11 Haziran 2026 Perşembe

Kimsenin Aşık Olmadığı Adam

 Geriye dönüp bakıyorum; kim bana gerçekten aşık oldu diye.. Üzücü bak.. 

Gerçi çetrefilli konular; sen de haklısın...

Önce aşık olunup sonra mı istenir; yoksa, önce istenip sonra mı aşık olunur? Ya da ben mi fırsat vermedim; istenmeyle de yetinebilir miydim?

Üniversitede bir kız arkadaşım "bazen istenmek, hissedilen gerçek aşk da yeter insana" demişti...
Bana neden yetmedi bunca zaman? 

Biliyorum da aslında bak; aşık olmayan kişiye, karşılıksız adım atmak zul geliyor mesela.. Yaşamadım, ama biliyorum çevremden.. aşık insan biri bin yapıyor ilişkide; aşık olmayan insan ise ikiyi bir yapıyor. Birine yetmeye çalışırsın, bir ömür yarışa dahil olur, koşturursun; diğeri zaten başından inmez (sus öküz iç ses; sus!)

Ya da kıskanmak, sahiplenmek = sevmek midir mesela? Çocukken futbol topumla başkaları oynarken ona da sinir olurdum; "benim!" demek kendi çapında aşk mı? Off.. Neden alıştık kırıntılardan resim yapmaya çalışmaya?

Neyse yeğenim... Kadayıf oldu Öküz.. Ama ne çok şey değişti hayatında..

Sevişerek aşık olmak artık gayet anlamlı geliyor mesela.. Yıllaaar oldu çok eşlilikten kopalı (iç ses 1-gülme; cebimden çıkartırım hepinizi; iç ses 2: -b.k çıkartırsın!).. Gayet evleniyordum hatta bir ara... Nişantaşı'nda fuckbuddy'siyle takılan adamın en büyük zevki, bahçede kayısı ağacına aşı yapsın, akşamları sevdiceğiyle sıkıcı rutinleri olsun, sahilden taş toplasın vs oldu.. 

Bir tek 80'lerden kalma müzik zevkim değişmedi bak; playlistim hep aynı.. (welcome ADHD; sen bi git otizm spektrumu)

Of neyse; dikkatim dağıldı... Velhasıl; "samimi aşk" ne kıymetli şeymiş..

Hiç yorum yok: