15 Ekim 2009 Perşembe

Beni olduğum gibi kabul et

[Not: önce okuyun, sonra gerekiyorsa küfür edin.. ]

Nefret ediyorum "Hep kendi istediği olsun istiyor.. Herkesi yönettiği gibi beni de yönetebileceğini düşünüyor"culardan... "değişmek zorunda kalmamalıyız, beni olduğum gibi kabul et"çilerden"..

"Hep kendi istediğim olsun" falan dediğim yok be saçma kadın!
Yalnızca, bazen seninle aynı fikirde olmayabiliyorum; hepsi bu. ( iç sesler: bu nasıl kurnazca bir sindirme politikasıdır? kadınlar düşündüğümden daha mı zeki, yoksa hakikaten o cümleyi inanarak kuracak kadar afedersiniz salak mı? Neden ilşkimin içine kendimden bir parça koyduğumda "ben merkezci/bencil" vs oluyorum?)

Kadınlardan korkarım ben üstadım..
Zira yaptıkları saçmalıkları, salaklıkları kadar kurnazlıklarıyla da şekillendirmiş olma ihtimalleri vardır. ve işte o 'b' şıkkı, beni hep korkutur. (benim kafam o şekilde çalışmaz çünkü)



"İlişkide ben yokmuş, biz varmış"!!.. (tercümesi = ilişkide sen yoksun, ben varım)
3 kuruşluk, kendi hayatlarında dahi dikiş tutturamamış popülist yazarların kitaplarndan alıntılar yaparak saldırıyorlar; bari kendi fikirleri olsa..

Hep sorarım..
"Şu 'kıyas yaptığınız' romantik holywood filmlerindeki hayatları 3 sene ileri sarsak, nasıl bir manzarayla karşılaşırdık acaba?" diye.... Yahut, okuduğunuz 'modern pembe kitapların' yazarlarına gerçek hayatta bir alıcı gözüyle baksak? Aynı "hayatı çözmüş, huzurun tavanında insanı" mı görürüz yine karşımızda?

Güldürmeyin beni..

İlişkide "ben" yoksa, o ilişkiden bir b.k olmaz afedersiniz("erkekler şöyle", "kadınlar böyle" diye sızlandığımız pek çok sorunun temelinde de bu var aslında). İlişki dediğin şey, ticari ortaklık misalidir... ortaklar vardır; ayrı ayrı "ben"ler.. ve bir de kurumsal kimlik vardır; yeri geldiğinde altında toplanılan kimlik..3 Kişi yani; ben, sen ve kurumsal kimliğimiz/birlikteliğimiz.. 3'ünün de sözü/payı olmalı bir birliktelikte.

İlişki emek gerektirir. ve bu emek dediğimiz zımbırtının hemen gölgesinde de, kelime olarak her ne kadar hoşunuza gitmese de, şartlara uyum sağlamak adına "değişim" vardır.

"Beni değiştirme, olduğum gibi kabul et" dediğiniz şey, farkında olun yahut olmayın karşı tarafın değişmesini gerektiriyor. O bahsettiğim film, şarkı ve kitapların etkisinde söylenen, saçma sapan, içi doldurulmamış/emanet duran bir sözden öte değil yani..
Bir kutup ayısının çöle "beni olduğum gibi kabul et; az soğuk üfle soldan" demesi gibi birşey bu.. Madem çöle geldin, bir şekilde kesişti yollarınız.. ya sen değişeceksin, ya çöl değişecek, ya karşılıklı değişeceksiniz.. ya da çöl seni sıcaktan kavudu mu söylenmeyeceksin sen beni hiç sevmedin ki diye.

Değişime gerek bırakmayacak birilerini istiyorsanız, gidin kardeşinizle, aynadaki aksınızla falan beraber olun o zaman.. "Farklılıkları kabul edebilme, hoş görebilme, farklılıklarıyla sevebilme" işiymiş ilişki! Hadi oradan! Şu odayı 2 günde öyle bir dağıtırım ki ben; 3 haftada leyla mecnun aşkın söner gider sinirden.... o zaman diyebilir misin bana, "öküzcüm ben seni en dağınık halinle dahi seviyorum" diye?

Biri anormal derli toplu, diğeri dağınık diye ilişki bitecek mi? Bu nasıl bir canı yanmamışlıktır; nasıl hovardalıktır.. ilişki dediğiniz şey ucuz mu bu kadar ?

Birde hepsinden öte, en başta bahsettiğim sindirme politikasını güderek "ilişkiye emek harcamamakla, sevmemekle, istememekle" suçlanırsınız!

Neden? 30 senede yaptığım karakteri çöpe atıp, "sen" olmadığım için mi?

"Yaklaş(elinden geldiğince uyum sağlamaya çalış şu huyuma)" dersin, "yaklaşmama gerek olmamalı" der... Ama düşünmez ki, kendinin yaklaşmaması karşısındakinin yaklaşmasını gerektiriyor. "senin dediğin değil de, benim dediğim olacak" olayı işte.. (yaklaş kelimesini özenle seçiyorum; "ben ol" değil, "orta yolda buluşalım" gibi birşey burada sözünü ettiğim)

Bebek, ne zannettin sen beni yahu? "sevdim" diye, karakterimi tek taraflı sana armağan edecek, güdümünde yaşayacak, kukla misali oynatacağın biri gibi mi göründüm uzaktan?

"En başından dizginleri ele al ki, sonraki yıllarda stres topu misali avucunun içinde oynayabilesin adamla ".. kim veriyorsa bu akılları size!!

İlişkilerde puzzle misali birbirlerini tamamlar insanlar. Kimi çok konuşur, kimi az konuşur, kimi sosyalidir, kimi 2 insan gördümü kaçacak delik arar.
Birliktelik için, orta yolda uzlaşıp akabilmek için uyum sağlamaya çalışmak ve makul seviyede "karşılıklı değişim" şarttır. Kimi çenesini tutar biraz, kimi de elinden geldiğince sosyalleşmeye çalışır... Herkesin öncelikleri, ve değişim beklentisi farklıdr.

Ne tek taraflı olur bu iş.. ne de uçsuz bucaksız.. Oturmuş karakterlerin esneme kapasiteleri sınırlıdır malum..
Bu işte sınır yahu; "höst lan, o kadar da değil" dediğin çizgi.. başka birşey yok..
Kimse size "kır dizini otur evde, perdeleri dahi açmayacaksın" falan demiyorki... Sıdıka olmanız falan istenmeyecek, korkmayın...("şimdi evet dersen, 2 sene sonra o da istenir" diyecektir bazılarınız.. öküz de der ki, "p.ç peşinde koşmak yerine yalnızca adam olanlara kıymet verip beraber olsaydınız; bu cümleyi aklınızdan dahi geçirmenize gerek kalmazdı şimdi"..)

...................
...........
......................
.............

Aslında, kimi için değişirken farkına dahi varmazsın... Güle oynaya, bin bir hevesle değişirsin hatta... kimi için ise, "kahvaltılıkların üzerine ekmek kırıntısı dökmemek dahi zor gelir.. "değiştirme beni" olur...

Asıl olay burada sanırım.. (benim anlamadığım: madem "sen" karşındakini o pozisyona oturtamadın gönlünde; ne diye adama "sen beni sevmiyorsun; değişmemi istiyorsun.. emek harcamıyorsun ilişkmiz için" işkencesini yaparsınız? )

15 yorum:

mr_lonely dedi ki...

öküz de der ki, "p.ç peşinde koşmak yerine yalnızca adam olanlara kıymet verip beraber olsaydınız; bu cümleyi aklınızdan dahi geçirmenize gerek kalmazdı şimdi"..)

Buna benzer cümleleri yıllardır kurarım ve en sonunda her kız benim dediklerimin doğru olduğunu kabul eder. Çünkü objektif bakıyorum hayata.
Bu yazıya da baştan sona kelimesi kelimesine katılırım altına imzamı da atarım. Benim imzam ne kadar işe yarar tabi o da sizin düşüncenize kalmış. :D

Aslı dedi ki...

İyi yazmışsın, helal. Biriyle beraber olma sebebi mutlu olmaksa bedelini de ödemek gerekiyor, karşındakini değiştirmeye çalışmadan...

öküz dedi ki...

:) her ikinize de teşekkür ederim paylaşımlarınız için.

Evet.. herşeyin.. ama herşeyin bir bedeli vardır bu hayatta.

Ama yorumunun "karşındakini değiştirmeye çalışmadan" kısmını anlamadım Aslı. Ben değiştirmemeyi değil, değişebilmeyi/uyum sağlayabilmeyi/yaklaşabilmeyi savunuyorum.

Mademoiselle Coco dedi ki...

"Geçinmeye gönlü olmak" diye harika bir deyimimiz var işte. Anahtar budur, doğru.

öküz dedi ki...

nokta tespiti mi, emin değilim.

"değişmeye gerek olmamalı" diyenlere "geçinmeye gönlü yok dedik.. ok.. ama aynısını onlar da bize söylüyor.... hatta onların sesi daha yüksek çıkıyor; "sen zaten sevmiyorsun... istemiyorsun beni.. gerçekten isteseydin öz(?) halimle sorun olmamam/kabul etmen lazımdı" falan diye..

cidden, bu psikolojik muharebeyi bilinçli yapabilecek kadar tilki mi bu kadın milleti? yoksa, samimiyetle kendileri de mi inanıyor ağızlarından çıkana.

Mademoiselle Coco dedi ki...

Ya tabii simdi Okuzcum ben ne desem bos, kelin macunu olsaaa... Ama oyle hah iste insanlik tarihi ile var olan bu konuyu bir tanecik anahtarla cozduk diye bir sey de mumkun degil.
Bence, evet herkes/ her iki taraf da birbirini oldugu gibi kabul etmeli. Ya seviyorsundur ya da istemiyorsundur. Simdi bu cepte, ama diger yandan da, evet, karsilikli ozveri, fedakarlik, emek sart. Iste burada da anahtar kelime "karsilikli". Simdi bir taraf yuksek sesle birtakim beklentilerinin karsilanmadigini soyluyorsa, orada bir problem vardir. O durumda da iste dev bir degisim gerekmiyor bence. Biri bir adim atar, digeri iki gelir; ortada bir yerde bulusulur. Zaten butun bunlar da sevip, istedikten sonra zor degil; keyif olur.
Derim... Ama benim dediklerim bence sayilmaz. :)

eliBubbly dedi ki...

bu aslinda neyi ve ne derece degistirmek istediginle ilgili.. ojesinin rengini, carsamba aksamlari ne yaptigini, daginikligini, kullandigi bi kelimeyi vs. gibi seylerse degismesini istedigin bence bi emek sarfedilmeli..
ama eger karakterinin vazgecilmez bi parcasi, kutsal saydigi bi degeri, inandiklari bi nevi onu o yapan biseylerse degisim diye tutturdugun bunu ondan istemeye hakkin bile yok diyebiliriz..

ama diyorum yaa, tamamen kisiye ozeldir bu.. bu konuda genelleme bile yapilmaz bence..

öküz dedi ki...

ben yine de, "pek çok" konuda uyum sağlamak amacıyla karşılıklı yaklaşılabileceğine inanıyorum. kısık sesle dahi olsa, "değişime gerek olmamalı, beni olduğum gibi kabul et" dediğinizi duyar gibi oldum.. o açıdan ;)

marjinal istisnalar hariç elbette..

teşekkür ederim paylaşımlarınız için:)

zerzewat dedi ki...

herkes içten içe söylüyo bunu zaten...erkek arkadaşı dekolte sewen bi kadına biraz daha derli toplu giyin desin mesela?
ama sen başta beni bu şeklimle,bu giyim tarzıyla sewmemişmiydin demezmi hatun kişi?
hakkı diilmi şimdi?
yada kız arkadaşı artık saçlarına jöle sürmeni istemiyorum (bunun altında yatan sebep sanıldığı gibi beğenilmemi istemiyo,kıskanıyo diil''yarın bi gün kel kalırsan senle işim biter ben kel erkek sewmem ayağını denk al''dır türkçe meali)
ama sen bana saçımın bu haliyle aşık olmamışmıydın? hani dik dik olunca çok seksiydim demez mi er kişi?
hakkı diilmi şimdi?
bunlar olayı temsilen werilmiş fazlaca somut örnekler.aynı şeyler soyut (fawori kelimeler,dawranışlar) durumlar içinde geçerli.
ya unutmamak burda aslolan.onu neden sewdiğini unutmamak.
bu gibi ''değiş artık,bu böyle olmaz''serzenişleri ilişkinin yawanlığına işaret eder,ilişki iki taraftan birini şiddetle basmıştır,daraltmıştır we ayrılık için ''şunu şunu istedim ama o yapmadı''nın cuk diye oturtulmuş bahanesidir.

hadi öptüm gitti...

öküz dedi ki...

aşkı 7 ve 29 yaşlarımda olmak üzere 2 kez tattım.. ve her ikisinde de sizden farklı düşündüm...

Sıradan bir ilişkide (ki sıradan ilişki pek adetim değildir) karşımdakinin ne söylediği çok da önemli olmaz. "oldu anam; sen dedin diye saçımı değiştiririm şimdi" durumu gaaaayet gayet olasıdır.

ama "my girl" diyebilmişsem zatı şahaneye... saç-baş, abuk subup huylar, social durumlar, hareket-tavırlar, kılık kıyafet... nedir yahu? temel ahlaki değerlerime, hayattaki duruşuma dokunma(yazıda bahsettiğim "höst noktası") yeter.[ki, dokunamazsın zaten]

bol dekolte bayan örneğine dönelim.. (bu tip rahatsızlık sebepleri/olası tereddütler ilişkinin en en başında paylaşılmalı.. 2 sene oh takılalım deyip, 3.sünde "ucuz kadınlar gibi giyinme dersen", sopayı sen hakedersin bu sefer..)

nedeni nasılı neden bu kadar önemli olsun? "seni seviyorum, istiyorum.. ama bu canımı acıtıyor; sıkmabaş ol mu diyorum ben sana? yaklaş sadece bana.. ben de elimden geldiğince/samimiyetle sana yaklaşacağım" dendiğinde "beni böyle kabul et; işine gelirse cevabı, "kıça vurulacak sağlam bir tekmeyi gerektirir/yahut gerektirmeli diye düşünüyorum. (genç arkadaşlara not: hayatta hep dik durun.. )

benim için şekilsel konularda dahi taviz veremeyeceksen .... ???? (ki nereden açtınız bu cıbıldak kadın mevzusunu yahu? şekilsel kıskançlıklarım/arızalarım yoktur pek benim)

değişim/uyum sürecinde elbette iki taraftan da pay olmalı. rahatsız olunan şeyler zaman geldikçe karşılıklı paylaşılmalı, ve samimiyetle bu hususta çaba sarfetmeli kişiler. (f.ck all "beni bu şekilde kabul etciler.. işine gelirse"ciler!)

bilemiyorum.. ya siz çok ard niyetli, marjinal tecrübeler yaşadınız.. ya da ben geyşa erkek dediklerinizden oluyorum(bir geyşanın etini de ancak onu bir diğer geyşa yiyebilir... yok öyle, ben değişmeyeyim sen değiş.. ben ayak yıkayamam(ıyyk.. ne b.ktan örektir bu) istiyorsan sen benimkileri yıka...

oldu:) başka?

Ki aslında oldukça!! sabit fikirli, ve hayatındaki hemen her nokta/her duruş demir kazıklarla sabitlenmiş bir adamımdır..

Açıkçası sınırlarımı da hiç zorlamadım şimdiye kadar.. O yüzden, kapasitem hususunda büyük konuşmak da istemem..

Ama herşeye rağmen, "my girl" dediğim kişiye pek! çok konuda "yaklaşableceğime" inanıyorum...

Aslı dedi ki...

hah işte ben de onu demek istiyorum. zorla güzellik olmaz, sen değiş ki ben seni seveyim yerine uyum sağlamaktan, değişecekse de bunu kendisi için ve gönüllü yapmasından bahsediyorum.

asethuan dedi ki...

güzel güzel...katılmamak mümkün değil...

Sokak Kedisi dedi ki...

"Sen" ve/veya "Ben" cephesinden uzak kalıp "Biz" tarafına geçebiliyorsa insan ne değişmek gerekir ne de değişimi kabullendirip sindirmek.

Yani ancak "Biz" mutlu ise yola devam etmek ve uzun süre var etmek mümkün bana göre.

Bi deee aklıma gelmişken; bir insanın "Ben Hiç Değişmedim" demesi hep komik gelmiştir bana. ( Değiştiğinin bile farkında olmadan yaşayıp giden, kendini tanımaktan aciz insan yaftasını giydiriveririm anında.. Çok mu kötüyüm? )
Sevgiler

KYBELE F dedi ki...

"kahvaltılıkların üzerine ekmek kırıntısı dökmemek dahi zor gelir.. "değiştirme beni" olur...


değişmeyen, yaklaşmayan birlikte olmayı reddiyordur bir anlamda...
insan sevdiğine uzak durur mu hiç.

bencil olmamak lazım.
bencil olunacaksa bu pek de ala tek başınayken olunabilen bir durum...

ufff falan filan.

değişmek kişiliği kaybetmek değildir, köle olmak değildir...

niye zor geliyor insanlara sevdiğinin sözlerine kulak asmak bilmem...

iki tarafta birbirinin insan olmaktan doğan haklarına saygı gösterdikleri sürece ilişki devam eder...

falan filan....

butterfly dedi ki...

çok zaman değişmek / uyum sağlamaya çalışmak da bi işe yaramıyo ya onu ne edicez ? yıllar geçmiş uyum sağlamak adına her şeyi yapmışsın bi bakmışsın hepsi boşunaymış..biri masal anlatmış diğeri dinlemiş , gökten 3 elma düşmüş :S