22 Haziran 2010 Salı

Silkelenmek istiyorum..

300 Küsur takipçi olmuş; fazlalıklar battı demek.. Silkelenmek istiyorum izninizle...

Saat 4:30-5gibi, sayıklaya sayıklaya uyandım bu sabah.. Tıpkı blogdaki üslup ile birilerine kızıyor, durmaksızın kendini savunuyor/laf yetiştiriyordu bünye...

Kalktım... Bilgisayarı açtım...

En sonda söyleyeceğimi şimdi söyleyeyim... Ki niyet yerini bulsun; fazlalıklar sirkelensin... Zira pek çok okurun -özellikle panter emine ve ultra bencil bakışın aynı vücutta zuhur etmişlerin-, derhal blogla ilişiklerini keseceğini; ağzlarından köpükler saça saça Öküz'e laf sokacaklarını yakiinen biliyorum..

"X sene kadar önce kedilerimi sokağa bıraktım ben.." (kovana çomak sokayım hatta: tüm ömürleri evde geçmiş, 12-13 aylık 2 kedi.. )

Şimdiiiii... Fazlalıklar sirkelensin; küfürlerini etsin... Diğerleri, son satıra kadar okusun lütfen(üşenmeyin)....

X-1 Sene önceye geri dönüyoruz... Öküz fellik fellik yavru kedi arıyor evinde bakabilmek için. İmkanlarını biliyor; beklentilerini biliyor; neleri yapıp/neleri yapamayacağını biliyor... Lakin, iş gerçeğe binmediği için hep bir tereddüt var içerisinde.. O sebeple hem ağzından düşürmüyor kedi istediğini.. Hem de her fırsatta geçiştiriyor olasılıkları...

Velhasıl, bu iki arada bir derede süreç öyle çok da uzun sürmedi bir şekilde.. İş güzar bir arkadaş, elinde koca bir koli, çat kapı soluğu Öküz'de aldı bir sabah.. İçerisinde 1,5-2 aylık birbirinden güzel 2 yavru kedi olan, genişçe bir koli...

Salonun ortasına salıp; "bizim tükkanın orada buldum bunları.. Anneleri yok.. Ezilecek/öleceklerdi.... Seç birini......" dedi....

E anam nasıl seçeyim.. 2si de birbirinden güzel... Artı, nasıl bir vicdanla sana "cık.. bunun rengini beğenmedim... at bunu sokağa/ölürse ölsün" diyeyim.....

"Kalsın ikisi de" dedim mecburen... Çevrede tonla kedi delisi var nasılsa... Huylarını suylarını biraz takip edip; bir süre sonra, bünyeye yakın hissettiğimi kendime alır... diğerini de bu kedici dostlardan birine, yahut barınağa/veterinere falan veririm diye düşündüm...

Olmuyormuş işte öyle... Eve giren kedi, bir daha çıkmıyormuş... Gözünün içine bakan el kadar şeyi, nereye bırakıyorsun?

Öküz evcimen bir şey... Kendi evi de olmasına karşın; haftanın 3 akşamını iki adım mesafedeki anne evinde geçirir.. Bu durumun çok da sorun olmayacağını düşündüm hep; zira genel durum çok hoş olmasa da, arada bir 24 saat yalnız kalmakla hemen hiç bir kedi ölmezdi.. Sıkılmaması için tonla oyuncak da alırdım hem ona.....

Ama bu, "biri ultra yaramaz/2 kedi olasılığını" hiç hesap etmemiştim... Uslu ve tek bir kediydi benim aklımdan geçen/planladığım/şartlarım itibariyle bakabileceğime inandığım/istediğim... Tıpkı yavrulardan "tekir" olanı gibi... Diğerine hemen hiç ısınamamıştım zaten... Tekire kıyasla hep daha yaramaz, daha çekingen, daha soğuk birşeydi o..

Her neyse... Demem şu ki; tüm planlarını tek kedi üzerine kurmuş Öküz için, beklenmedik bir durumdu işte...

24 saatin sonunda karşılaştığım savaş alanı manzarası mı desem; çok düzenli fırçalayamadığım ve evin içinde çok düzenli temizlik yapamadığım için X2 kat tüy mü desem(tek kedinin olası tüyünü göğüslemeye hazırdım); X2 kat b.k/çiş mi desem... evin(home ofis) içine sinen ağır koku mu desem..

Kediler irileştikçe, bir şekilde "eziyet" olmaya başladı durum...

Şimdi diyeceksiniz "benim de 2 kedim var... Hiç de öyle eziyetlik bir durum söz konusu değil"... Öyle olmuyor işte.. 1-herkesin çiş/bok/tüy/koku hususunda katlanabileceği "eşik" farklı.... 2-herkesin şartları farklı: home ofis.. yani "kime ne benim kirimden/dağınıklığımdan" deme lüksüm; 2 kediyi idare edebilecek imkanlarım yok... Evinde 2 kedi besleyenlerin muzdarip olduğu X2 pisilik problemini, düzenli homeofiste durmadığım için X10 şiddetinde hissediliyordum(2 kediye ait tuvalet kumunun 24 saat değişmediğini hayal edin). Daha önce köpek de beslediğim için, az buçuk bilirim pislik problemini... Buna hazırdım/razıydım... Lakin dedim ya, "tüm planlar tek kedi üzerineydi". 3- Kedilerden bir tanesi, evde yalnız bırakılamayacak ölçüde yaramazdı... vs vs...

Benzer sebeplerledir ki, eve geldikleri ilk günden itibaren, olası çözüm yolları üzerine kafa yormaya başladım..
"2 kedi istemediğimden tereddütsüz emin olsam da; kardeşleri birbirinden ayırmak mevzu bahis olunca, içime sinen çözüme bir türlü ulaşamıyordum... Öyle ya; hayvanlar bütün gün alt alta üst üste/ömürleri birbirlerine sarılarak geçmiş... nasıl ayıracaktım ki onları?

Akla gelen tüm forumlara ilanlar bırakıldı... Facebook gruplarına yazıldı... dergilere fotoğraflar yollandı... eşe dosta "ölümü ye" ısrarları yapıldı... veterinerlerle, barınaklarla konuşuldu..

Netice değişmedi.. Hiç bir özelliği olmayan, 2 sokak kedisi.... Üstelik artık 2 aylık da değiller; karakterleri oturmaya başlamış...

Ne o "aaaa.. deli misin, biz yardımcı oluruz sana.. al tabi... olmadı, bana bırakırsın.. buluruz yuva" diyen panter emine dostlar kaldı(ki eminim şimdi de pek çoğunuz içinden geçirmiştir 'ben bakardım/yardımcı olurdum' diye.. bu insanların suratına sağlam bir yumruk atmak istiyorum izninizle.. zira kimlere/ne kadar süre/nasıl yalvardım vakti zamanında; yahut iş ciddiye binince nasıl toz oldu bu insanlar, bir ben bilirim).... Ne de o internet forumlarının uçsuz bucaksız imkanları(cevap bile yazılmadı) / o ultra hayvan sevgisi taşıyanların sonsuz gönülleri(yardım edip yol gösteseydiniz/omuzlardaki yükü 2gr haffiletseydiniz bari)...

Veterinerler açık sözlü bak: "abi cins kedi olsalar, bir şekilde deneriz.. ama; bu kedileri kimse almaz.. üstelik 2 aylık da değiller artık... benim de elimde kalır.. o yüzden alamam/barınağa ver"("şu veterinere getirseydin; alırdı o" diyenlere de kafa atmak istiyorum; zira tahmininizden çok daha fazla veterinerle konuştum bu mevzuyu)....

Barınaklar altta kalır mı? onlar daha da açık sözlü: "abicim biz de 2-3 hafta burada bakıp sokağa salıyoruz zaten.. hem, bu 2 hafta zarfında psikolojileri çok bozulur; fazla köpek var burada.. en iyisi, sal gitsin!"....

Şaka gibi.. Zira belediyenin veterineri dahi yardımcı olamayacağını söylemiş(ulan almıyorsun; bari yol göster!); ve hatta kısırlaştırma mevzu bahis olunca 100 küsur lira para istemişti kedi başına... Ağrıma gitti...

Aylar geçti işte bir şekilde... Çözüm arıyordum güya.... Ben sonuca ulaşamadıkça, takvim de inadına hızlı ilerledi mübarek....

İstanbul'daki bütün veterinerlere/petshoplara gitmedim elbet; ama ilgili belki 20 yer dolaştım tek tek... Yok da yok.... Kucağıma bırakılıp kaçılan 2 masum kedi; oldu başa en büyük sinir stress kaynağı...

Zamanım daralıyordu... Zira kediler kızıştı mı, öyle bizdeki gibi "aman bu benim hemcinsim, yapmayayım", "aman bu benim gardeşim" falan demiyor... Direkt dalıyor......

2'siyle baş edemez, tek kediye dahi yuva bulamazken... 12 kediyi, mümkünse hayal dahi etmek istemiyordum.....

Gel zaman git zaman; o baştaki 100 kedi dostundan yalnızca 1 kişi(kuzen) kaldı.... Tüm olasılıklar değerlendirildi... Olası en uygun senaryo hazırlandı...

Bilen bilir: Moda'nın ara sokakaları kedi cennetidir.. Hemen her kapının önünde ya bir kap su, ya da kuru mama bulunur... Yani Moda kedilerinin yemek bulamama gibi bir problemleri kolay kolay olamaz .. En fazla 3-5 tecavüze uğrarlar.... 3-5 Alfa kediye boyun eğmek zorunda kalıp, sopa yerler... O kadar.. İşlek ana caddeler olmadığı için, ezilme tehlikesi de pek yok...

Üstelik, kuzenin tükkanı orada.... kapının önünde gayet de güzel göz kulak olabilirdi onlara..

Uzun süren planlama sürecinin arından; x bir gece, lanet plan sahneye kondu... Kedicikler bahsi geçen tükkanın önündeki bir koliye, yanlarında sabaha kadar fazla fazla yetecek yemekle birlikte bırakıldı....

Olan oldu... bir süre takip edildiler... sonra.......... kayboldular ortalıktan....

Ha diyeceksiniz "neden kısırlaştırmadın?"
Bunu da şöyle açıklayayım: Kediler için sokakta yaşamanın bir zulüm olduğunu düşünmüyorum öncelikle.. Bu şeye benziyor; evde aslan besleyen birini düşünün.. Hergün saçlarını falan tarasın aslanının.. Kuru mamalarla beslesin... Parfümler sıksın... Sonra, doğada yaşayan aslanların şartlarına üzülsün.... Onun gibi...

Artı, her canlının anne-baba olma, sex yapma hakkı olduğuna.. En azından bunu 1 kez tatmaları gerektiğine/ buna doğuştan hakları olduğuna inanıyorum(45. kez pörtleyen kediye elbette sözüm yok. ama her canlı, en en azından 1 kez yaşayabilmekli o duyguları.. 2 yaşından, yahut 1 ilişkilerinden sonra kısırlaştırıverin!)..

Ben yapamadım işte...

Pişman mıyım? Hayır... x sene öncesine geri dönüp aynı şeyleri yaşasam, yine aynı kararları alırdım..
Üzgün müyüm? Hem de çok... Pişman değilim belki ama; "keşke böyle olmasaydı" şeklinde hayatımın en büyük vicdan azaplarından biridir..

Bu, "adam öldürmeye" benziyor..
Şeklen bakınca "ouuuu!!!! kaatilll!!!! havada karada allah belanı versin pis küpek!!!" gibi; öyle değil mi?

Değil işte... hayat çok entresan.. öyle şartlar çıkartabiliyor ki karşınıza; 3 gün önce söylediğiniz şeyi şapır şupur yalattırabiliyor insana... Şimdi bir düşünün: elinizde 30kg'lık bir testi(??) var.. ve bir at hırsızının kız kardeşinize tecavüz ettiğini gördünüz(tööbe tööbe.. örneğe bak!... evlerden ırak aman)... Hanginiz adamın kafasına geçirmez eldeki testiyi?

Aha işte katil oldunuz? Değişti mi karakter? Kötü mü oldunuz bir anda?

Ne çok seviyoruz "acaba nedir sebepleri/şartlar neydi/haklı gerekçekeri olabilir mi?" diye sorgulamadan yermeyi....
Ne çok seviyoruz karalamayı... laf sokmayı... rencide etmeyi...

9 Buçuk olmuş zaten saat... bok ettim bütün geceyi.. tonla iş var güya bugün... anca bitti yazı...

Herneyse... özet yapacağım izninizle: "Öüüüüü.. pis hayvan Öküz!... nasıl bırakırsın kedilerini sokağa!" diyenler, hani amerikanolar diyor ya "go, f.ck yourself" diye.... Hıh işte aynen ondan işte... "gidin kendinizi becerin"....

Şimdi uyumam lazım biraz izninizle..

20 yorum:

ÇitLemBik dedi ki...

eheh sonuna kadar okuyanlardan biriyim çünkü sanırım geleceğimi gördüm yazında :) bende kedi istiyorum kedi kedi kedi diye tutturuyorum şu anda. kediler kusar diyorlar, temizleyemem ıyk diyorum. kediler yıkanmaz diyorlar ıyk onu öyle evde saklamam diyorum. kedi kumu değiştirilmeli diyorlar ben yapamam diyorum. kediler sırnaşır diyorlar ve ben hiç sevmem. en önemlisi ben hiç bi hayvana dokunamam. ama yine de kedi istiyorum.... sanırım bir kedi bir de kedi bakıcısı almalıyım evime. :)

"leb" demeden... dedi ki...

kısırlaştırma konusundaki düşüncen çok öküzce...

söylemeden edemicem. zira senin "aman seks yapsınlar. anne baba olsunlar" mantığın insanlar için geçerli.

onlarınki sadece hormon! ki zaten babalık kavramı filan yok kedilerde...

üstelik 1 kere seks yaptılar diye 1 yavruları olmuyor. 6 tane oluyor!

o yavruları büyütürken de hayvanların hem ömrü kısalıyor hem de o yavrular büyüyüp aynı şekilde çoğalınca popülasyon artıyor. sonuçta da yaşam kaliteleri düşüyor...

çok manasız yani. kusura bakma, acı söyledim ama...

Aslı dedi ki...

Ya seviyorum seni ya. Şu yazdıklarını başkasından okusam acaba "aa pis hayvan adam" der miydim diye düşünüyorum.

Yargılamak ve uzaktan konuşmak kolay. Bu nedenle demezdim başkası da olsa. Ayrıca o iyi niyetli hayvansever güruhun sadece iş başa düşmediği sürece işe yaradıklarını düşünüyorum. Benim tanıdığım 5-6 kişi var sokakta hasta vs kedileri kurtaran, işi gücü bu olan ama onların da sahiplendirme konusunda nasıl acılar çektiklerini biliyorum.
Genellemek istemem ama bir çocuğumuz sözde namuslu, sözde yardımsever, sözde var ya ben ne büyük adamımız!

Sonne dedi ki...

Keske birakmasaydin. Biraktigin icin ama sana simdi oküz hayvan sevgisi yokmus sende diyemem. Senin sucun degil ki hayvan barinakalrinin yetersiz olusu, imkani olupta, bahceli evi olupta bir kediye sahip cikmak istememesi insanlarin. Ama keske birakmayipta egitseydin kedileri. Kediler zaten o aylarda yaramaz olurlar ama o aylarda da en cok ögrenirler. Biliyorum yaramazliklari sinir bozucu kim isterki en sevdigi koltuk, duvar kagidi kedi tirmiklariyla yirtilsin ya da calisma masan hop kedi atladi die darmadagin olsun. :) Kimse istemez ama buna alisilabilir zaten hayatina alacagin kisi bir kedi de olsa ev arkadasinda olsa düzeninin bozulacagini hesaba katmalisin ki senin zamanin olmamis bunu düsünmek icin. :)
Yapman gereken tek sey kedileri egitmekti,evet biraz aci veriyor cünkü egitirken kediyi cezalandiriyorsun ama sadistce degil tabiki sadece ses tonunu yükseltiyorsun ve yaptigi seyi gösteriyorsun. Daha etkili olani ise cezalandirmayi gizli sekile yapmak kedicik senin onu cezalandirdigini bilmeyecek. Mesela masanin altina tuvaletini mi yapiyor, gördügün anda masanin altina gidisini uzak bir köseden su tabancasi ile taciz ediyorsun. Evet aynen öyle. :) Ikinciden sonra kedi asla oraya gitmez. Bu gibi seyler bir kediye ögretilebilir ama bunun disinda kedi hala agresiv ve yaramazsa cani sikiliyordur, uzun süre evde yalniz kaldigi icin belki de biraz vakit gecirip kedicikle oynamak sakinlestirir sonra gidip uyur zaten o.
Bunun disinda zaten eve bir hayvan aliyorsan kildi, tüydü dert etmemen lazim ama kediler zaten hep tüy dökmez bir süre sonra alisirdin aslinda. Hem kediler o kadarda kokmaz köpekler kadar yani. Özel tuvaletleri var ya plastik oraya alistirdiktan sonra sorun kalmaz, kakasini özel bir kürekle alip tuvalete attiktan sonra her defasinda koku hic kalmaz hem. Üstelik özel kedi kumlari var kokuyu disari vermeyen.
Yazsam daha coook yazarim ama ben cok üzüldüm, keske birakmasaydin kedileri...

öküz dedi ki...

@Çitlembik: Bak bu işte bencilce olur. Ben tek kediye bakabileceğimden emindim/hala eminim.

@leblebi: Bencilsin(iz)... "Asıl sizleri kısırlaştırmak lazım" diyor iç sesim.. Bırakın en azından 1 kez yaşasınlar o hisleri.. 2 yaşından sonra kısırlaştırın...

@Aslı: Hıh işte... O sözde kişilerden nefret nefret nefret ediyor Öküz.. Sözde olmaları yüzünden değil; ahkam kesip, yargısız infaz yaptıkları; iş başa düştü mü ortadan yok oldukları için..

@Sonne: Yanlış anlamışsın. Yaramazlıkları çok sorun değildi.. Boxer besledim ben(felaket hiperaktif bir hayvandır).. Eğitimle halloloacak şeylerden de bahsetmiyorum..

Ayrıca kedi kumunun kokmadığını falan yazmışsın.. 24 saat bekle/temizleme 2 kedinin kumu da; görürüm... 2 gün o odaya giremezsin kokudan.. 1 haftaya kalmaz, evin içine siner koku.. Kristal kumlar falan hepsi hikaye.. Poklarda sorun yok; lakin X2 çiş mevzu.... hiç keyifli değil; inan bana..

Düzenli temizleyemesen dahi 1 kedi çok çok sorun olmaz.. lakin.. 2 kedi dedin mi.... Düzenli bakım şartXşart..

Kuzucuk dedi ki...

Okuz'un ikiz bebekleri olur... Bebeklerden biri sakin uslu bir oglan, biri ise yirtici Erkek Fatma cikar... :)

"leb" demeden... dedi ki...

2 yaşına kadar kaç yavruları ve torunları olur bi fikrin var mı peki?

kedi kumu yerine gazete kağıdı kullanıuyorum. hergün çöple veriliyor. sıfır koku.

bu arada yaramazlık konusu da eğitimle çözülüyor.

öküz dedi ki...

@Kuzu: .........

@Leblebi: Evin içinde gazete kağıdı kullanıyorsun; hiç koku olmuyor... hı hıı.... kandırdılar çünkü beni.. kedi diye aslan falan besledim ben 1 sene....

"Hadi oradan" diyeceğim izninle...

Laf sokanların/anlamayanların benzer şartlarla, benzer şeyi tecrübe etmelerini canı gönülden diliyorum..

Ayazma dedi ki...

Hiç kedi beslemedim ama kedi besleyen komşumuzun kapısının önünden geçtiğim için kokuyu tahmin edebiliyorum. Benim muhabbet kuşlarım var. Kedi kadar olmasa da onlar da etrafı batırabiliyor zaman zaman ama bakımları çok daha kolay tabi ki. Hayvanlarını eve alıştırıp dışarı bırakanlara iyi gözle bakılmasa da, yazdıklarını okuyunca empati yapmamak elde değil. İnsanların koşullarını bilmeden yargılamamak gerekiyor.

Sonne dedi ki...

Yorumumu laf sokmak veya seni anlamamak olarak degerlendirmen cok üzücü. Ben seni anliyorum sadece evcil hayvan acemisi oldugunu düsündügüm icin bir iki öneri verip yardimci olmak istedim. Hayvan beslenen evde sifir koku olmasi zaten imkansiz kücücük bir sohbet kusu bile koku yapiyor evde. Ama biraz önlemle en aza indirilebiliyor. Kildi tüydü zaten normal. Sanirim bu senin hassasiyetinle alakali ya da düzeninle. Ister en evcil uslu hayvani besle istersen en yaramaz olani vahsi olani ister bir tane besle istersen on tane sonucta senin hersekilde kiliyla, tüyüyle bokuyla, kokusuyla kabullenmen lazim o canliyi. Kisacasi bir ev hayvanina sahip olmak onu gercekten istemek ve sorumlulugunu kabul etmek demek. Sen buna hazir degilsin veya istemiyorsun diye kimse seni suclayamaz. Keske birakmasaydin demek suclamak icin degildi. Bazilari kedi beslemek icin ölürken ama kedi alerjisi oldugu icin besleyemezken, cok sevdigi kedisini bu alerji yüzünden yuvaya vermek zorunda kalirken iki tane kedinin kimse istemedigi icin sokakta kalmasi üzüyor iste insani. Yapma etme baska bir yolu vardir diye aciklamaya calisiyor iste insan...

"leb" demeden... dedi ki...

fotosunu çekip hemen yollıyım istersen :)

evt gazete kağıdı kullanıyorum. şöyle oluyor;

bi leğenin içine gazeteyi açıp kat kay koyuyorum. 1 gazete fazla geliyor hatta. üstüne de bi sayfayı parçalayıp koyuyorum, eşelenmesi için (biliyosun ki gömmek istiyorlar çünkü)

her akşam da çöple birlikte poşete koyup atıyorum.

sıfır koku...

bu arada Kızım 18 yaşından. 2. kedim bu. ilki de aynı wc sistemi le ve aynı yaşam eğitimi ile 9 yıl yaşamıştı...

yeni bişi değil yani...

Sokak Kedisi dedi ki...

Ben kedilerin herbirinin ayrı bir karakter ve ruha sahip olduğuna inanıyorum.

Şu ana kadar pek çok kedi misafirim oldu evimde ve hiçbirini aynı yöntem ile beslemek mümkün olmadı. Birisi kumu her seferinde değişsin istedi, diğeri kum yerine yedek tuvaletimizin lavabosuna el koydu. Bir başkası ise tuvaleti geldiğinde bildiğiniz köpekler gibi kapı önünde bekleyip dışarı çıkaralım diye mivaylamaktan bihal oluyordu. Kimi klozetten su içmek için her fırsatı kolladı kimi de suyu günde 3-4 defa değişsin istedi.

Prensipsizliğimden değil, bahçeli bir evde onlarca hayvan ile büyüdüm ve eğitmeyi de büyütmeyi de iyi bilirim. Ancak hepsi aynı karaktere bürünecek diye beklerseniz en büyük yanılgıyı yaşar ve hem misafirinizi hem kendinizi mutsuz edersiniz.

Öküzüm okudum defalarca. Önce kızarım gibi geldi ama sonra satırlarındaki samimiyeti görüp, kendimi senin yerine koymadan duramadım.

Vicdan yapmışsın resmen, üzülmüşsün sen bu işe. Bu sonuç bile, seninle birlikte üzülmeme yetti benim. Hem sana üzüldüm hem de sokakta kalan miniklere. Ama olan olmuş bir kere, bence en azından senden sonra bu işe soyunacak olanların kulağına küpe olsun yazdıkların, çok düşünüp her "yardım ederim"e inanmasınlar. Almak kolay kısmı, hayatını onlara göre planlamak ve yeri geldiğinde karşılıksız fedakarlık etmek gerekiyor. Gezmeden, çalışmaktan, misafir ağırlamaktan, özgürce yayılmaktan bile bahsetmek zor oluyor bir pet edinildiğinde. Hele de bu bir kediyse...

Hayatımda bir tek defa bir kedimi birine emanet etmem gerekti, yurtdışında iyi maaş ve herkesin özeneceği bir pozisyonla çalışma imkanım doğmuştu çünkü. Onu götürme şansım olmadığı için bir arkadaşıma emanet ettiğim kedimi geri döndüğümde bulamadım malesef.

Hala üzüntüsüyle deli olurum. Eğer böyle olacağını bilseydim asla o teklife Evet demezdim üstelik ama şimdi bunu düşünmem sonucu değiştirmiyor ne yazık ki. Artık biliyorum ki tüm koşullarım onu ölene kadar terk etmeyeceğim kadar oturmadan bir hayvana bağlanmayacağım.

Sen de tekrar istekli olursan iyi düşün lütfen, vicdan azabı insanı hasta eden bir şey...

öküz dedi ki...

@Sokak Kedisi: "Alnından öpesim geldi" desem?

Bir de olayın şu boyutu var.. "Böyle olacağını bilseydim, almazdım" demişsin... ya ben? ben ne yapmalıydım sence? eve ilk geldikleri gün reddetmeli; sokaklara mı emanet etmeliydim kedileri? zira en başından beri 2 kediyle yapamayacağımı biliyordum. bir çözüm bulabileceğimi düşünmüştüm sadece...

Not: Soru sana özel sokak kedisi..

La Santa Roja dedi ki...

Tortoiseshell denen renkte 10 günlük bir yavruya yuva bulana kadar bir tarafım çatlamıştı benim. Bulana kadar da 1 hafta ben işten gelene kadar aç, susuz, çişini yapamadan beklemişti hayvancık. Sokak kedilerini yuvalandırmak çok zor gerçekten ve insanı çok yıpratıyor. Kısırlaştırma konusunda da şunu söyleyim, erkek kedilerin ameliyatı hem daha ucuz, hem daha kolay ve risksiz, hem de azgınlık döneminde olan dişi kedilerle gene çiftleşebiliyorlar-hem de yavru riski olmadan. Bir daha başına böyle bir olay gelirse aklında olsun. Sokak kedisinin yavrusu da sokak kedisi sonuçta, Moda'ya bütün sülalenin sığması da mümkün değil, elbet anaları babaları kadar rahat yaşayamayacak bebeler bir gün.

Sokak Kedisi dedi ki...

Bence en büyük yanlış sana şirinlik etmek için kedileri kapıp, pervasızca kucağına atan arkadaşın tarafından yapılmış, sonra da devamı gelmiş.

Bu bir aşk meselesi gibi bence, beni bilen bilir kedi dedin mi ruhumu teslim edecek kadar içim titrer. Doğum yaptığımda arkadaşlarım birbirlerine "Bizimki yavruladı" diye mesaj atmışlar, o kadar yani :))

Yolda gördüğüm her kediyle konuşurum, üstüne atlayıp biraz mıncırırım hatta. Hafiften piskopata bağlamış durumdayım diye itiraf edeyim hemen siz demeden :)
Fakat eve alınıp hayata ortak edilecek olan pet için biraz durup düşünmek lazım. Aranızda bir ten uyumu oluşuyor mu, bakışlarından hoşlandın mı, kedi sana senin istediğin şekilde yaklaşıyor mu? Yani resmen birbirinizden hoşlanıp hoşlanmadığınızı iyi tahlil etmek lazım demeye çalışıyorum. Yok eğer olmadıysa aşkı başka bir yavruda aramak lazım ki sonradan yaşanacak sorunlara daha rahat göğüs gerilebilsin. Hayvanı gördüğünde içinde uyanan duyguya göre davranmak lazım, tutup birinin kapıp geldiği bir kediyle olacak iş değil kısacası. Hele iki kediyle çok zor... Benim seviyemde piskopat olman lazım belki :)))

"Ne alaka şimdi bir kediye duygu beslemek" diyecekler olabilir ancak gerçekten evlerinde birden fazla hayvanı misafir etmiş arkadaşların bu ayrımı hissedeceğini biliyorum. misal sen. Eğer istediğin uslu ve mırıl mırıl kediyi bulabilseydin belki o yavru şimdi babaaane falan olmuş yaşayıp gidiyordu senin kucağında güzel güzel. Arkadaşın senin bu seçimi yapabilme şansını bile yok etmiş bence. Yazık etmiş :(

( Sorunun tam yanıtı olmadı sanırım ama yok ki zaten tek bir doğru yanıt bu tip işlerde.. Senin testi misali yani, duruma göre çok değişiyor mesele... )

öküz dedi ki...

@Sonne: Sana değildi o sitem.. yanlış aksettirmişim aklımdan geçenleri; kusuruma bakma lütfen.

@Kedi: Onunda kabahati olduğunu da sanmıyorum. Çok değer verdiğim, Öküz'e asla kazık atmayacak/her durumda yanında olacak biri.. Neticede, olayın buralara gelebileceğini düşünemediğinden eminim.. Her iki kediyi de, "herşey daha iyi olur" umuduyla o koliye koymuştu..

Da.... evdeki hesap çarşıya uymadı işte..

laurel-hardy dedi ki...

ah ulan ah bende yaşadım aynısını..

Hardy

nesobaby dedi ki...

Öküz Bey .Öküz Bey
Sana yazdığım yorumu yayınlamamanı anlayamadım doğrusu
Kötü birşey de yazmamıştım halbuki
Eğer yayınlamayacaksan da bir daha yazmam
küss :(

öküz dedi ki...

@Hardy: :(

@Nesobaby: Kendi beceremiyor yorum yazmasını; Öküz'e b.k atıyor. Yorum morum silmedim ben..

Sade dedi ki...

kediler modadaysa sorun yok biz gözümüz gibi bakıyoz onlara..

ammmaaaaaa bundan soora "kedicik pisicik gel ben sana evde bakarım wallacik billacik" diyip yawruları eve almayı planlayanlara bi çift sözüm vaaarrrr..

gerçekten eminseniz alın, besleyin büyütün, süper yaratıklardır, hayatınızı anında değiştirir, şiddetle tavsiye ederim..

ama emin değilseniz ve içinizde acık ucundan da olsa bakamam şüpheniz varsa hiç almayın bırakın sokakta kalsınlar.. çünküm eve alışan kedinin dışarda yaşam şansı azalıyor..

bunu söyleyen de 2 gündür koynunda memişlerin arasında 1 haftalık annesiz bir yavruyla işe gidip gelen biri haaa.. ama bu sayılmaz, süt annesi sayılırım ben onun..

hem demeden geçemiciimm.. odada tutarsan tuvaleti lağımdan beter kokar tabii kii.. ben sırf benim kız için balkonlu ev alıp bi sürü ekistira ödedim.. balkonsuz olmaz abicim bu iş.. hem balkonun olcek, hem de düşmesin die bütün önlemler alınmış olcek.. heeee ben kedi seviyom bakiimm bari demekle olmuyo ööleee.. gözün gibi bakçeksin bakçeksen.. bak sinirlenince ege şivem tuttu..