4 Nisan 2010 Pazar

S.kayım Aşkınıza !

Penelope'nin, geçen gün blogunda paylaştığı yazıya takıldım...

Çok özür diliyorum.. erkek sohbetleri hariç gerçekten hiç adetim değildir bu şekilde konuşmak.. Ama içimdeki öküz, "sokayım aşkınıza!" diye bağıra çağıra höykürmek istiyor afedersiniz..


Yahu nedir bu aşk, aşk, aşk, meg ryan, pembe bulutlar, gıpraşımsal kalp hareketleri falan diye tutturduğunuz!

Yok güzel kardeşim; ben ne alayım, ne de alana mani olayım...
Aşk dediğiniz şey, Öküz'ün hiç ama hiç umurunda değil.. Evet Öküz de evlenmek istiyor/bir hayat arkadaşına ihtiyaç duyuyor, şöyle elma yanaklı sarı sarı bir bebe istiyor, stabil-düzenli hayata özeniyor, doyumsuz bir sarılma/dokunma/öpme dürtüsü barındırıyor içinde.. vs.... vs...... deeee... O iş öyle değil işte...

Fiziken beğeneyim/gurur duyayım(b.k atmayın hemen; güzel = manken fotoğrafı asla değildir), sosyal ve aile hayatıma uyum sağlayabilsin, tereddütsüz istendiğimi bileyim vs.... oldu bitti ulan... daha ne?

Nedir bu aşk aşk diye tutturduğunuz anlamıyorum.. Hangi aşk bilmem kaç aydan fazla sürüyor söyler misiniz? Yahut nasıl bir kalbe sahipsiniz de; ışıl ışıl gözlerinize bakan, "ömrünün son anına kadar sizi yanında istediğini" buram buram hissettiğiniz, "budur!" dediğiniz/"budur!" denildiğinizi bildiğiniz, en büyük huzur kaynağı göğsünüze yatmak olan ve önceki paragrafta yazdığım olmazsa olmaz şartları taşıyan birine karşı özel şeyler hissetmezsiniz?

Her "istiyorum! budur!" yahut o "özel şeyler" = aşk mıdır? Yahut senede 2 kere aşık olmayı nasıl beceriyorsunuz? Ben mi manyağım, siz mi ne idüü belirsiz şeylersiniz de, 15-20 senede bir aşık olabiliyorum("kontrolü görece kaybediyorum" diyeyim); anlamıyorum arkadaş!

(içimden bir ses de, "acep sorun, aşk kavramını farklı algılayışımız yüzünden cereyan ediyor olabilir mi?" diye soruyor.. hani, "e biz de zaten ondan bahsediyoruz / sevildiğimizi bilmeye ihtiyacımız var.. gibi bir şey.. Hayallerinizi yıkmak gibi olmasın ama; aşkın katiyen öyle bir şey olmadığına inanıyorum ben... kontrolsüz bir histen söz ediyor olmamız lazım.. hani var ya şarkı, "aklımın iplerini saldım" diye.. )

Aşk dediğiniz şey bir illüzyon yahu.. Gönül "b.k sineği" misali afedersiniz; nerede b.k var gider, bulur, konar.. ayrıca, kusursuz hayat arkadaşlığı ve aşk da, asla filmlerde gösterildiği gibi birbirinden ayrılmaz kavramlar değil ..

İstemediğiniz/tereddütleriniz olan biriyle beraberlikten bahsetmiyorum! Neden bu ısrarlı b.k atma çabası? Erkeklerin kalbi başka taraflarındaymış da, kalp kan pompalamanın ötesinde işlevlere de sahipmiş de... Ulan sanki berdelden falan bahsediyorum..

Dediğim tek şey şu: "Aşkınızı mikeyim, size bir şey olmasın sayın seyirciler!"

Aşık olmadan da gayet güzel sevebilir/sevilebilir... hayat paylaşılabilir.. hatta diğerine kıyasla çok daha ayakları yere basan/ne istediğini bilen/doğru bir ilişki söz konusu olacaktır bu..

Kontrolsüz gücün sizi çamura sokma eğilimini/çabasını/ihtimalini nasıl görmezsiniz?

Aşık oldun diye bitiyor mu yahu dava? "Sen aslında aşık falan olmadın / aşkın için savaşmadın ki hiç / beni seviyör müsüüüün!".... bıı bıdı bıdı bıdı!! ...

Ömrümü yediniz lan!

30 senede bir yaşayabiliyorsam bunu.. ve "uzaktan/mantıklı bir bakışla" %95 ihtimalle "b.k" olacaksa bu yaşadığım şey... 3 ay /6 ay/ 1 sene sonra sönecek, benim bahsettiğim ilişkiden farkı kalmayacaksa/hayat arkadaşlığına dönüşecekse; sokayım abi aşkınıza! Manyak mıyım yahu, ömrümü o ütopik arayışla geçireyim? Yahut "olasılıkları/tertemiz insanları" o saçma sapan beklenti yüzünden rezil edeyim..

Sanki "sevmeden, doğru elektriği almadan, değer vermeden" beraber olun diyorum!

Eyvallah.. paşa keyfiniz bilir.. kovalayın siz pembe meg ryan aşklarını.. Sanın o kalbin 50 sene güp-güp atacağını.... x ay, x sene sonra inin bakalım bi o bulutlardan.. görün gerçekleri/farkları.. koyun kapıya kocayı; yahut o koysun sizi... elde mini mini bebenizle olun umutsuz ev kadını..

Of of of..... değişmeyin siz hiç emi... gelişmeyin.. erkeklere "aklınız şeyinizde" diye b.k atıp; hormonlarınızın güdümünden hiç korumayın kendinizi(erkekçesi: mikin doğrultusuna gitmek.. hiç farklı değil inanın!)..

Üzülüyorum... zira o kadar çok var ki çevremde bu kadınlardan... hepsi tek tip.. çocuklarını "güya" kendileri gibi olmasınlar diye, Sokak Kızı İrma misali yetiştiren.. hayatı/insanlığı/kadınlıklarını vs unutmuş... (düşünsenize bu depresif kadınların yetiştirdiği kız çocuklarını.. biz şanslıyız yine; gelecek nesiller çok daha arıza kadınlar tanıyacak)

Sadece yazık diyebiliyorum.. öyle ya; bir ömür peşinde koştukları davanın fos olduğunu öğrenmek çok da hoş olmasa gerek.. // Bak bir de akıllanmayanlar/balık hafızalılar var; ki beni asıl güldüren/içten içe üzen de bu aslında.. Hiç mi ders almaz insan hayattan? hiç mi geliştirmez hislerini/bakışını.. hiç mi kontrol etmez hormonlarını?

Hayata küsün! aşk diye bir şey yok! ahahaha, hepiniz öleceksiniz!! gibi bir şey değil burada anlatmaya çalıştığım..

"Ona odaklanmayın" sadece....
E tutarsa piyango; %5'lik mutlu aşk olasılığını yakalarsanız / aşkınızı %100 mantık süzgecinden de başarıyla geçirebiliyorsanız(ki nah geçirirsiniz.. olay burada zaten) e ballı börek tabi; sonrası "aynı" olsa da, en azından ilk 6 ayınız bulutların üzerinde geçecektir.. "onu da yaşadım" dersiniz, cebinize kar kalır(ki nah kalır; bu sefer de ilk aylarla kıyaslayıp durursunuz)... Aşık olduğunuz kişiden "kesin b.ktur da, ben anlamıyorumdur" diye sorgusuz sualsiz kaçın demiyorum ki!

Pekala, yüksek dozda aşk hissetmeden de bir ilişki yaşanabilir bence; mutlu olunabilir; ömrün sonuna kadar devam edecek, huzurlu bir hayat arkadaşlığı söz konusu olabilir.. olabilir oğlu olabilir işte.. (aday adayı yahut kendiniz, 2 gün sonra "aşık oldum ben, gidiyorum" diyecek dengesizlikte bir bünyeye sahip değilseniz elbette.. * burası pek önemli bak; evlerden ırak olsun ne istediğini bilmeyen/dengesiz insanlar)

Hiç unutmam... 10 sene kadar önce, bütün günlerini karşılıklı "balııııım", "aşkııııım" diye diye yaşayan, vıcık vıcık bir çiftimiz vardı... Beyimizin, "ben aşık olmak istiyorum / sıkıldım" diyerek 2 yaşındaki kızını ve karısını bir başka kadın için terketmesiyle sonlanmıştı ilişki. Hanım kızımız erkeklere güvenemez oldu(tü kaka erkekler!).. hayata/kadınlığına küstü... aynı o yukarıda bahsettiğim "umutsuz ev kadını karakterine" bürünüp; hayattan kopuk, yaşayıp gidiyor işte şu günlerde.. yahut, yaşadığını zannediyor belkide..

Soruyorum, "iyi de, böylesine istikrarsız/sorumsuz/geri zekalı biri olduğunu bilmiyor muydun? sonradan mı çıktı bütün bu huyları?" diye... başı önde, "hep öyleydi" diye cevap veriyor..

Susuyorum... Sadece susuyorum.........

Kontrolsüz güç, güç değilir.
Bu kadar valla benden... anlamak istemeyen varsa da, dedim ya: "keyfi bilir; hayat sizin"...

iç ses: offf.... bu ne lan dolandı dilime 2 saattir, "love, love me do" diye diye!

21 yorum:

Aslı dedi ki...

Daha çocukken aşk, meşk, pembe hayaller ile beynimizi yıkıyorlar. Sonra hayat da vuruyor yüzümüze gerçeği.

Aşk tanımı kesin farklı insanların. Aşkın o kalp çarpıntısı, mide bulantısı, ayağın yere basmama hali iyi hoş da geçici işte. Hem de genelde aşık oldum dediğinde ağzına edecek birine oluyorsun.

Çok nadir de olsa doğru insana aşık olma şansı var. Ama aşk bu, bitiyor. Geriye birlikte eğlendiğin, konuşabildiğin, arkadaş olabildiğin bir ilişki kalıyorsa, şanslısın.

öküz dedi ki...

@Aslı: Yaklaş; öpeceğim alnından! :)

nesobaby dedi ki...

Haklısın dostum ne diyeyim daha ben sana? aşk bir sudur iç iç kudur :P evlilik aşkı öldürüyorr güzeliiiimmm la la la laaa....
imza: dün gece kocasıyla kavga etmiş ona küsmüş totosunu dönmüş uyumuş nesobaby

penelope dedi ki...

hayat acıklı bi hale geliyor...üzülüyorum..yalnız elle tutulan ,gözle görülen her şeyin var sayıldığı ,dolunayın gezegen,bulutların su buharı ,ağaçların bitki olduğu ve herkesin bunu bildiği dünya...ben onları farkl düşlerdim: dolunayda küçük prense bakardım ,bulutların üstündeki ülkeyi merak ederdim.ağaçları ölmüş kızılderili bilgiler bilirdim..içime huzur dolar sıkıntılara katlanmakta yardım ederdi..
ya hiç yalnız olmadınız,ya hayatınızda hiç kırılma noktaları olmadı...ne güzel ..heyyyy şanslı arkadaşlar..septik aklınızla,materyalist sevmelerinizle,şartlı reflekslerinizle ve doyumsuz damak tadınızla size en güzelini diliyorum istediklerinizin..
"umutsuz ev kadını" değilim ,uzaktan öyle belki ama değilim..ben hala bi yerlerde neslimin devam ettiğine inanıyorum..hiç bir göktaşı içi umut ve aşkla dolu bi nesli birdenbire yokedemez..vardır bi yerlerde benden biri:))

umutlu hayat adamları ve kadınlarına kibar bi reverans ...saygılar..sevgiler...dünyanızdan geçerken selam vereyim dedim:
"selam dünyalılar..ben dostum"

leb demeden... dedi ki...

Öküz bak bu dicemi iyi not et...

"kadınlar kendilerine iyi davranan erkekleri sever, kötü davrananlara aşık olurlar."




sadece hayata bakarsın. ne istediğine karar verirsin. seçimini yaparsın.

aşk mı istiyorsun yoksa sevgi mi?

(bu arada
sevgi,
aşktan kötü, eksik bi olay değildir!)

özgün dedi ki...

uleyn öküzzz kader bi tokat çarpacak sana bu dediklerini var ya bir bir yiyeceksin gibime geliyor :)
Hayat da aşk da matematik değil malasef 2x2= bilinmez yani bu konularda ne kadar konuşursan konuş yaptığın ve yaşadığın hep başka olur...

öküz dedi ki...

@Nesobaby: :)) Teşekkür ederim samimi paylaşım için.. :)

@Penelope: Kendi hormonlarını kontrol edemeyen Penelope, umarım b.k atmıyordur erkeklere "ulan aklınız fikriniz sürekli orada!" diye... Bu bahsettiğin şey de farklı değil ki.. Vazgeçin şu meg ryan filmlerinden / sonsuz aşk ütopyasından... Hiç mi ders almazsınız yaşadıklarınızdan, çevrenizde gördüklerinizden?

Hadi hönkür içindekileri ama; kesmedi bu cevap beni:P

Öküz seviyor Penelope'yi..

@Leblebi: İstesem de kimseye bilerek kötü davranamam; orayı geçmek durumundayım..

Ne istiyorum?.... fiziğinden gurur duyduğum, beni en az benim onu istediğim kadar isteyen, mantık süzgeçimden geçebilmiş, sosyal-aile hayatıma uyumlu bir hayat arkadaşı... thats all..

;) tenk yu...

@Özgün: Çarpan çarpmış zaten ki, bak dersler çıkartmışım.. En büyük korkularımdan biri, mantık süzgeçimden asla geçemeyecek / yanlış birine aşık olup, hayatı b.k etmek...

Ne diyeyim, Allah korusun...

beyaz dedi ki...

şimdi daha 22 yaşında olup evlenip, eşi öğrenci olup, gece işe, gündüz okula giden, bende çalışan bir bayan olaraktan yazıyorum bunları dikkate alın :)
valla ben evliliğimizi ne üzerine kurduğumuzu kestiremedim bu yazıyı okuyunca. mantık üstüne olmadığı kesin tabi ki şartlara bakılınca anlaşılıyor zaten :)

9 ay lıkız daha belki zamanla değişir öküz ha ne dersin. bi an karşımdaki öküz değil de evlilik uzmanıymış gibi hissettim. ama ben hep istisna olduğumuzu düşünüyorum. yoksa öküze katılıyorum.

öküz Rabbim sana da mutlu bir evlilik nasip etsin :)

penelope dedi ki...

piss...
(tüküren ,taş fırlatan sokak çocuuuu şeysi,ikonu)

aikon dedi ki...

Niçin paraladınız kendinizi anlamadım...Penelope ile öküz evlenmeyecek ise sorun yok , öküz ne kadar öküz gözüksende ypğurdu üfleyerek yiyen ve insanlara yoğurt sıcak diye bağıran bir kişiliksin. (Çözümlememi mazur görmen ümidiyle)

Şımarık Kız dedi ki...

Sevgili Öküz,

"It's Complicated", çünkü "When Harry met Sally", he was "Sleepless in Seattle". Kendi kendine yalnızlığınla boğuşurken, bi bakmışsın "You've Got Mail." Bir heyecan, bir kalp çarpıntısı, süslenip püslenip buluşmaya gitmişsin.

Çıkmış karşına bir "Forrest Gump." Demişsin içinden, "fessüphanallah! Bredpitle Ancelinacoli'yi yaratan yüce Allahım, bana bunu mu layık gördün?".

Sonra aynaya bakmışsın, gençlik "Gone with the Wind", güzellik "Remains of the Day" olmuş. Demişsin belki de hayırlı kısmetim budur, As Good as It Gets, daha iyisini mi bulucam?

Sonrası, "Meet the Parents" demişsin, bul bir "Apartment" demişsin. "Selvi Boylum, Al Yazmalım" diyip bağrına basmışsın, çünkü sevgi nedir? Sevgi, emektir!

:) Mutluluğu kendine nie layık görmüyorsun Öküzcüm, anlat!

leb demeden... dedi ki...

"kötüsün" demedim.

"oynu kuralına göre oyna" dedim ;)

leb demeden... dedi ki...

"kötüsün" demedim.

"oynu kuralına göre oyna" dedim ;)

penelope dedi ki...

aikoooonnnnn ağzından öpiiim senin:))))yani mecazen..

penelope dedi ki...

bi de şımarık kız ...atilla dorsay neyin olur hacıı:)))

heepsi de güzel filmdir..forest gump ..özellikle koş foresst koşş...

(not: gerekli gereksiz yazıyorum ki öküz hayata küssün de yorumlara kapasın diye yine..şaka da sinema konusunda kayıtsız kalamıyorum ehem ehem ..)ama umutsuz ev kadını değilim ben ..

sakazen dedi ki...

kimse acı bir tecrübe yaşamadan,hayal kırıklığı ile tanışmadan,ümidini yitirip de sonra aklının başına gelme evresinde silkelenip hayata dönmeden kısacası bir kere tokadın alasını yemeden aşk hakkında bu kadar fikir paylaşmaz diyordum ki zaten yorumlarda yazmışsın....ama yoğurdu üflesen de dondurucuda bekletip öyle de yesen dilin yanacaksa yanıyor..kaçınılmazsa yaşanıyor işte..sen ne kadar ben dersimi aldım diye düşünsen de en olmayacak biri kapında belirdiğinde bütün bu bilgeliklerini unutup anı yaşamaya dalınca b.k'un alasına bulanıyorsun farketmeden..bunun için bir önlem olabilse mutlu aşk hatta sonsuz aşk diye birşey olabilirdi belki..hayal kurmak istiyorum bu yazıdan sonra o kadar reailst ki hayalindeki insanı unutturuyorsun okurken..ne olur sanki ömür boyu o ilk bakışta budur dediğin kişi ile karşılıklı çarpsa kalpler,uyuşsa tenler,anlaşsa aileler,dostlar ve o çarpıntı hiiiçççç bitmese...hayal işte bilmiyor muyum sanki..ama güzel bir hayal...üstelik herkesin hayali kendine güzel:)

Şımarık Kız dedi ki...

@Penelope: Hepimizin beyni aynı filmlerle yıkandığı, "insanlar nasıl aşık olur,evlenir" sorusunun cevabını Hollywood produksiyonlarında bulduğumuz için en sevdiğim romantik filmlerden bir kaçından kolaj cevap yapmak istedim. Sinema severim. :)

@Öküz: Dediklerine katılıyorum. Özellikle "evlenmek istiyor/bir hayat arkadaşına ihtiyaç duyuyor, şöyle elma yanaklı sarı sarı bir bebe istiyor, stabil-düzenli hayata özeniyor, doyumsuz bir sarılma/dokunma/öpme dürtüsü barındırıyor içinde.. vs.... vs...... deeee... O iş öyle değil işte..." kısmına.

Erkekler pipilerini pusula olarak kullanıyor, paçoz, paragöz, sosyal vampir hatunların ağında debeleniyor. Hatun kısmı da nerede duygusal olarak bağlanmaya ve karşısındaki kabullenmeye hazır olmayan, arızalı, tutuk tip varsa "ay aşşşkım" diyip kendini heder ediyor. :)

patates dedi ki...

küçüklüğünden beri pamuk prenses masallarıyla büyütülen bir nesilden başka birşey beklemek tuhaf olur zaten. pamuk prenses masallarını okurken bir de evinde pamuk prenses olduğu hissettirilen, yani her istediği yapılan, bir dediği iki edilmeyen, okula başladığında anne babası öğretmeni kızdı diye öğretmeni suçlayan bir çocuk... bağırıyor çocuğun önünde öğretmenine...elde edemeyeceği hiçbir şey yok sanıyor... kendisini peri masalında zannediyor...sonra da erkekler beni kullandı... az kafanı kullan sen bak kullanabiliyorlar mı... televizyon denen o saçma sapan alette aptal aptal diziler izleniyor her akşam. o akıllı işaret dedikleri var ya hani; iste onlar kadar saçma sapan bişiy görmedim ben. karı kocaya bağırıyor, adam karısını dövüyor, sonra barışıyorlar ve bunun adı aşk oluyor. saçma sapan şeylerle büyütülünce aşık olduğunu sanması çok normal insanların...

inanılmaz sinirlenmişim bu arada... ne oluyor bana bu aralar anlamadım ki...

öküz dedi ki...

"Erkekler paçoz, paragöz, sosyal vampir hatunların ağında debeleniyor"

yazacağım bunu duvarıma..

hepinize teşekkür ediyorum değerli yorumlarınız için..

Ayazma dedi ki...

Önce "kötüye aşık oldum", süründüm 3.5 sene. Sonra aşk o kadar da elzem değil dedim. Beraber gülebileceğim, bana hayat arkadaşlığı yapacak biriyle tanıştım, mantığımı kullandım, aşk olmasa da olur dedim. 4.5 sene böyle geçti. Tam evlenicez, bebe yapıcaz derken, adam sıkıldı, gitti! Aşkla da olmuyo, mantıkla da.. Nasıl iştir bu, ben anlamadı..

öküz dedi ki...

@Ayazma: daha basit yaklaşalım olaya..

4.5 > 3.5; yani mantık > aşk olduğuna göre...

== ceplerimizi mantık yoğunlukta dolduruyoruz!!

yanılıyor muyum? :P