30 Aralık 2013 Pazartesi

Kırmızı Pelüş Kelepçelerim

Tamam, kabul.. Başkasında görmeye çok tahammül edemesem de, yetiştiğim ortamın standartlarına kıyasla biraz 'dağınık' bir şeyim..

Ara ara buna dalgınlık, 'aman nolcek' cilik falan da eklendi mi, daha da maceradan maceraya koşabiliyor hatta bünye..

Ne anne evindeyken, ne de kendi evimde 'yaramaz' objeleri hemen hiç saklama gereği duymadım mesela hayatım boyunca. Yani, koydum tabi çekmecelere falan da; hani hiç, yerdeki parkeleri kaldırmak falan aklıma gelmedi ne yalan söyleyeyim şu yaşa kadar..

''E ne olacak, ayıp bir şey mi yapıyoruz?'' da olabilir(-ki ne familyam, ne de yatak odama girebilecek mesafedeki sosyal çevrem öyle çok geniş, modernite budalası vs değildir); öyle de diyebiliriz bilinç altı sebebine... Bildiğin en temel/basic hali, konsantre salaklık da.. Bilemiyorum çok detayını; düşünmedim..

'Gerçekten' farkında olmadan, masamın üstünde eşşek kadar kırmızı Durex kutusuyla çooook toplantı yapmışımdır mesela.. 
düşünüyorum da... hadi döpiyesli iş hanımları neyse de, kıllı mıllı erkekler nasıl bir mesaj canlandırmıştır acep kafalarında :S (bööğğkk!)

Neyse yahu.. Ne anlatacaktım, nerelere geldim yine :S

'Gün geçmiyor ki rezilliklere bir yenisi eklenmesin' diyordum....

Bu sefer de, tamir etmek / kırılan parçasına lehim yapmak için anne evine getirdiği kırmızı pelüş kelepçeleri nereye koyduğunu unuttu bu dingo..

Anahtarları çantamda, onlar ok; ama kendisi yok meydanda..

Kayıp.. Ara ara yok; resmen şeytan aldı götürdü..... Kadına da sorulmaz ki şimdi ortalıkta 'tuhaf' bir şey gördün mü diye :S

Kesin yine salonda, lavabonun kenarında vb saçma sapan bir yerde bıraktım; o da dağınık durmasın / bunun burada ne işi var diye, kutulardan birine yerleştirdi..

Bak yazıyorum şuraya; bir gün şöyle telafisi zor, sağğğlam bir rezillik gelecek başıma... Çoook sağlam hem de...



28 Aralık 2013 Cumartesi

Sana Diyorum Vazo!

Karikatüre gülsem mi, ağlasam mı bilemedim.. Çok tanıdık, çok gerçek şu vakitlerde..


Tam 'her şey yoluna girmeye başlıyor' derken üstelik... Yine öteleme, yine öteleme..

Şevkle çalışanın, zevkle mikildiği bir memeket..... Kalan 3gr kanımı emmek için fırsat kolluyor gibi en anlaması gerekenler..

Çok küfür edesim, bol uyuyasım var be vazo..

Tekirdağ'da olacaktım güya şu saatlerde....

Şşş.. Vazo... Sana diyorum(?)....

27 Aralık 2013 Cuma

Plaza Sarhoşluğu

Beyaz yaka plaza çalışanlarının 'zamanla kendilerini o plazanın sahibi gibi hissetmeleri' diye bir gerçek var ki; bu sanırım son yollarda midemi en çok ekşiten fotoğraflardan birine sebebiyet veriyor..

O şatafatlı ortama alışınca bünye, 'gerçekten' bir parçasıymış gibi hissetmeye başlıyor insan demek; dokunan herkesi içine çeken bir acun firarda masalı gibi; yahut bir illüzyon belki...

Mesaisinin %40ını kahve-dedikodu ikilisiyle tamamlayan, akşam 5-6 oldu mu eve şirket arabasıyla dönen memleketim 'beyaz yaka' kafasından daha yüskek bir bilinç düzeyi, iş ahlakı, olgunluk falan beklemek saçma tabi; o konuda haklısın.

İstanbul'un en havalı AVM'lerinden Kanyon'da, ellerindeki Louboutin poşetleriyle kapitalizm karşıtı eylem yapan insanların memleketinde yaşıyoruz; çok şey mümkün..



Ama... Ama ultra sexi / erkeksi beynim durumu kavramakta hala zorlanıyor :S

Nasıl bir bilinç düzeyi bir Prada çanta uğruna rutin ve/veya (belki daha da önemlisi) insani sorumluluklarını halı altına süpürür; yahut 1 ay aç gezer ki mesela?

Ve yahut, o kazandığınız parayla nasıl oluyor da haftanın 2-3 günü 150'şer lira hesap bıraktığınız o 'afedersin' daşaklı restorantlarda fink atabiliyorsunuz?

Ne ara dere, Louis Vuitton çöp torbası gülümsetir oldu memleketim insanlarını?



Var çevremde öyle insanalar; yakiinen gözlemleyebiliyorum durumu. Matematik öğretmeni babanın zar zor yetiştirdiği kadın, Levent'in popüler plazalarından 3-5000 lirayı cebine indiriyor her ay.. Ama izle bak hayatını, sanırsın Lady Gaga..

(millet açlıktan kırılırken, 2milyon liraya ferrari'lere binen insanlarla dolu bu dünya.. ne saçmalıyorsam ben de :S)

Kadınlarda daha çok var sanki bu durum.. Git bak etraftaki havalı mekanlara, garı dolu içerisi...
'Olm bu gacı, sizin stajyer kız değil mi? Ulan bana dert oldu birazdan gelecek hesap; ne ara dere kazandı bu kız o parayı da böylesi umursamaz şuh kahkahalar atıyor?'

Gerçi düşünüyorum da.....

Haklılar da aslında... Babadan 200.000tl peşinat; gerisi ayda 1.000-1.000 taksitle ev; oohh cepte, mis...
Arabayı şirket vermiş zaten; en havalısından... Geriye ne kalıyor? 30 yaşında yazlık, emeklilik düşünecek hali yok kadının.. Doğru :S

Hmm....
Hmm hmm... Tamam tamam sustum ben; demedim farzedin bir şey... Hazımsızlıkmış; bir Talcid alayım, geçer :S

24 Aralık 2013 Salı

Hadi Bir Çay Yap Da İçelim

Fiziksel kadın güzelliğinin her şey demek olmadığını 30umdan sonra öğrendim ben.. (pis çirkinler sevinmeyin hemen; 'iyi bir şey olmadığını' demedim, 'her şey olmadığını' öğrendim sadece.. şimdilik :S)

Öğrendim öğrenmesi e de.... Ahh ahh.. De işte :S