19 Temmuz 2010 Pazartesi

Tarla Faresi & Öküz

Bir süredir full aile saadeti/yazlıkçı öküz formatında yaşıyorum... (Tatil demeye dilim varmıyor; zira rahatlamayı geçtim, her geçen gün daha da gerilip, asabileşiyor maşallah bünye...)

Hiç yazasım yoktu aslında... "Siyah donum hariç full cıbıldak vücudumla arka bahçeyi sularken, çat kapı gelen daş ablalarla(misafir/komşu vs) burun buruna gelmemi; kızaran, kaçışan Öküz fotoğrafını anlatırım" diyordum doğru moda yaklaştığımda... Oyalanıyorum kaç gündür.... Lakiiiin.. Öyle bir şey yaşadım ki dün, yazmamak olmaz.. Çatlarım!

Fare hayvanını böyle bilmezdim ben..
Sararmaya yüz tutmuş çimenlerin üzerinde bir o yana bir bu yana debelenirken, evin içinden gelen feryat figan çığlık ile irkildim bu sabah..

Nasıl bir bağrışma ama; aklınız durur!!.. Sanırsın büyük kavga dövüş var; adam kesiyorlar içeride..

Tehlike anında sıklıkla soğuk kanlı kalabilir bünyem; hızlı düşünüp, çabuk karar verebilirim.. Yılan olabileceğini farzedip; yakınlardaki uzun saplı keserimsi şeyi kaparak fırladım içeriye(işittiğim çığlıkla oranlarsak: kral kobra, anakonda falan olmalıydı)..

Adrenalin tavan yapmış.. Endişe dolu pörtlemiş gözlerle karşıladı mutfaktaki davuklar(hanımlar)..

Faree! Faaree!

İlk defa orada yüzleştim onunla; yemek masasının altında, çıkış yolu arıyordu kendine.. Ne yalan söyleyeyim beklemiyordum; lakin kuyruk hariç 7-8cm boyundaki bu sevimli tarla faresi, sandığımın aksine, ciddi bir Elmyra hissiyatı yarattı bünyemde.. 'İlk görüşte aşk' mı diyeyim; 'görmemişin faresi olmuş, seve sıka öldürmüş' mü diyeyim.. Sabit dursa oturup saatlerce seyredeceğim, mıncıklaya mıncıklaya altını üstüne getireceğim hayvanın; o derece!


Hanımlarda ise tam tersi, Godzilla imajı bırakmış olacak ki; çığlık, kıyamet evin içerisi... Oradan oraya kaçışan fare.. Fareden korkup oldukları yerde zıplayan kadınlar... Diken diken olmuş tüyler.. Soğuk soğuk terleyen suratlar.. Off ki ne off yani // Şimdi akıl edebiliyorum; foto makimemi kapabilsem, ne keyifli kompozisyon çıkarmış.. Düşünsenize: yerde mini boy sevimli fareye odak.. arka planda alan derinliği hafif azalmış zıplaşan[zıplaşmak??] kadınlar..//

Yılandan, akrepten, eşşek ebatlarındaki lağım farelerinden falan ben de korkarım ne yalan söyleyeyim.. Lakin ne "korkunun ecele faydası yok. soğuk kanlı ol; kurtul şu tehlikeden!" komutunu unutacak kadar kontrolü kaybederim; ne de........ Ne de si ne? Parmak kadar lan bu! Yakından bakıp da, yüzünde fotoğraflık tebessüm oluşmayacak insan evladı olabilir mi?

Uzun lafa hacet yok... Pipi sahibi er kişi olarak, aksiyon vakti şimdi... Atıl Öküz!!

Beklenen şey, malum... "Öldür onu!! Yiğidim, aslanım! Vur kafasına kafasına!"........ Anne bağırıyor aradan; "dikkat et olum, ısırır mısırır!"..

Olmaz!! Yapamam!! .. El kadar, oyuncak misali birşey lan bu... Yazık/günah... Hiç mi vicdanınız yok? Seke seke kaçıyor bir de; öyle komik ki! (sincap zannettim ilk gördüğümde)..

Çok enteresan, ultra efor/zeka/sabır gerektiren bir şeymiş bu fare yakalama mevzu; onu öğrendim bugün.

En yakındaki odaya yönlendirdim miniği.. Peşinden içeri girip, kapıyı üzerime kapattım... Bir elde keserimsi koca alet, diğerinde uzun saplı süpürge/fırça...

Yalnızca fare ve ben..

Taşıması görece kolay tüm eşyaları odadan dışarı çıkarttım önce.. Saklanacak yer alternatiflerini azaltmak; hedefi kontrolsüzce gözden kaybetmemek lazım..

Yalnızca cıbıldak bir yatak ve kanepe kaldı içeride... Eşyaların üzerinde bir şey yok.. Yerde de yok... Kanepeyi kaldırdım/duvardan duvara vurdum... Yok.. Yatağın bazasını, aralarını kurcaladım... Yok allah, yok.. Sağda solda kaçacağı delik de yok.. Yarım saatlik aramanın ardından "E nerede bu hayvan" diye söylenmeye başlamıştım ki; dışarıdan uyarı geldi: "oradadır o, orada!! çıkmadı dışarıya! halletmeden açma kapıyı sakın!"...

Yapacak birşey yok; beklemeye başladım.. Planım şu: süpürgenin yumuşak kısmıyla bir köşede sıkıştıracak; yanımdaki örtümsü şeyi ağ niyetine üzerine atıp, sağ salim yakalayacaktım hayvanı... Bıyıklarıyla, kulaklarıyla falan 3-5 oynayıp, yallah kapı dışarı sonra.. Hepsi o... Güya....

Olmuyormuş o iş öyle..

Şöyle canlandırın kafanızda: Odada hiç eşya olmasın.. Delik/çatlak falan da olmasın hatta kapıda / duvarlarda / doğramalarda... Yok deyip çıkarsınız öyle değil m? Değil işte; var! Nerede olduğu hususunda hiç bir fikrim yok; ama o, içeride.. Ümidi kestiğiniz, aramaktan vazgeçtiğiniz an çıkıveriyor ortaya.. Bir kapıya koşturuyor, bir duvara... Aha elim kolum derken, hoop yine kayboluyor!

Tuzaklar kurdum..
Şöyle ki: Soba borusu gibi bir şey hayal edin.. Açık uçlardan birini uygun ebatlı bir kapakla kapatın.. Ortasına peynir koyun... Bekleyin.. Yahut dur vazgeçtim.. Hayvan sandığınızdan daha sabırlı... Dürtün duvarları, yatağı falan.. Dağıtın ortalığı, korkutun... Çıkacaktır bir süre sonra... Vıjjjjt; ilk işi peynire/tuzağa koşmak..

İçeri girer girmez kapatıyorsun açık kapağı.. Yihaaa!!! Bingo!! Yakaladım seni!! Başlıyorsun borunun etrafında zafer dansı yapmaya/tepinmeye... Evdekiler tebrik ediyor falan... Tam "borunun içinden çıkartayım da, salıvereyim artık" diyorsun.. Hayvan yok!

Oha! Nesin olum sen? İn misin, cin misin aq?
Borunun içine girdiğini gördüm; eminim! Diğer ucu kapalı; hiç bozulmamış / delinmemiş hatta; çıkmamış oradan, belli.. Frodo musun be pezeveng! Tehlike anında yüzüğü tak, görünmez ol! (tuzağın içinde olmadığını görür görmez çocukluğumda seyrettiğim bir çizgi film canlandı gözümde.. tom'dan kaçan jerry, görünmezlik kremi(vanishing cream) sürüyordu vücuduna.. [iç ses: yahut tom mu sürüyordu yakalamak için; unutmuşum bak.. emin olamadım])

Çok fena bu fare milleti, çooook...

Neticeyi merak edenlere not:
Fırçayı üzerine bastırma ayarını tutturamayan salak Öküz, caanım hayvanı oracıkta öldürüverdi.. Ne çok sevmiştim oysa... Minik kulakları, tüylü tüylü up uzun kuyruğu vardı.. Oynayacaktım onunla... Ne fotoğraflar çekecektik birlikte(yukarıdaki mort pozlar kısmetmiş)..

Bütün gün vicdan azabıyla, evdekilere "hep sizin yüzünüzden!" sitemi fışkırta fışkırta gezdim... (iç ses: Allah'tan gece rüyama girmedi velet; "neden öldürdün beniiiii!!! nedeeeeeen!!" diye... ) Hala aklımda... Gidip yine mi baksam attığım yere? 3 gulfualla, 1 elham falan?... hı?? Affeder mi acep beni?? :(

19 yorum:

kusbeyin dedi ki...

geçen yaz ananemin evinde elektrik süpürgesiyle kertenkele avına çıkışım geldi aklıma. bolca güldüm okurken.
bu arada tom ve jerry'nin o bölümünde minik bir ördek vardı. ördeği yakalayan tom koşarken jerry tarafından düşürülüyordu.minik ördek vanising cream'in içine düşünce görünmez olduğunu fark edip jerry'le birlikte tom'un hakkından geliyorlardı.

Aslı dedi ki...

CiZgi film izler gibi okudum okuzum, zavalli farecike tanridan rahmet diliyorum ama o zorlamis seni, adam gibi on iki kisa kolunu kaldirip teslim olsa bunlar hiic olmazmis.

Adsız dedi ki...

sevimliymiş gerçekten

Bucera dedi ki...

Yazık olmuş gerçekten hayvancağıza. Keşke öküzüm, iki gözüm, o muhteşem korkunç öküz gücünü kontrol edebilseydin diyeceğim ama zaten yeterince vicdan yapmışsın.
Bunların kuyruksuzlarını satıyorlar zaten hamster diye.
Bu arada kesin sen annemlerin yazlığın oradasın, aynı tip tarla faresi onların üzüme de çıkmıştı.
(sanki tarla faresi çok endemik bir şey de sadece o köyde yaşıyor)

Şımarık Kız dedi ki...

Sevgili Okuz,

Tamam ilk defa fare katili oldun, aile saadeti basiyor muhtemelen, asabisin...DE niye alingansin ayni zamanda anlayamadim?!?

Adsız dedi ki...

gülmeyi hatırladım, teşekkür ederim :)

öküz dedi ki...

@Kusbeyin: Evet.. Aynen öyle:)
Hoşgeldin gelmesine de; yazmıştan saymıyorum bunu, bilesin.. Yine yine yaz lütfen.

@Aslı: Ölmeseydi ama keşke be.. (kendimi "anneeee bunu besleyebilir miyiz evde/beslenir ki bu" diye zırlayan çocuklara benzetesim geldi.. nedense?)..

@Adsız: Öyleydi.... Güzel fare...

@Bucera: Kontrolsüz güç, güç değildir; haklısın... Lakin, "muhteşem/korkunç bir öküz gücünden" söz ettiğimiz için, zaptetmesi hakikaten güç:P

Bir de çok narin oluyormuş anam bu hayvanlarda.. Dokunmamla ölmesi bir oldu!

@Şımarık: Ayrıca yazarım sular durulur durulmaz... Geçer....

@Adsız: ;)

Depresif Ayu dedi ki...

Resimdeki gerçekten bahse konu fare mi? Bu nasıl fare yahu, far sürmüş sanki gözlerine :) Bu arada bir fareyle muhatap olmaktansa ölmeyi tercih ederim. Resmine bile bakamam birkaç saniyeden fazla, panik olurum..

Şımarık Kız dedi ki...

İyi ki hayvanı ezip beynini yerlere fışkırtmamışsın..... Bir hayli mide bulandırıcı olurdu.

Tarla faresi, sıçan, sincap: they are all nasty vermins, darling.

O yeşil çuha da umarım hayvanın cenazesinden sonra hiç bişiy olmamış gibi kullanılacak bir oyun örtüsü değildir. Poker, konken, okey (hiçbirini de oynamayı bilmem) bir anda mundar olur, söyliyim.

penelope dedi ki...

erkek çocuğu tatildee...

başka bişey diyemıyorum .ve insanda worner bros çizgi filmlerini izliyor hissi veriyor:))

hani şu meep mmeeepp diyen uyuz bi hayvan var onu yakalamaya çalışan zeki bi çakal var (çakalın tarafını tutuyorum ben ) ama naaparsa yapsın yakalayamıyo ya..gerçi sonunda yakalamışsın sen..napalım o da eve girmeseydi..dışarda dursaydı.ama yine de yazık olmuş..
demek şu hayatta sivrisineklerden sonra bi leşin daha oldu haaa..vayy bee..

NiHal dedi ki...

güççük bi veletken yaptığım spor dolayısıyla antalyaya gidiyoduk yol uzun hocalar hadi şu şehirdeki kampa gidip bu geceyi orda geçirelim demeleriyle heyo meyo die güçük gancık sesleri ve sonrası şok..kampa girdik odalara bakıyoruz o da ne!odada cirit atan 5-6 fındık faresi!ve allah sizi inandırsın her odada vardı bu şirinciklerden..biz odada 3 kişi kaldık ve en korkakları ben olduğumdan ortalarında uyumak zorunda kaldım fareler sabaha kadar gezdi sanırım ama hakket şirinlerdi insanın alıp sevesi gelmio diil hani ama gene de uzak olsunlar uzaktan davul sesi misali..bu biiiir..

bi diğeri ise komşumun evinde gene güçcücük bi fare çıktı ve ev sahibesi kanı yerinde duramayan çılgın kadın fareyi önce elinde süpürgeyle kovaladı sonra haşatını çıkardı sonrada attı onun için son derece basit bi olaydı bu ikiii..

öbürü de arkadaşımın evinde cardın tarzdında (-onun anlattığına göre)bi koca farecan..hatun şahsiyet yatağa yatıyo kış..bi uzanıyo ki bacağında bi sıcaklık bi tüy değmesi yorganı bi açıyo çığlık!annesi öldürüyor..bu da üçç..

en son en dost canlısı canım arkadaşım cananın evine gelirken bi kafes içinde iki hamster getirmesi sonra onları eline alıp sevmesi uyurken kafesi baş ucuna koyup onları izlemesi ile aslında korkulcak tarzda olmadıklarının kanıtı gerçi birazda renginden die yorumluyorum olayı..yiosa alsın sokaktaki fareyi eline :) bu da sonduuu...

öküz dedi ki...

@Ayu: Ta kendisi... Ne sevimli öyle değil mi? :)

@Şımarık: Niyeki? Sık kullanılmıyor zaten; ama gaaayet de "yıkamadan" yeniden kullanılacak zamanla.. Yazlık yerde, üzerinden fare/kedi/yılan vs geçemiş mobiya olabileceğine inanıyor musun gerçekten? Ne Öküz'ü güldür; ne de kendini kandır;)

@Penelope: Road runner... Pis kıro:)
Daha sık paylaş yorumlarını plz; özletme kendini..

@Nihal: Aklıma geldi aslında tanık olduğum/duyduğum "fare hikayelerini" anlatmak.. Lakin benimkiler biraz daha korkunç/e yuuuuh kıvamında olduğu için; ürkütmek istemedim kimseyi..

Yoksa gaaayet 6.kattaki evin klozetinden çıkan kafam kadar lağım fareleri de var şu hayata:)

Emre Yazıyor dedi ki...

Öküzüm sana iki küçük fare hikayesi de benden olsun.

Hikaye biiiiir: Sene 1996, bendeniz Habitat Kongresi kapsamında İstanbul Atatürk Havalimanı VIP salonunda çalışıyorum. İçerde salonda dinlenirken sol bacağımın kasıklara yakın bir bölgesinde hafif bir batma hissettim. Kaşıdım geçti. Birkaç saniye sonra sağ tarafta aynı batmayı hissettim. Allah allah dedim kendi kendime. Sonra bi daha batma. Ulen dedim içerde benim bildiğimin haricinde bir kemirgen mi var? Ayağa kalktım, pantalonu tuttum paçasını sallamaya başladım. Bir anda pıt diye yere senin mickey mouse'un kardeşi düşmez ki? Saniyesinde etraftaki kızlarda kopan çığlıklar standart, bir sandalyenin üzerine kaç kız sığabileceğine şahit olma duygusu ise paha biçilemez... Neyse bi daha fareyi gören olmadı. Pek de şirindi kerata.

Hikaye ikiiiii:
Levent'te, arkadaşımın evindeyiz. Evlerinde 1,5 metrekarelik, süpürge dolabı kıvamında bir odacık var. Arkadaşımla ben tam o odacığın kaşısındaki odadayız. Annesi birşeyler almak için odacığın kapısını açıyor ve biz o anda değme vuvuzela gürültüsünü katlayan bir çığlık duyuyoruz. Bakıyoruz içeride yine minicik bir farecik. Arkadaşımın annesi aynen şöyle anlattı: Kapıyı açtım, baktım fare, beni görünce duvara doğru kaçtı, ben de çığlığı bastım. Baktık ki farecik oracıkta korkudan ölüvermiş (Maslak'taki gökdelen boyutunda bişi gelip bana doğru çığlık atsa ve benim de gidecek yerim olmasa herhalde ben de önce altıma doldurur, sonra da korkudan gidiverirdim).

Emre Yazıyor dedi ki...

Haaa bu arada bişeyi unuttum. Bildiğim kadarıyla fareler çok iyi ölü numarası yapıyorlar. Dolayısıyla sen farede kan filan görmediysen ve dışarıda toprağa filan bi yere bıraktıysan, kendisinin bir anda canlanıp kaçmış olma olasılığı da var. Katil oldum diye kendini kötü hissetme, belki de katil olmamışsındır :))))))

Yersen :))))

Sokak Kedisi dedi ki...

Öküzüm bu iş hem sever hem öldürürüm misali olmuş :))

Her sene 18 Temmuz'u " Gücünü ayarlayamayan bir öküz tarafından öldürülmüş sevimli tarla fareleri günü" olarak analım en iyisi, belki vicdanın azcık rahatlar ;)

Bu arada öldürdükten sonra fotoğrafını çekmek de nereden geldi aklına, delisin sen :)))

öküz dedi ki...

@Emrecan: Br ümit kontrol etmedim mi sanıyorsun attığım yerde:( Ühüü...

Yalnız; havaalanındaki hikayen pek enteresanmış hakikaten:) Çapkınmış; kesin dişidir:P

@Sokak Kedim: Vicdan zor rahatlar; gitti hayvancık.. Affeder umarım beni; çabaladım çünkü gerçekten sağ yakalayabilmek için.

Öldürmeden çekecektim güya... Kısmet buymuş.. Ne sevimli ama, öyle değil mi?

Sokak Kedisi dedi ki...

Vicdanlı Öküzüm kıyamam sana :)))

Verçenik diye bir yaylada bir sürü börtü böcekle mücadele ettikten hemen sonra tam yola koyulmak üzereyken arkadaşımın biri yerde yatan bir fare ölüsüne bastı ve çığlığı da bastı tabii :/

Amannnın nasıl sevimli nasıl güzel bir minikti, pespembe burnu, pembe pembe patileri vardı. Toplaştık hayvancığın başına başladık kızlar ordusu olarak ağlaşmaya. Sonradan onun aslında bir köstebek yavrusu olduğunu söyledi beylerden biri ve anladık neden gözümüze o kadar şirin gözüktüğünü :)

Senin miniğin pörtlek gözleri hayattayken de mi öyleydi yoksa aldığı darbeden mi oldu acaba ?? :)

beebee-buzz dedi ki...

uuuuf! ne var bi fare öldürmüşsün! manyaklaşmayalım. ben de bi çekirge ezdim diye 2 gün kendime gelemedim. walla buralarda(ki kastım istanbuldan yaklaşık 1500 km türkçenin konuşulduğu sanılmaması gereken bir yer- bi süre vakit geçirsen emin ol ölen farelere ağlamzsın! :(((
bu bayağı sıkıntılı bir yorum oldu- eeee, insanın günleri ellerine sirayet ediyor!
:))

Sade dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.