2 Kasım 2009 Pazartesi

Issız Öküz


Seyretmeyecektim güya..... Üstelik yorgundum... uykum da vardı.... yemedi.......

Kabul; var benim içinde bir karı kılıklı... Severim ağlamaklı filmleri..
Yanımda başkaları oldu mu seyredemem; orası ayrı.. Büyü müyü kalmaz ortada.. Utanırım.. Ama... ne bileyim.. severim işte.. yalnızken...

Issız adamı ilk seyrettiğim günü düşünüyorum.. Aynada aksını görmüş bebeler misali, aptal olmuştum... Vardır şimdi içinizde "hah işte! hepiniz böylesiniz! pis ıssız erkekler" diye zikzik eden hanımlar..

ee, evet.. Haklısınız aslında.. Vardır elbet o tip erkekler de... Ama kusuruma bakmayın.. sezarın hakkı sezara.. Memleketim adam olabilmiş genel erkek profilinin, benim durumuma yakın olduğunu düşünüyorum(ıssız öküz sendromu).



Malum.. Kadınlar bir ömür aşk odaklı yaşar iç dünyalarında. Kimi kırk yılda bir çamur sürer özeline.... kimi dizlere kadar çamur içinde.... kimiyse, 40 erkek dener... 40 kalp kırar.. bambaşka sıfatlara muhattap olur... öyle yapar böyle yapar... ama neticede, usta bir cambaz edasıyla bir ömür seke seke gezebilir o çamurun üzerinde.. üstelik, zerre bulaştırmadan üzerine(yahut bulaştırsa dahi, siz göremezsiniz o çamuru)

Ben gezemedim be blog..

Tıpkı ıssız adam gibi, çok şeyi tükettim....
Çok şeyin hiç bir anlamı, hiç bir heyecanı yok artık benim dünyamda..

Kirlettim bünyeyi... Pek çok yanlış yaptım.. Üstelik, hala da yapıyorum zaman zaman..

Hani diyorum ya, bel altı mevzularda hiç öyle marjinal yetenekleri olan/tatmin garantili bir adam değilim diye.. ( Dengesizlerin önde gideniyim. önem verdim mi çuvallar, vermedim mi semaya çıkarım.. ) muhtemelen sebeplerden biri de bu: Pis boğazlar misali, hazmedebileceğimden daha fazla şey tükettim.... kirlettim bünyeyi..

Komik... çaktırmıyorum da aslında... ama yeniden aşık olduğum biriyle sevişirsem, yine saçmalayacağımdan eminim... 3-5 var o hususta tecrübem.. ama genele kıyasla, hemen hiç aşkla sevişmedim ki ben...




Ama bir ayrıntı var ki.. o işte beni düşündüren.. "ıssız öküz-ıssız adam" ayrımıma sebep olan..

Hiç "budur" dediğim biri olmadı benim hayatımda...

Kızardı ilişki yaşadığım kadınlar..
"Herşeyimi verdim sana, istediğin herşeyim vardı.. mutluydun yanımda.. neden istemedin beni, daha ne istiyorsun?" diye...

Keşke.....
Keşke.... daha kolay olabilseydi herşey.. Kalbim ve beynim hiç birbiriyle uyumlu kararlar alamadı.. Kalp istediyse, beyin istemedi.. beyin istediyse kalp istemedi..

Olmadı işte... sormayın "neden?" diye... olamadı bir türlü..

Hiç.... "budur" diyemedim.. aç gözlülük mü, maymun iştahlılık mı... Sorgulamadım da sanmayın.. Ama.... İçimden bir ses, "hem kalbinin, hem beyninin kabul ettiği birini istemek senin de hakkın" diyor...

Öyle meg ryan aşkı falan da aradığı yok kalbin.. Yaş 30 oldu; öğrendi bu gönül de ışıltılı dünyanın kandırmacalarını.. neyin sahte, neyin gerçek olduğunu..



Br ömür gayret ettim kimseyi kandırmamaya, kırmamaya.. ardımda göz yaşı bırakmamaya.. Hatta bilenler bilir; bu olayı biraz paranoya boyutuna dahi getirdim iç dünyamda.. Pek çok şeyi de böyle b.k ettim ya aslında.. Rahatça, sonrasını düşünmeden bir türlü yaşayamadım ilişkilerimi..

Onca gayrete rağmen hep suçlandım.. Hep göz yaşına sebep oldum.. Bazen durumu önceden bildikleri için kuru kuru ağladılar.. bazen salya sümük.. Hata yapmamak için o kadar kastım ki bünyeyi, neticede hep elime yüzüme bulaştı hayat...

"İyi ama neden? neden beni istemiyorsun?" o kadar çok duydum ki bu cümleyi..

Her duyduğumda içimden bir şeyler koptu..
Gerçi... Koptu da neye yaradı?.. bir biri ardına duymaya devam ettim benzer cümleleri.. Anlamadan.. bomboş bir kalp, ne yapacağını bilmez bir ifadeyle..

Bu öyle "şartlar tamam" diye olabilecek bir şey değil gibi geliyor.. Seviştik, eğlendik, güldük, gezdik, sarıldık, beğendik.. her şey tamam.. Bazen "en başından açıkça söylemek" dahi duruma mani olmuyor hatta...

Nedeninin, nasılılının önemi de göreceli aslında... Bir türlü "budur" demedi, diyemedi işte bu salak gönül..

Diyemedikçe de hep "ıssız adam" olmakla suçlandım.. İçten gözlere aldanıp, ne onları istemediğimi anladılar, ne de kalp-beyin anlaşmazlığıma saygı duydular..



Çok şeyi tükettim ben hayatta.. çok şey anlamını, heyecanını yitirdi..
Kimisi olgunlaşmak, erkek olmak, büyümek dedi bunun adına... ben ise kirlenmek...

İsterdim tek tek hepsini sevdiğim kadınla yaşamak.. Olmadı....


Foto: http://sinsiyenidunya.deviantart.com/art/thinking-135517253

34 yorum:

domi dedi ki...

yazi hakkinda yorum yapmayacagim daha dogrusu yapamayacagim zira hersey karma karisik bu tarafta..
Ben sadece yazilarini cok buyuk bir zevkle okudugumu soylemek istedim...

homeless dedi ki...

bide soyleyemeyip kacanlar alicengiz oyunlarina basvuranlar var
bosversen en azindan durust oldugunu dusun rahatla ;)
okuzdas tavsiyesi ;)

mr_lonely dedi ki...

Benim burada akıl vermeye ne yaşım ne de tecrübem yeter onun için bu konu hakkında konuşmayayım.
Issız adam hakkında konuşayım sinemada izlememiştim, millet o kadar methedince televizyondan da bir izleme hevesim vardı. Ama keşke izlemeseymişim boşa vakit harcamışım yani. Kimse aşk filmi falan demesin yani düpedüz seks filmiydi be. Pornodan hallice. :D

Talisman dedi ki...

Bu biraz dejenerasyon gibi birşey değil mi? Yani dejenerasyondan kastım insanın duygularının dejenere olması. Yani kelime anlamı ile, yoksa "pis dejenere" şeklinde hakaret değil. Bozulmak gibi yani.
Ben buna biraz cinsel özgürlüğün abartılmasının da sebep olduğunu düşünüyorum. Yani duygusuz çok fazla birleşmeden insan bedenini ve ruhunu korumalı. Kadın- erkek farketmez, herkes. Bu muhafazakarlık mı sayılır bilmem ama belki insan cidden aşık olmadan ve çabucak sevişmemeli. Ruhunu kirletiyor insanın.
Bir de başka bir blogta da sordum sana da sorayım, fuckbuddy lik müessesesinden gerçek anlamda mutlu olan kadın tanıyor musun? Yani çaresizlikten değil isteyerek ve severek işin içinde olan? Bu sadece "pure" merak. Çok içten soruyorum.
Sevgiler.

Bu arada kendine ıssız adam deme yaa, o derece kötü müsün? Ordaki karakter cidden çok çok zavallı resmedilmiş. Gerçi film de berbat yaa, klişeler hele o Ada nın o felsefi yatak konuşmaları. Evlerden ırak.

öküz dedi ki...

domi: çok teşekkür ederim. sen de harika yazıyorsun..

homeless: teşekkür ederim öküzdaşım:) alicengiz bilmem ben; çalışmaz kafam öyle. haklısın.

mr_lonely: estafrullah. paylaşsaydın keşke fikirlerini.. teşekkür ederim paylaşımın için..

talisman: ben sex'i sizin kadar önemsemiyorum sanırım. aşk aromalı sex tecrübem fazla olmadığındandır belkide.. bilemiyorum..

az yapmalı, çok yapmalı demeyelim istersen.. limitleri farklıdır herkesin.. "pis boğazlar gibi olayı abartıp, bünyeyi fazla zorlamayalım"; olsun bitsin..

Soruna gelelim..
yanlış anlıyorsunuz durumu. kafalarda "keyiften salyaların aktığı, dejanere" fotoğraflar uçuşuyor sanırım.

x-body kurumlarının hemen hiç birinde eğlencelik biliktelikler söz konusu değildir.

Mutlu kadın görmedim elbet... ihtiyaçlarını gidermiş, rahatlamış kadın gördüm(fuck buddy-hugbuddy-dvdboddy.. tek bir fotoğrafa bakmayın) .. Mutlu erkek de görmedim.. rahatlamış, akut arızasını gidermiş erkek gördüm..

Hiç bir özel ihtiyacı olmamasına rağmen just dejenerasyon, just adrenalin, just hard-core görmedim mi? gördüm elbet.. bunu tahmininin çok ötesinde yaşayan kadınlar var memlekette. hatta hızına yetişemediklerim, geniş miğde olayının b.kunu çıkartmışlar dahi var. kocası evde onu beklerken, ağzı kulaklarında, 3lü 4lü takılanları tanıdım..

karısını-kocasını paylaşanlar var bu memlekette yahu:) geniş miğdeye kim sınır koyabilir, "doruk budur" diye?

Sokak Kedisi dedi ki...

Issız Öküz :))

Herşeye bir anlam yüklememek lazım belki de. Ya da anlamsızlığı önemsemek biraz da.

Yani aşk dendi mi tümdengelim de hikayedir tümevarım da.

Sevgiler

öküz dedi ki...

hmmmm...

"i see dead people" gibi birşey sanırım bu:P

Aslı dedi ki...

Bulursun be öküzüm, arayan bulurmuş.
mevlayı mı belayı mı ksımı sana kalıyor elbet :)

öküz dedi ki...

aranabilsem..........

La Santa Roja dedi ki...

Bana çok zavallı bir klişe olarak geliyor bu "ıssız adam"lık. Maymun iştahlılık, gözü doymamışlık, müsriflik, yetersizlik duygusu, açlık vb.'nin bir karışımı. Sen öyle bahsetmemişsin ama bundan matah birşey gibi bahseden de çok "loser" gördüm. Gerçekten %100 uyabileceğin, zamanla eskimeyecek birşey peşinde koşuyorsun anladığım kadarıyla ama korkarım böyle birşey zaten mümkün değil. Aşk yapısı itibariyle bir gün bitmeye mahkum ki zaten ;)

öküz dedi ki...

Bana da, "her istediğim beni istesin" mantığı zavallılı gibi geliyor.

Sonuçlarına üzülüyorum belki; ama beynimin "sen ve bu kadın asla yapamazsınız, sana ve alıştığın dünyaya çok çok ters" dediği birine neden kalbimi vermek zorunda olayım?

Hani ben terkedilirken mübah da, ben terkedince mi suç oluyor gibi bir durum çıkıyor ortaya.. Üstelik istemediğimi, daha en başından söylemişken..

Anlıyorum pek çoğumuzda kuyruk acısı var bu mevzuda(bende de var), ama, ön yagılı yahut peşin hükümlü de olmayalım lütfe.

La Santa Roja dedi ki...

Tamamen önyargılı okunup anlaşılmışım, eyvallah ne deyim. Kimse kimseyle "sonsuza kadar mutlu yaşamak" ya da diğer taraf bırakana kadar ilişkiyi sürdürmek zorunda değil. Elbette ki olmuyorsa ayrılacaksın, olanını bulana kadar denemeye devam edeceksin ama "ben erişilmez adamım, beni mutlu edecek kadın yok, anlaşılmazım, ıssızım, kızsızım, değerim ölünce anlaşılacak" havasında dolaşan salaklara giydirmekten de alamam kendimi. Bu kendini "ıssız adam" olarak nitelendirenlerden çıkmadı hiç karşıma, yemez, bu yüzden de bu konuda kuyruk acım yok. Keşke üzerine alınıp böyle savunmaya geçmeseydin zira seni tenzih etmiş idim.neyse...

öküz dedi ki...

Aslında lafım tam olarak sana da değildi.

"Sebepsiz yahut kendi iç çekişmeleri/saçma sapan korkaklıkları yüzünden 'istiyorum' denilen birinin yarı yolda bırakılması" looser'lıktır diye düşünüyorum; hepsi bu.. Senin de söylediğin gibi, benim bahsettiğim durumun bununla alakası yok...

Herneyse..
Meselenin özü şu: öküzün "yanlış anlaşılma" paranoyası; "ben öyle değilim"i anlatma psiko-zamazingosu var...

domi dedi ki...

"Sonuçlarına üzülüyorum belki; ama beynimin "sen ve bu kadın asla yapamazsınız, sana ve alıştığın dünyaya çok çok ters" dediği birine neden kalbimi vermek zorunda olayım?"

ahhh be okuzcumm, yorgun argin ve mutsuz geldigim evimde tam kalbimden vurdun beni...
Niye denemez ki insan, sirf hersey birbirnden cok farkli diye, nasil guclu bir mantiktir ki o sonuclarina uzulsen bile ileri gitmekten alikoyar seni? Farkli olmak guzel degil mi? Insan hep farkli olduklarindan birsey ogrenmez mi? Yeni olan daha eglenceli ve kiskirtici degil mi? nedennnn yaaaa ? :)
gordugun gibi senin agzindan cikacaklardan bir medet umuyorum su caresiz durumum icin:))

yani bir filmi seyredipte kendisine " hah iste ben buyum, ben bir issiz adamim" triplerine girene ben de very big time loser gozu ile bakanlardanim ama gercekten meseleyi kendi icinde cozememis ve bir turlu baglanamayan cok insan var. Arayis icindedir, neyi aradigini bile bilmeden..veeee sevgili Santa Roja, bosver buyuk konusma, kimin ile ne zaman karsilasacagin belli olmaz..tabii sen de okuzcumm kadar saglam laf gecirebiliyorsan kalbine o ayri, o zaman soylenecek birsey yok.
Yaaa su kalbine hukmedemeyen bir ben mi varim anlamadim ki?????

öküz dedi ki...

kalp-hükmetme sürecinin acısız olduğunu kim söyedi:) sen asıl aksiyonu kaçırıyorsun be domim:)

"bir ben var benden çeri", "oylum oylum selvi boylum" falan diyesim geldi niyeyse:)

acılı olmaz mı.. sürüm sürüm sürünür bünye yerlerde... ama...

"aması" var işte.. ki asıl action da burada zaten...

dengim, her ortamda yanımda gururla taşıyacağım("yanda taşımak" ne iğrenç bir laftır), aile yapısı kısmen de olsa benimkine benzer(evcimen bi adamım ben.. temiz aile öküzü:P), hayatına, doğrularına saygı duyduğum birini istemek... yanlış bir şey olmasa gerek..

olay şurada: aşk böceği sıklıkla b.kları seçer konmak için. buna inancım sonsuz.. burada bizi koruyup kollayabilecek tek dost ise, beyindir... "bence tabi"....

o yüzden; onun onayı olmadan "olmaz" bazı şeyler..

burada kilit bir nokta var: değişim hakkında bir yazı yazmıştım hatırlarsan.. değişim, yakınlaşma, uyum sağlama hususunda umudum/inancım yoksa... bunu denemiş ama başaramamışsam, "işine gelirse beni böyle kabul et" denmiş ve mevcut durum benim asla kabul edemeyeceğim bir sevimsizlikteyse bu dediklerim geçerli elbette...

yoksa, bir elmanın diğer yarısını falan arayacak yaşı çok oldu geçeli. aksine, ben sessiz/uysalım/yabani biriyim.. o daha sosyal, daha güler yüzlü olsun ister bünye.. ki tamamlasın beni. ben hayatı hep ertelerim, o yaşamayı da öğretsin bana.. falan fıstık...

ama... bazen öyle şeylerle muhattap olunuyor ki... "işte bu sınır" diyorsun.. "yok artık! ben bu şekilde bir ilişki, bu şekilde bir kadın istemiyorum hayatımda diyorsun.. kalbin 40.000 parça olduğuna aldırmadan..

karikatürize edip, basitleştirip, bir kaç beyin özürlü ve şekilsel örnek vereyim.. net canlansın zihninde..

-çok aşıksın. ama, sosyal hayatında yanında olmasından çok rahatsızlık duyacağın bir fizik söz konusu.

-çok aşıksın.. ama o ortaokul mezunu, ailesi köyden yeni göç etmiş biri..

-çok aşıksın.. ama sen evcimen-uysal biriyken; o, maneviyatın ne olduğundan habersiz, kavgacı, sorumsuz bir gecelerin adamı..

-çok aşıksın, ama o kokainman..

-çok aşıksın. ama o bekar olmasına karşın, senden 20 yaş büyük ve 2 çocuk sahibi.

yineliyorum.. tüm bu beyin engelli, orta yol sağlanamayacağını anladığı an devreye giriyor.. girmeli de.. yoksa, körü körüne aşktan kaçan, ikiz kardeşini arayan, elbette bir ömür looser yaşamak zorunda..

korkaklıkla ney istediğini bilme sorunsalı galiba.

bilmem anlatabildim mi:P

öküz dedi ki...

evet, ben de ney istiyorum:) yansımlar, beyhude'yi çalmak istiyorum hatta...

domi dedi ki...

bana niye ise benden farkli olana tamamen kapanma durumu olarak algilamisim oncekileri, kriterler bunlarsa hukmetme meselesinde, zaten ayni dalgada surf ediyoruz..himmm bana burdan da cevap yok yani:)
yanlis anlama sen veremedigin icin degil, sen de benim gibi oldugun icin..

buarada domim olmamamis:))) ben niye bu ismi sectiysem, hayatimda da hic kullanmadigim, duymadigim birsey...degistireyim bari ben su ismimi:))))

d.

La Santa Roja dedi ki...

Domi, büyük lokma yerim büyük laf konuşmam ama benim başımda "ıssız"lıktandaha büyük dert var. O bakımdan bir kızsıza pabuç bırakmam yani, o yüzden öyle dedim ;)
Kalbime şimdiye kadar tek kişi haricinde hep söz geçirdim, bütün cozutma hakkımı bu adamda kullandım, bundan sonra beynimi geçemeyen kalbime ulaşamaz zaten :) İyi yöntem bak, tavsiye derim.

nick bulamadim dedi ki...

Bu issiz adam kadar berbat film yillar var ki izlemedim, korkunc ozenti sevimsiz tiplemeler (hem adam, hem kadin), yapmacik diyaloglar, abarti tavirlar, klise ustune klise.

Genel uslubuna, yazdiklarina bakarak, kendini bu pespaye, zeka ozurlu, cinsel islev bozuklugu olan, soguk esprili, sevimsiz adama benzetmene sasirdim. Ic sesin cok farkli gelmisti bana.

öküz dedi ki...

"aşk ve terkedilme/ayrılık" karışımını birlikte tatmamış insanlar için, evet oldukça! basit/ucuz bir film.

Kimsenin oyunculuk yahut kamera başarısı için bu filmi alkışladığını sanmıyorum. Zira o kısımlar gerçekten içler acısı..

Olay şu ki, film, bazı insanlar için tanıdık noktalara parmak basıyor; ve bu bastığı noktalardan bazıları da izleyenin canını çooook yakıyor. Hepsi bu....

40 defa izleyeyim... son sahnede 40 defa hüzünlenirim muhtemelen..

Gelelim bana. Yaşın kaç bilmiyorum; ama bence ıssız adamdan senin içinde de bir parça olmadığına inanıyorsan; yanılıyorsun. Hayatı hiç çamura bulaşmadan yaşamış birini ne gördüm, ne duydum..

Film başarılı, çünkü kabul etmek istemediğimiz ayrıntıları vuruyor surata. Seç beğen al benzerlikleri; hangisini sana yakın buluyorsan.. (ben yoldan çıkmış sex hayatını ve aşkı unutmuşluğunu yakın buldum kendime örneğin)

özet: insanları az buçuk tanıdığıma inanırım; o sebeple gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum ki: benim gibi birine gömleğinde çamur var diyen insan ya kendi paçalarındaki 2 karış çamuru görmeyecek kadar kördür/öylesine bencilir ki, onların çamur olduğunun fakında dahi değildir hatta/.... ya çok gençtir yahut genç evlenmiştir/çamura bulaşmaya fırsatı olmamıştır-tuzu kurudur/.... ya da melekler şehrinde pamuk şekeri olarak yaşıyordur(ki öyle birini hiç tanımadım)

Önce çuvaldız, sonra iğne plz..

nick bulamadim dedi ki...

Ne kadar gereksiz alinmissin. Seni kirmak icin yazmadim ki ben. Aksine yazdigin,cizdigine gore daha zeki,daha derin bir durusun var gibi gelmisti, neden kendini bu kotu "yazilmis" karaktere benzetiyorsun demistim. (kotu oyunculuk veya kamera degil, bence filmin en buyuk problemi kotu yazilmis olmasi).

Kendi hissettiklerini anlatacagina, boyle bir haddini bildireyim moduna girmissin. Niye ki? Bir filmi begenmiyor diye bir insanin hic ayrilik, terkedilme yasamadigi,genc oldugu,genc evlendigi, pamukprenses oldugu vs. Niye pesin yargi ve asabiyet?

Film bu, sen buna duygulanirsin, baskasina pespaye gelir, gider baska bir filmde duygulanir. Hic yazmasam da olurdu, ben senden dusunceli bir yanit alabilecegimi dusundugum icin yazmistim, bir araba laf dosenmissin, gereksiz. Gomleginde camur muhabbetini pek anlamadim. Kimse sana saldirmiyor, sakin ol, gercekten.

öküz dedi ki...

Offf.. evet; var bende bir arıza..
Exorcist filmiyle dalga geçenlere de çok söylenmiştim vakti zamanında.

Ama belli ki, yanlış aksettirmişim aklımdan geçenleri.
Eleştiriye sert cevap falan mevzu bahis değil aslında; en azından amacım öyle değildi. Kızım sana söylüyorum, gelinim sen anla amaçlı "ben kötü biri değilim" isyanıydı sadece.

Genel yapı itibariyle, rahatsız olduğum yakıştırmalara / yorumlara vs asla cevap vermem. Duymadazan gelir; geçip giderim.. Yani, tavır senden çok(sana olsaydı en başından cevap yazmazdım), bahsettiğim benzerlikler hususunda beni yargılayanlara ve gelen, genel bakışı yansıttığını tahmin ettiğim bir kaç özel mesaja idi...

Tekrar okudum yazdıklarını; ve yine asıl anlatmak istediğinden farklı anlam çıkarttım. Sorun bende muhtemelen; yanlış anlama sen..

Neredeyse bir ömür yanlış anlaşıldığını farzeden biri olarak bocalamamı mazur gör(bir yerlerde hata yaptığımın farkında olsam da, tedavi hususunda bir arpa boyu yol alabilmiş değilim)..

Bahsettiğim özel mesajlarda olduğu gibi, senin de "benzer olduğunu düşündüğüm ayrıntıları" looserlıkla bağdaştırdığını düşünmüştüm..

Ama cevap asla nokta hedef olarak sana değildi.. gelinime söyledim sadece..

barış;)

öküz dedi ki...

Yorumlarınızı paylaşmaya devam ediniz lütfen.. (üşengeç ve ince ince enerji/verim hesabı yapan bünye, "hazır yazmışım, bir taşla çok kuş olsum madem" bakışıyla 'siz' yaptı cümleyi)

La Santa Roja dedi ki...

O özel mesajlardan biri benimki herhalde :D Bir sürü yazını okudum geçenlerde, yorumlarıyla birlikte, bu yazıdaki kadar yorumculara cevap verip giydirmeye çalıştığın birine daha rastlamadım. Bu da farkettiğim bir ayrıntı, öyle işte... Bence bu kadar agresif savunma yapman yorumcuların durumu daha da didiklemesine sebep oluyor. Amaann senin bloğun, bana ne oliyii ki, ne istersen yapmakta özgürsün tabii Issız öküz ;) may peace be with you!

öküz dedi ki...

aha:) yok yok.. sen değilsin.. "email vasıtasıyla" ağzına geleni saymış iki kişi.. birilerinin yarasını kaşıdım sanırım..

kimseye giydirdiğim falan yok... giydirmek-laf oturtmak falan, hiç tarzım değil(haddime de değil zaten)..

ben sadece, o email yazıp bana laf sokanlar gibi düşünenlere "iş düşündüğünüz gibi değil; iki dk sakinleşip daha dikkatli ve ön yargısız okuyun yazdıklarımı" demeye çalışıyorum.

celallenip, sizi de o "anlamak istemeyenler" gibi değerlendirdiysem.... yahut öyleymiş gibi anlaşıldıysam.... affola..

daha bir sürü yazımı okuyunuz; daha pek çok didikleyiniz yazdıklarımı plz:)

öküz dedi ki...

aslıda, o "anlamak istemeyenler" i de anlıyorum.

yarı yolda bırakılmak.... kalp acısı falan.. derin travmalara sebep, keyifsiz mevzular...

*ilgili arkadaşlara bir not daha: en büyük derdiniz, sizi yarı yolda bırakan/terkeden sevgiliniz/eşiniz olur umarım.. hayatta daha o kadar çok acı var ki..

tıpkı zuhal olcay'ın da dediği gibi, "unutulur.. unutuur" ;)

bir elinizden aynayı, diğerinden çuvaldızı eksik etmeyin, yeter..

den dedi ki...

bence de didiklensin, zira bir yazinin pesi sira yorumlarla bir baska yaz daha cikiyor uzun uzun ve ben cok keyif aliyorum bunlari okurken...:)))

Den

Talisman dedi ki...

Yeni yorumları okudum da, aslında ben de benim yorumuma gereksizce alındığını düşünmüştüm. Bu sebepten "ben sex'i sizin kadar önemsemiyorum sanırım." yazdın demiştim. Hani bu biraz laf sokma gibi ya. :)
Ben de dejenere, ıyy iğrenç filan diye yazmamıştım. Ya da çok marjinal olduğunu filan da düşünmedim. Sadece kurduğun sex based ilişkilerin seni kötü etkileyebileceğini düşünmüştüm. Belki bu biraz haddini aşmak olabilir. Peki tamamen yanlış mı? Yani sana asla ahlaksız filan demiyorum. Başka biri aynı şekilde yaşasa etkilenmeyebilirdi, ben senin içten içe bundan rahatsızlık duyduğunu düşündüm. Of yine haddimi aşmış olabilirim. :)

öküz dedi ki...

den: "den" ne yahu:) domi'den daha mı anlamlı şimdi bu:?)

didikleyin yazdıklarımı:) didikleyin ki, daldan dala malzeme çıksın..

tenk yu;)

talisman: benim kafam o şekilde çalışmaz yahu. dışarıdan sivri gibi duran bir dilim olabilir(ben öyle olmadığını düşünüyorum), ama asla agresif/hazımsız değilim.

yani düşündüğünüz gibi kimseye laf giydirme, bozma falan derdinde değilim; ötesinde, aklımın ucundan dahi geçmez zaten bu.. yazmıştım; karşılaştığım tavırdan/cevaptan vs hoşlanmadıysam, görmem/cevap vermem/muhattap almam olur biter...

alınmayın yahu..

yazdıklarımı detaylıca okursan(dikkatsiz okuyorsun anlamında değiiiiil!!!), hemen her satırda o "just sex" ilişkilerden duyduğum hoşnutsuzluğun tadını alabilirsin. şartlar gereği mecbur olduğumu düşündüğüm ilişkilere kılıf bulacak değilim. keşke başka türlü olabilseydi.. ama.. mevcut beceriksizliğim-utangaçlığım-alınganlığım/iş ve özel hayat durumum/saçma karakterim/yeni gençlerle açılan aram vb tonla sebep yüzünden doğru kişiyi buluncaya kadar o şekilde yaşamak zorundaymışım gibi geliyor.. hepsi bu..

ÇitLemBik dedi ki...

Yorumların hepsini okuyamadım fakat filmi beğenmeyenler olmuş. İlk olarak; Issız Adam izlediğim en güzel filmlerden biriydi. Basit olduğunu iddia eden insanların, basit diye nitelendirdikleri sahneler, altında çok çok çok başka, çok ince anlamlar barındırıyordu bence. Basit olarak niteleyen insanların hayatı çok somut yaşadıklarını düşünüyorum. Oluşların altında, olayların altında yatan sebepleri nedenleri bilmek istemediklerini... Ya da belkide yaşanılmışlıkları olmadığındandır bilemeyeceğim. Neyse. Sevgili öküz :) Sana akıl verebilecek ne kapasitede ne konumdayım. Zira yaşım da hayat tecrübem de hayli küçük senden. Ama söyleyebileceğim bir kaç bir şey var. Son zamanlarda bende de yeni yeni oluşmaya bir şey bu. Hayata bir kez geldiğinin bilincine varma. Evet, biz bu hayatı yalnızca bir kez yaşayacağız ve istediğimiz gibi yaşayamazsak vay halimize :) Aradığımızı bulamamak olayında, bu durumun çok etkin olduğunu düşünüyorum. Çünkü sana verilen bu hakkın bir ikincisi yok ve sen bunu en güzel haliyle kullanmak istiyorsun. Dolayısıyla aşık olacağın ve belki de evleneceğin insanın da en mükemmeli olmasını bekliyorsun, istiyorsun. Haklı bir sebep haklı bir istek. Fakat mükemmeli aramaya devam etmekte ısrarcı olmak insanda her bulduğu için -ya daha iyisi varsa- hissi uyandırır bence. Keşke bu kadar anlaşılması zor yaradılışlarımız olmasaydı. Keşke kendimize ilk olarak kendimiz söz geçirebilseydik. (Gece gece fazla saçmaladıysam kusuruma bakmayın, sadece yazmak istedim.)

öküz dedi ki...

çitlembik: 20'li yaşların ortasına kadar ben de senin gibi düşünüyordum..

"Verilen hayatın bir ikincisi yok; en iyisini yaşamalısın" koşuşturmasından sıkılalı, vazgeçeli uzun zaman oluyor..

demem o ki; en iyinin peşinde falan koştuğum yok.. hiç bir zaman, "yanımda klodya şifır olsun" falan demedi ki iç sesim...

ben beğeneyim... hepsi bu..

huyu suyu geçinebileceğim biri olsun, saygı duyayım... thats all..

herneyse... teşekkür ederim yorumunu paylaştığın için.

penelope dedi ki...

sondan başa doğru okuduğum için yor-ma-dan geçemiyorum ne yalan söyleyim.yoksa eskide kaldı tabi bu yazıların di mi..ki ilk bu sayfandan başlayarak okuyor olsaydım seni ,yazıya bi bakar anında tavrımı takınır, /dürüst olmak istiyorum bağışla lütfen/ : "uleen adama bak be..ne o ,çoook kadınla olmuşta ,ıssız mışta ,yok öyleymişte.hade be.bik bik bik bik..."ve buna benzer bi kaç şey sayar ve bunları saydıktan sonra da muhtemelen su içmeye giderdim ,ki peş peşe sıralayacağımdan bu hödö hödöleri sanırım nefessiz kalıcaktım.ama başka bir yazından başlayıp ,önceki kayıt önceki kayıt diye diye tee buralara kadar geldiğimden ,az buçuk üslubunu ve ne demek istediğini anladığımı sanıyorum.belkı tam olarak değil ,ama yakın işte..ve bence bütün sevişmeler "o" sevişmeyi bulmak için yapılıyor.bulamadıkça ıssız oluyor insan .yoooo tamam korkma ,öyle başkaları gibi bi anda freud kesilip buna sebepler aramayacağım /ayrıca da arayanları kınıyorum/:
"gel bakalım öküüüüz..uzan şöylee ,kapa gözlerini..çocukluğuna inelim..evet söyle bana ilk kez ne zaman kadın memesi elledin bakiim hmmm demek ondaaan.."gibi abidik gubidik tespitlerim de olmaz .ama şöyle diyebilirim ;belki hani için titremeden ,sırf küçük öküzün canı çekti diye ya da karşı tarafın verici sinyalleri gözünü kamaştırdı diye sevişmesen sen ..gerçekten biraz mola versen mesela..bilmem bence aşkla olmayan sevişme ..bi kere ona sevişme demeyelim ya o ..o..olsun olsun "çiftleşme " filandır yani ne bileyim aklıma ilk gelen şey o..çiftleşme dir ...ve öyle olmalı ki; o ,gittiğinde diyebilmeli ancak insan " bir ben var bende ,senden kalan geriye.."
anaaaam ..çıkayım ben ..romantik olucam maazallah..

öküz dedi ki...

Evet... son zamanlarda aynen bu bahsettiğin durumu görmeye başladım: tek bir yazı okununca, hakkımda yanlış & yüzeysel olduğunu düşündüğüm şeyler paylaşılıyor.(ki her ne olursa olsun, paylaşın. asla şikayetçi değilim)

O yüzden "okuyun" diyorum(ciddi boyutta bir "yanlış anlaşılma" paranoyam var.. aksi gibi de "bir ömür yanlış anlaşıldığımı / tanındığımı düşünmüşümdür hep")

"Biraz mola vermekten" bahsetmişsin.. Mola vermek demeyelim de; "daha güçlü bir biçimde kontrol edebilmek" diyelim istersen.

Açıkçası, "bel altı" hayatı kontrol etmek pek bana göre değil. Çok marjinal uçlara kayılmadığı müddetçe, rahat bırakılması gereken bir güdü olduğunu düşünüyorum.

Bahsettiğim o değil. Benim için değeri olmayan, saygı duymadığım, ve hatta çirkin kadınlarla olan durumu kontrol çabası... İşin kötü yanı, bahsi geçen oto-kontrol zımbırtısını zaten yapıyorum. Bu, çabalayan halim yani:)

Elbette tek ve gurur duyduğun / beğendiğin / istediğin bir partner en güzeli.. buna "hayır, yok almam" diyen yok ki.. ama durup dururken k.çtan da çıkmıyor malum bu tip ilişkiler. (karnım aç.. konsantre olamıyorum sanırım konuya.. sonra yazarım unutmazsam)

Çiğdem dedi ki...

uzun bekleyişlerin kalbe yansıyan ihtilalleri olur, geceler boyu yalnız ve sessiz beklerken pek çok şeyi yeniden düşünür insan...
İskender Pala "OD", sayfa 56

arşivinden bu günüme düşen yazın ve yorumların bu :) ve to be continued ama 2 sene olmuş :)