geçen sene tam bu zamanlar onu bir terkettim ( tabi o zaman sevgiliyiz) sonra üstüne bir de sevgili yaptım :) sonra görünüz erkekler nasıl kıymet biliyor :) Geçen temmuzda evlendik işte. (aile sırlarımızı burda paylaşıyorum ama napayım :) Ve artık kimseye 2. bir şans vermiyorum . En son ona verdim o şansı. Kimse de sana vermez insanlar eskiye nazaran daha da bencil.Büyüdükçe çevrendiler bencilleşiyor. Eğer biri benim gösterdiğim özveriyi göstermiyorsa sen bilirsin diyorum. Kesinlikle daha kıymetli oluyorsun :) ilişkilerde doğal bir süreç olmuş bu değiştiremiyoruz maalesef. Ya öyle kabul edeceksin ya da hiçkimseyi fazla sevmeyeceksin.

öküz dedi ki...

Pufffff... Ya, birşey söyleyeceğim...

Kızlarında marjinal bir numara olmaz sıklıkla.. ama tanıdığım bütün dişilerin anne-babası pek sever beni....

Tam tersi olması gerekmez mi yahu aslında? ne anladım ben bu işten.. para etmiyor ki, "ay çok güzel/efendi çocuk" diyen anne-babalar..

Herneyse..
Saygılarımı ilet lütfen anneye. güzeldir anneler.. sarılınır çokça, öpülür vıcık vıcık..

Gevrelik yapmayayım diyorum ama.. özellikle altını çizdiğin "sevgi ve emek anlamında çok verici insan" açıklamasına pek güldüm akşam akşam; allah da seni güldürsün:)

Gelelim konumuza..
Ben hiç beceremedim bu bahsettiğin "rest taktiğini".. Bu amaçla verdiğim radikal kararlar yüzünden onlarca insan silindi gitti hayatımdan...

Zaman zaman geriye dönüp bakıyorum da.. "iyi halt etmişim".... 5-10 kişilik arkadaş gruplarıyla eğlenenleri gördükçe ezik moda geçiveriyorum hemen.. yok çevremde bir araya getirebileceğim 5-10 samimi arkadaş.. hatta hiç olmadı da sanırım..

İnsanları olduğu gibi kabul edebilmek, beklentileri sınırlamak lazımmış(hatta mümkünse hiç bir şey beklememek)... kimse ben/sen olamazmış(ve hatta olmamak da onların en doğal hakkıymış).. çok geç öğrendim ben bunu..

Yazımda, ailesel ilişkilerdeki olası hayal kırıklıklarından bahsetmiştim açıkçası. zira asıl zor olan bu bence. doğru yanlış, herneyse.. ama sosyal ilişkilerde zaman zaman radikal kararlar alabiliyor insan.. ve öyle, çok çok marjinal bir zararını da görmüyor.

Ama konu aile olunca... pufffff... burası zor işte..

Not: bu arada şanslıymışsın bence. bazı öküzler(bknz: ben) göbeği dahi çatlasa rest diyen birine gitme-kal diyemiyor(gitmek isteyen birine "kal" demek, karaktersizlik gibi geliyor kulağa.. bilemiyorum.. belki de yeterince sürtülmedi hala burnum.. kim bilir?)..

Sen ki, resti çekmiş... gitmiş.. yeni limanlar bulmuş.. o hooo zaman geçmiş... kuzu kuzu öyle döndürmüşsün eşinini... çok taktir ettim vallahi.. çok! :)

öküz dedi ki...

Sokak Kedisi: "kim daha çok seviyor" yahut "skor" olayı değil sanki bu... (m)idik yarıştırmıyoruz ki kimseyle.. O denli ucuz-bencil bir şey olduğunu sanmıyorum.

sevgi/değer anlayışları farklı iki insanın ortak bir paydada buluşması, ancak taviz vererek yahut hoşgörüyle becerebileceleri birşey... ve ne yazık ki, ben o hoşgörü/olgunluk seviyesine hala pek uzağım... ("beklentisiz/olduğu gibi sevmek/değer vermek gerektiğini" bilmeme rağmen, x zaman sonra unutuverip; "alınacak(alınmak)" malzeme yaratmakta hiç zorlanmıyorum)

nesobaby dedi ki...

yaw annem seni değil yazılarını beğenmiş :D ben aslında rest çekmedim ben çektim kapıyı gittim. kimse bana "kal" demedi. ama sonra "gel" diye baya bir süre süründü :)) hayatımda hiç bu kadar şımarmamıştım (tek çocuk olduğum halde) bence bir insanın 1-2 sağlam dostu olsa yeter. erkeklerde bu iş daha kolay. kızlarda çekemezlik kapriskıskançlık alevera dalabera ooo işler daha zor emin ol :D

Ozge Sipahioğlu dedi ki...

beklentisiz sevmek cidden en güzelii

ÇitLemBik dedi ki...

Keşke bunu başarabilsek.
Seneler önce en yakın arkadaşımın delicesine sevdiğe oğlana (oğlan diyorum, çünkü daha lisedeydik ve çocuktuk) -onu üzdüğün için seni sevemiyorum- demiştim. Halbuki o da iyi arkadaşımdı. -Haklı olabilirsin, beni sevemeyebilirsin de, ama benim sınıf arkadaşımda seni seviyor ve sende onu üzüyorsun. Ama ben seni yine de seviyorum- demişti. Utanmıştım :)
Olay bu aslında. Sevenler olarak karşılık alamadığımızda sinirlenip hırçınlaşıyoruz fakat çoğu zaman sevilen olduğumuzda da karşılık veremiyoruz istenildiği oranda. Yalnız aşk için değil her türlü karşılıklı ilişkide geçerli bu.
Tabi olayın mantık olayı dışında kalp gerçeği var. Mantık olarak sevildiğimiz kadar sevemeyeceğimizi ya da sevdiğimiz kadar sevilemeyeceğimizi kabul etsek de kalbimiz bunu kabullenemiyor. Herneyse, sevdiğimiz kadar sevilmemiz dileğiyle diyorum bende ve susuyorum :)

öküz dedi ki...

nesobaby: birşey demedim yahu:) nereden görsün/bilsin kadın beni:)

Evet... 20 farklı dostu olan insanları hiç anlamadım... ötesinde, saygı da duymadım.. onlara kıyasla çok farklı bir dünyada yaşıyorum ben...

özge: pek teşekkür ederim.. yine beklerim:)

çitlenbik: : uzun ve samimi yorum için pek teşekkürler.. bunu yazmıştan saymıyorum ama.. yine yine beklerim:)