8 Mayıs 2010 Cumartesi

Asabi Öküz [2]

Şu memlekette işini adam gibi yapan kimse mi yok yahu?

Ya işini doğru yapmasına karşın, 10 liralık işe/mala 20 lira isterler.. Ya da öylesine sorumsuzca çalışırlar ki, yaptığına yapacağına pişman ederler..

Ödemelerini adam gibi yaparsan salak yerine konursun(!!); g.tlüğe vur aksat, kral olursun. Bütün işlerde bu böyle..

Aha bak, gençlere hayat dersi 1: Eyvallah, karakterinizi şartlara göre şekillendirmeyin.. doğru bildiğinizi / inandığınızı yapın her zaman; o ayrı bir şey.. ama bir yandan da aklınızda olsun; bu memlekette şevkle çalışan, zevkle mikilir..

Yahut "kör tuttuğunu miker" derler ya.. bak işte, aynen o!

Herkes mi çakal, herkes mi ipne olmuş afedersiniz, anlamıyorum ki!

6 Mayıs 2010 Perşembe

Güzel Çocuk Öküz

"Gül gibi çocuksun" diyor Aslı. O kadar çok duydum ki bu lafı:(

Öküz'e kendini bildi bileli "efendi çocuk", "güzel çocuk", "canım", "güzelim" falan diye hitap edilip duruldu yıllarca(gülme; atarım kafana mouse'u!).. Temiz suratya, o işte sebep... (offf. dert olur şimdi bu bana; "ya" yı ayrı mı yazmalıydım acep?)

Polisler mesela.. sokakta hiç kimliğim sorulmadı bu yaşa kadar; yahut 300.000 kez çevirmeyle karşılaşmama rağmen yalnızca 1 defa durduruldum trafikte... Hani, "hadi len; surata bak.. bundan zarar gelmez" gibi bir bakış sanırım..

Kimse anlamadı derdimi..

Efendi çocuğa ekmek( meme! ) yok bu düzende.. Serseri olmak lazım.. "oyyşşş adama bak(çocuğa değil!) d.tü koruyayım yoksa fena yapar bu beni" dedirtmek mesela.. Oysa bana en fazla "güzel çocuk, ekmeğe sürer yirim lan ben bunu" dendi yıllarca...

Şartlar, zaman, sosyal statü, yaş falan değişse de hemen hiç bir şey farketmiyor..
Yıllar geçti aradan... Bütün gün ciddi-otoriter-asık suratla dolaşan, görece karizma faktörlerine sahip bir Öküz var artık mesela.. Sokakta saat sormaya çekinilse de, iş icabı önler iliklense de, dikkatli bir bakışla "yok lan.. efendi çocuk! gül gibi çocuk!" denmesi işten dahi değil.. En fazla "efendi çocuk" yerine "efendi adam" olursun bu altyapıda.. Aksi ne mümkün; ne kadar kaşarlanırsan kaşarlan..

O yüzden diyorum ya; "bütün kız arkadaşlarımın anne-babaları Öküz'ü çok beğenirdi" diye.. Anlamıyorlar ama.. Bilmiyorlar.. Devir fena değişti be amcacım. 50 Yaşının altındakilerde para etmiyor artık o temiz surat/bünye.. Külliyen dezavantaj yani!
Aile beni beğeniyor; kızları ooo oohh... benden hariç herkese veriyor mübarek:)

Masamdaki kamufule edilmiş prezervatif kutusunu farkeden kadınlar korkmaya başladı bak mesela.. B.klar yedikçe, karşılıklı gözlerin bakışı da değişiyor tabi.... Arada oluşan elektiriğin farklılaşmasını görmezden gelmek mümkün değil! Havada karada yatağa giriveriyor artık ne kadınlar; niyet o olsun yeter ki.

Değişiyor işte şartlar yıllar geçtikçe..

Ama.. Ne edersen et.. özünde o temiz surat hep durduğu yerde.. (Seviyorum da aslında... Ama işte... en iyi memeleri de hep serseri bakışlar, dövmeli - motorsikletli rakip firmalar yiyor be anacım; ona sinir oluyorum!)

Puffff.... Ehhhh, sen de haklısın iç ses.. Malzeme/hammade bu; yapacak bir şey yok tabi..

2 Mayıs 2010 Pazar

Sevmiyorum Elektirikli Süpürgeleri

Ne menem şeydir şu elektirikli süpürge korkusu!

Kedilerim korkardı; ben de korkuyorum.. (yalnız onlarınki benim korkumun bir kaç level üzerindeydi. süpürgenin hortumunu ellememle, mermi hızında ortadan toz olmaları bir olurdu)..

Ha patladı, ha patlayacak!!
"Ya bir yerleri tıkanırsa!", "aha bak sesi değişti!", "fazla mı ısınmış bu?" diye diye evham sahibi oldum valla..

Şunların sessiz ve kokusuzundan yapmak çok mu zor yahu?

1 Mayıs 2010 Cumartesi

Öküz'ün Nü Macerası, Bölüm 1,5


Zordur eşe dosta "benim için nü modellik yapar mısın" demek.. Çok zor..

Atlayanlar olur.. vazgeçenler olur.. sapık muamelesi yapıp bir daha konuşmayanlar olur.. "kesin beni yatağa atmak istiyor" diye içinden geçirenler olur(iç ses: işim gücüm yok; bir saatlik zamazingo için tiyatro kurgulayacağım kafamda.. klodya şifır olsan neyse... de.. kusura bakma; emek/ödül oranı hiç de öyle cazip mazip değil valla).. cevap vermeyenler olur(ki en çok da bu sinir bozar).. "memişlerimi bir defa göstereyim; kesin aklını başından alır, 2 günde yüzüğü takıp kafeslerim" diyenler olur.. olur da olur..

Neticede, %90 hüsranla sonuçlanır bu macera.. Hatta %90'ının zihninde uzun yıllar silinmeyecek bir "abaza öküz" fotoğrafı oluşur..

Lakin... Aklından kötü bir şey geçmemesine rağmen damgalanmayı kabullenmek, muhattap alınan tavrı görmezden gelmek çok zor Öküz için..

Öyle ki,
Dvd seyredelim dersin, "aha bilmem ne yapacak beni" derler.. Sinemaya çağırırsın "kesin dating peşinde!" derler.. Anlamıyorum nedir bu kadınların derdi.. Bu kadarla kalsa yine iyi.. Her zaman nagatif yöne de çekmezler söylenenleri; yeri gelir "sevişelim" dersin, bu sefer de "heyoo!! aşııkk bana!!" der pis kırolar..

Bir kez de söyleneni olduğu gibi, ilk akla gelen/en basit anlamıyla anlamaya çalışsanız, ölür müsünüz yahu? Sevişelim=sevişelim, dvd=dvd, fotoğraf=fotoğraf.. Çok mu zor?

Ya çok alınganım(ki öyleyim), ya da hakikaten salağım(ki öyleyim).. Zira az önce, yine benzer bir şey oldu.. Ve yine kötü hissettim kendimi..

Nü fotoğraf demek, yatağa atmak için sahneye konulan bir ön oyun değil ki yahu.. Ne alakası var? Sen niyeti bozar da olmadık şeyler yaparsan, ayrı.. Ama yapmazsan.. En az objektifin berisindeki kişi kadar "fotograf" a odaklanırsan; kim ne diye saldırsın sana? Tamam vücudunu fotojenik bulduğum için teklif ettim/tamam havada karada atlarım niyeti o yöne çekersem; orası ayrı.. Ama... yani, bu öyle bir şey değil ki.. Biriyle ya sevişirsin, ya sevişmezsin.. Sevişmek için fotoğraf tiyatrosu kurulur mu be? Neyim ben; 20 senelik hapishane macerası az önce son bulmuş, dağları/taşları delecek abazanlıkta biri miyim, a manyak?

Mesele asla düşünüldüğü gibi değil oysa.
Amsterdam'daki live porn showlar misali.. iki metre önünde "oo ohh sabahlar olmasın" dağıtıyor millet; sen de tık yok.. AKM'de opera seyrediyorsun mübarek..

"Niye yok lan?" diye sorgulasan da beyhude.. Olmuyor işte.. O dağınıklıkta/şaşkınlıkta konsantre olamıyorsun belki de..

2 Defa nü fotoğraf çekimi yaptım şimdiye kadar. Gerçi her ikisi de seviştiğim kadınlarlaydı. Ama böylesi daha fena değil mi yahu; akla neler neler gelir, düşünsenize.. Hayır ama.. En olmadık pozisyonlarda dahi kan akışım hemen hiç yön değiştirmedi.. Fotoğrafa odaklanıyorsun çünkü; ışık nereden vuracak, kompozisyon nasıl zenginleştirilecek falan.. Fantazi diyarlarına dalmak için çok yanlış bir zaman..

Dişi kişi bilerek fotoğrafçıyı yoldan çıkartmaya çalışmadığı taktirde(-ki çıplaklık = sex demek olan memleketim gibi ülkelerde bu olasılığın çok yüksek olduğunu düşünüyorum), neden saldırayım sana?

Çok zorsunuz be anam.. çooook....

Önceki yazım: Öküz'ün Nü Macerası, Bölüm 1