15 Ağustos 2010 Pazar

Allah Kavuştursun..

Ayrılık ne zor... Boğaz düğüm düğüm... Bir ömür dipdibe yaşamışken; en kıymetlinken üstelik...

Sabaha kadar kız... Kandan candan; en en yakının, belki tek yakının.. Çokomelimin yarısına, aldığım iki bayram şekerinden diğerine bir ömür sahip olmuş/olacak adam..

"Allah kavuştursun"'un ötesi yok.. Bekleyecek Öküz.. Sabredecek... En kötü, THY abonesi olacak...

Bir de anafikiri paylaşmalı yeri gelmişken.. Şöyle en en öküzünden olsun mesela.. "Sokayım böyle sağlık sisteminin içine!" desem; alınır mı düzen acaba?

14 Ağustos 2010 Cumartesi

Bülent Ortaçgil - Zuhal Olcay

Pek severim Zuhal Olcay'ın Bülent Ortaçgil yorumlarını (evet, garı kılıklıyım. ne var? !!)... Sevdikçe kaçar; kaçtıkça da, burnuma burnuma sokulurcasına yeni konser ilanlarıyla yüzleşirim..

Enteresan huyları var bu bünyenin.. Öyle, ormantik konserlere falan tek başına gidemez mesela... Yılın 364 günü sevgilin olmasına rağmen, her 14 Şubat'ta sap takılırsın ya; onun gibi bir şey bendeki de.. Hiç kısmet olmadı rastladığım konserlere çift olarak gidebilmek...


Zuhal Olcay, Monica Molina, Yasmin Levy, İncesaz falan... Mümkün değil! .... "Ahaaaaa eziiiik.. kız arkadaşı yok; melankolik şeyler dinliyor zavallı" diyecekler gibi mi desem.. "Herkesin çift geldiği bir konserde, sap adamın işi ne?" mi desem... "hiaaaa herkes bana bakıyor!!" mu desem... Var işte birşeyler... Bakma öyle gözlerini kısıp; utanıyorum işte, ayıp mı?...

Öyle "yan koltuğumdaki ipne daş sevgilisine yumuluyor!", "abuk subuk zibidilerin yanında ne gacılar var" gibi basit kıskançlıklar da değil bu duruma sebep.. Tamamen Öküzsel bir mevzu. Belki salaklık, belki kompleks, belki sosyal davranış bozukluğu.. Kat işte hangisinden ne kadar istiyorsan...

Yazmıştım.. "Romantik erkek" fotoğrafını sevmiyor Öküz(oku bak: http://okuzunondegideni.blogspot.com/2009/02/yasayamadklarmdan.html).. Olayın su üstünde kalan, en temel kısmı bu.. O yönümü kız arkadaşıma dahi kalabalık içerisinde göstermeye çekinirken; kendi keyfim için, ıı ıı... Mümkün değil... Çok kasar bünyeyi; hiç anlamı yok durduk yere su kaynatmanın..

Amsterdam'da porn showlar izleyebildiğin küçük kabinler vardı... Kimse kimseyi görmeden, aksiyonu dikizliyorsun galiba(Girmedim içlerine de; o işe yaradıklarını tahmin ediyorum)... Öyle birşey olsa keşke... Öküz'lere özel, küçük küçük odacıklar yapılsa konser salonuna... Utanan öküzler oradan izleseler mesela konseri.. Kimseye görünmeden... Yahut güneş gözlüğü/peçe falan mı takmalı?? Mesela diyorum yahu...

Offf... Konser haberi verecektim, nerelere gitti konu... 24 Eylül'de Kuruçeşme Arena'daymış Zuhal Olcay - Bülent Ortaçgil.. Sonra "vay ben duymadım", "vay benim haberim yoktu" falan demeyin..(iç ses: "oturarak", doğru konsantrasyonu sağlayıp dinlemek lazım bu ikiliyi. ayakta ve yorgun, doğru tadın alınabileceğini sanmıyorum)

8 Ağustos 2010 Pazar

Ders Olsun / Sahil Notları

- Lastiği tutmayan mini boy şort mayo ile denize girilmeyecek. Yahut girdin mi; etraf tenhalaşmadan çıkılmayacakmış.

Tamam seviyorum; parmaklar buruşmadan sudan çıkmak zaten adetim değil.. Lakin, memleketim sahilci kadıngilleri de ayrıca enteresan yahu.. Erkekler bakmıyor, herkes kendi halinde; kadınlar, sanki biri çıksa da "hedef kuruyuncaya kadar santim santim süzsek" derdinde.. Bilhassa 35-50 yaş arası hanımlar.. Az buz da değil; resmen yiyorlar gözleriyle..

Ben ki güya öküzlerin önde gideniyim; tövbe haşa inceleyemem denizden çıkan ıslak/cıbıl hanımları. En fazla, denize girerlerken bel çukuru/popo kıvamlarını süzerim çaktırmadan; o da olsun olsun 1-2 saniye... Tamam, için gidiyor/aklın orada.. Yakinen anlıyorum seni, eyvallah da; eğ kardeşim sen yine de kafanı.. Ayıp ulan! Önüne bak/yere bak.. Attırtma kafana şu güneş kremini! (sözde asabi Öküz)

Yok mesela kadınların ayıplanma/sapık diye damgalanma/efendi çocuk olma derdi; daha rahat seyretmek için sandalye(iskelmle??) bile getirmiş garılar utanmadan... Herkes denize doğru bakıyor; bunlar plaja/kumsala.. Sen yap bak aynısını; çevir sandalyeni cıbıldak insanlara doğru(iç ses: plajda sandalyenin işi ne lan?).. Seyreyle sonra köyün erkekleri/yazlıkçı asabi amcalar neyliyor seni....

Dur dur.. Konu çok dağıldı... Toparlıyorum..

Kimsenin "yazık lan bu öküz'e de" dediği yok....
Şort belden düşüyor; bir elimle onu çekiştiriyorum.. Sözde kıymetli enstruman soğuk suyu görünce asileşmiş, dinlemiyor söz; "küçülcem de küçülücem!" diye tutturmuş pe.evenk; ona canım sıkılıyor.. Mayonun astarı kendinden geçmiş; biraz da rügar ve suyun gazıyla, ne var ne yok ortada maşallah(iç ses: oh oohh).. Yok "kıçın çatalı çıkacak", yok "dekolte, mini ameliyat izime yaklaşacak da görüntü fazla erotikleşecek", yok "'aile plajı lan burası/tacizci misin a xxx' diye sopalarla kovalayacak köyün erkekleri", yok "kızardım mı/kızarmadım mı", yok "ziyan olan göz banyoları".. Off ki ne off... Denize mi girdim, işkence mi gördüm; belli değil...

Neymiş? Her sene mevcut şort/mayo zımbırtısı yenilecek; tek mayo ile 5-10 sene şartlar zorlanmayacakmış. Plajda gözlük takılmayacak; görmediğin için hormonların da durduk yere çalkalanmayacakmış.. (İç ses: Deniz gözlüklerinin numaralısı falan varsa onlardan almak lazım bak. Hani madem kumsaldayken pikinili hanımlara bakamıyorum; bari denizden doğru süzeyim diyeceğim.. bu sefer de göz görmüyor aq/miyopi..)

Aha Öküz'ün eli ve eski spor ayakkabısı

- Plaj kıyafetlerine özen gösterilecek; köylü çocukları gibi dolaşılmayacakmış ortalıkta. Salak saçma geliri olan insanlar dahi ne havalı şeyler giyiyordu yahu(yok ki aq, şu alışveriş/kıyafet seçme/Öküz'ü olması gerektiği gibi giydirme işini yıkabileceğim gacı).

- Dalgalı sularda motor kullanmaya kalkılmayacak; benzin var mı yok mu kontrol etmeden koydan uzaklaşılmayacak; tonaj hususuna/beraberindekilerin yüzme bilip bilmediklerine/cep telefonun şarjı olup olmadığına dikkat edilecek.. Yaklaşan yunuslarla aşık atmaya çalışılmayacak.. Gızları gezdirme tongasına asla düşülmeyecek.. Dalga gördün mü el gazdan çekilecek; dalgaların üstüne üstüne gidilecek(miş)..

- Eş-dost-akrabanın bulduğu her gacı, "yok ben beğenmem nasıl olsa" diye baştan reddedilmeyecekmiş..

- Tuttuğun her balık, "aaa ne güzeeeel!! dikenleri bilem var" diyip, ayran budalaları gibi ellenmeyecekmiş..

- Olur olmaz vakitlerde donla ortalıkta dolaşılmayacakmış..

Bu fotoğrafı, Ah be Blog! yazımdaki melek çekti. Boyundan büyük makineyi düşürmediği için şanslıyım... Birlikte onlarca fotoğraf çektik o gün..

- Zamansız ereksiyonları ve olası firikikleri hesaba katıp, içine don giymeden şortla gezilmeyecekmiş ortalıkta.

- Suyun göğüs hizasının altında mümkün mertepe vakit geçirilmeyecek; aksi durumda, 40.000 veledin çişiyle gargara yapmak göze alınacakmış(alenen mayosunu indirip/çömelip çişini yapan yazlıkçı bebeler gülümsetiyor gülümsetmesine de; 5-10 bebe bir araya geldi mi de, huylanmıyor değil insan)..

- Köylü kızlarının tacizlerine / kuyruk sallamalarına sakın sakın ha prim verilmeyecekmiş..

- Ehliyeti kaptırdığın gerçeği, "ondan laf çıkmaz" diyerek ot b.k la paylaşılmayacakmış... -Ki dönüş yolun eziyet olmasın...

Aha bu da günün şarkısı olsun... İçimden geldi.. http://fizy.com/#s/1giuqx

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Benim canım yandı, başkasının yanmasın...

Yazılarımı etraflıca okuyanlar bilir; "normal" hususunda 18'lik çıtır tecrübesine sahip olmasına karşın, "anormal" mevzularda bir hayli ihtisas yapmış biridir Öküz(iç ses: iyi b.k yemiş; aferim)..

Son 10 senesini anormal ilişkiler hususunda master-doktor çalışmalarına harcamış, onlarca kitap(blog postu)/makale yazmış biri olarak, genel buddylik kurallarını özetleyip, acizane etcrübelerimi paylaşmak istiyorum sizlerle.. -ki benin düştüğüm çukurlara düşmeyin.. -ki 3-5 göz yaşı az aksın(Sandığınızın aksine, şanssızların yolu/anormal yol, her iki taraf içinde bolca göz yaşı ve pişmanlıklarla doludur)...

Hatırlatma: adı üstünde, "anormal yol".... İmkanınız varsa "normal yolu" seçin siz..


xx-buddylik müesseselerinin doğuş sebebini kısaca hatırlayalım:

Official bir birlikteliğiniz yok; ve hormonlarınız sapıtmak üzere.. (Zıplayan, minik minik, sevimli hayvanat silüetinde hormonlar hayal edin) "Çakın ağızlarına iki tokat, sussunlar" diyebilmeyi isterdim. Lakin, derler ya hani "çuvaldızı kendine, iğneyi başkasına batır" diye... Yapamam işte o yüzden.. Bilirim çünkü ne denli kontrolü güç bir mevzudur..

Yakın zamanda istedikleri verilmezse/bir şekilde susturulmazlarsa iç açacaklar başa..

(Senede 3-5 farklı erkeğe/kadına "seni seviyorum" diyebilen, yahut "bana ne başkalarından; ben istediğimi alırım, gerisini o düşünsün" diyebilen bir bünyeye sahipsen, sorun yok. sen okuma buraları. Öküz gibi, kalbi bilmem kaç yılda bir güpgüpleyebilenler için, "bana ne" diyemeyenler için bu satırlar)

Şanslıysan "kendiliğinden çözüm bulacak sorunun; şansa/bala kısa zamanda sevgili yapıp, toptan çözeceksin problemi. Ama değilsen.....

Ya saçma sapan birine "inanmadan seviyorum" diyeceksin. "Olay" sözüm ona legalize olacak(bakmayın öyle masum durduklarına; kadınlar pek sever bu oyunu); *ama* ardında göz yaşı bırakacaksın(-ki bence en büyük günahlardan biridir bu)... Ya daha kolay sevebilmeyi, yahut daha azla yetinebilmeyi öğreteceksin bünyeye... Ya da profesyonel destek alacaksın... Varsa başka çözüm yolu bilen; buyursun, tartışalım..

Profesyonel destek alacağımız hususunda anlaştığımızı farzedin(ırıspılardan bahsetmiyorum)... Asıl soru şimdi geliyor işte: Peki ama kiminle ve nasıl? ("welcome to the dark side anacım")

Oku....

Genel Kurallar
1- "Mecburum" demediğin müddetçe, her türlü buddy'lik müessesesinden uzak dur. Şaka yapmıyorum; asla zevk için, merak için yenecek nane değil(18 yaşındaki fuck buddy arayan ergen profilini, ve 6 aydır sevişmemiş/duvarlara tırmanan yetişkinleri ayrı tutuyorum.. gözü görece doymuş kişiler için bu yazdıklarım)...
2- Her ne buddy'si iseniz, adını, tartışmaya/tereddüte mahal bırakmayacak biçimde net olarak paylaşın... "biz fuck buddy'yiz", "biz hug buddy'yiz", "biz social partneriz", "biz iki arada-bir derede buddy'yiz" vs... Çekinmeyin; net olarak, aynen bu şekilde dile getirin karşılıklı... // Demedi deme bak; çok ince ve yanlış anlaşılmalara fazlasıyla açık bir mevzudan bahsediyorum. Söylerken "aa ne salak saçma; illa o cümleyi mi kurmam gerekiyor/anladı o" dedğin şey, ileride yarım kova göz yaşından/pişmanlıktan koruyacak sizi..
3- Partnerini olgun, ne istediğini/ne yaptığını bilen, "iyi(sana bilerek zarar vermeyi aklından dahi geçirmeyecek)" birilerinden seç. Çıkabilecek olası arızaların nerelere varabileceğini hayal dahi edemezsin..
4- Unutma: aynı anda hem doyurucu seviştiğin, hem dışarıda iyi vakit geçirdiğin(sosyal anlamda iyi anlaştığın), hem sahiplendiğin, hem de bütün gün sarmalaştığın kişi = sevgilindir; kandırma kendini.. Partnerini "kesinlikle istemiyorum/şartlar her ne olura olsun, asla olmaz/olamaz" dediğin kişilerden seç..
5- Aşağıda çeşitli alt başlıklar için spesifik sınırlardan söz ettim.. İşin özü şu: temel kurallara muhakkak uy + aradaki sınırı doğru ayarla..
6- Sahiplenmenin/kıskanmanın yeri asla olmaz buddy zamazingolarında.. Ne sahiplenecek, ne de sahiplenilmeye göz yumacaksın. Sakın!
7- Yineliyorum: Partnerini "sana asla bilerek zarar vermeyecek" kişilerden seçmelisin(sonra gelip zırlama bana; öküz, bu ayı bana şöyle şöyle yaptı diye).
8- Belki hiç kimseye karşı olmadığı kadar dürüst, samimi/içten olacaksın...
9- Partnerine gönülden kıymet verecek, el üstünde tutacaksın(sakın hayvanlık edip "ucuz" hissettirme/kazıklama; o senin en kıymetli yoldaşın)

Hug Buddy: En hassas birlikteliktir.. Öncelikle partnerin, "şartlar her ne olursa olsun, asla ötesini istemiyorum/olmaz" diyeceğin biri olmalı. En ufak irade çatlağından sızar bu meled; demedi deme.. Dışarıda görüşme olmaz; unut!(neden diye de sorma; oku sadece. var bir bildiğim).. Yalnızca evde görüşeceksiniz.. Ve mümkün olduğunca gece uyumalarının/özel-derin-ormantik dokunmaların/koklamaların b.kunu çıkartmayacaksın. DVD/kanepe ve yahut müzik/kanepe ikilileri gayet uygun başlangıçlar olabilir... Dvd/müzik sırasında sarmlaşırsınız bir kaç saat; hepsi o... Uzatmaya, şansları zorlamaya asla gelmez! Çok çok marjinal bir sarmalaşma ihtiyacından söz etmiyorsak, gece birlikte/aynı yatakta uyumayın.

Fuck-buddy olayına kayması gayet muhtemel bir durum(kaymazsa şaşarım hatta); iyi tartmak/olayın getiri-götürülerinin farkında olmak lazım. Şayet becerebiliyorsan; fuck kısmını işin içine karıştırmamanı tavsiye ederim... Aksi durumda, sonraki görüşmelerin %95'i fuck odaklı olacak; mevzu sapıtacaktır.. Hug kısmının da b.kunu çıkartmamakta fayda var(arada bir görünmez duvar sürekli olsun); zira o durumun ucu da taraflardan birinin kalbini koyvermesine varır sıklıkla.

Not: Layığıyla becerebilen varsa, alkışı hak ediyor demektir... Zor iştir bu "hug buddy" mevzu... Benim dahi işi duygusallığa sürükleyip, arıza çıkartmışlığım var; oradan hesap edin(gerçi durum biraz farklıydı benimkinde[adı konmamış, belirsizliklerle dolu, toptan yanlış bir kurgu])...

Fuck Buddy: Çok çok büyük olasılıkla 2. bir şansın olmayacak; bilhassa erkeklerin ilk seferde %100 tatmin sunması şart... Ona göre kurgulanmalı performanslar.. Dışarıda görüşme olmaz. Yine yalnızca evde buluşulacak. 3. Biri/hemen hiç kimse sizin fuck-buddy olduğunuzu bilmeyecek. Gece birlikte kalacaksanız sarılarak uyumak yok. Aksiyonun hemen ertesinde 3-5 birşeyler olabilir; ama genel uyku konseptinde sarmalaşmanın yeri olmamalı.. Sabah kahaltısının/hoş geldin karşılamasının/akşam yemeğinin falan "özen" kısmını çok abartma; hemcinsin/sıradan biri geliyormuşcasına rahat ol(-ki karşı taraf "aa beni önemsiyor... yoksa?" demesin).

Bir de olayın "fuck buddyliği devam ettirmek istiyorsan, ona bir pislik gibi davran; gerçek kimliğinle değil, zorlama yarattığın umursamaz/serseri tarafınla muhattap et" kısmı var ki; o hususta benim de biraz ders çalışmam lazım. Net olarak"budur" yahut "yok lan, olur mu öyle!" diyebildiğim bir şey değil. Gözlemlerim devam ediyor; bir sonuca ulaşır ulaşmaz ayrıca paylaşırım. (mideme kramplar sokuyor bu mevzu)

Tavrın/duruşun her daim net olsun... Herkes, her durumda hangi pozisyonda olduğunu bilsin... İşin içine tereddüt/soru işaterleri girdi mi, bir daha hayır bekleme o buddy'likten...

Önemse partnerini.. Başını b.ka sokmaktan o koruyor seni; kıymet ver.. Aczini paylaşıyorsun; kıymet ver.. Kazıklama, üzme partnerleri; bilerek yapma en azından...

Ha diyeceksin ki, "var mı hiç tanımadığı bir kadın yarım damla göz yaşı dökmesin diye kendi 40 kere ağlayacak insan evladı?"... E evet haklısın; zor...

Özet 1: De gidin manyak adamlar. Ben size özeniyorum; siz bana!
Özet 2: İmkanınız varsa "normal yolu" seçin!!.
Özet 3: Yok öyle şeyler; hepsi günü kurtarmak için uydurduğumuz kandırmacalardan ibaret. İşe yaramaları, gerçek olduklarını göstermiyor..

Önceki Yazılarımdan:
Yine mi Fuck Buddy? http://okuzunondegideni.blogspot.com/2009/10/yine-mi-fuck-buddy.html
Fuck Buddy'e Mektup http://okuzunondegideni.blogspot.com/2009/03/fuck-body-mektup.html