Kendi dengimi hiç bulamayacağım sanırım..
40'larının ortasında, evli, semi-dombili, fasulye sırığı vb benimle alakası olmayan kadınlarla dolu çevrem.(miktar anlamında değil; yoğunluğu fazla)
Hayır.. arayıp da onları buluyor olsam, neyse.. onlar beni buluyor sıklıkla(neredeyse her zaman).
Jigolo portresi de oluşmasın zihinlerde.. Zira odak noktası sex değil bu ikili ilişilerde. iç ses1: yahut öyle de, ben farkında değilim
Offff.. bu iç sesler çok iş açıyor başıma..bak şimdi bir jeton düşer gibi oldu.. gayet olası bir durum sanırım bu:(
iç ses2: iyi de neden ben?
Peki.... Düşünelim...
Çok mu ucuz duruyorum dışarıdan?
Hiç sanmıyorum.. gerek salaklık, gerek körlük / sosyal pozisyon / çekingenlik / alınganlık / beceriksizlik gibi kırk bir farklı gerçek sebebiyle odukça zor biri olduğumu düşünmüşümdür hep.
Çok mu maharetliyim bel altı mevzularda?
Yok yahu.. Gayet memleketim standartlarında beceriye sahip bir adamım; marjinal bir artımın olduğunu düşünmüyorum.
Çok mu hoş sohbetim?
Ahaha:) Yani.. aslında çok yakınıma gelinebildiyse, evet.. Ama o olasılık 001 olduğu için, "pis suratsız, kasıntı" vb'leri denir sıklıkla arkamdan.
Çok mu zengin sanılıyorum? Potansiyel iyi aile babası portrem falan mı var?
Bilemiyorum... Var bu işte bir iş... (aslında muhtemelen biliyorum sebebini; ama...ne bileyim; yıpranmış gönüllerin-yıpratan bünyelerin varlığı üzüyor beni.. dile getirmeyeyim..)
Hayır birşey değil; yaşıtlarımı yahut gençleri unuttum yahu.
Geçenlerde CKM 'de sinema olayı vardı... (pek severim gece seanslarında yalnız film seyretmeyi) Hani, sonradan gelenlerin koltuklarına ulaşablmek için, d.tleri size dönük, dizleri yara yara geçişleri vardır ya.. hemen ön sıramda, o hadiseyi yaşayan 20'li yaşlarda bir genç kız grubunun açık göbek profilleri dikkatimi çekti..
O nasıl bir tendir yahu? Sıfır hata... pürüz... afedersiniz, cillop gibin! :)
Alışmış göz, 35-45 tenlere... 20'yi görünce afalladı resmen.
Gerçi hemen akabinde, o yaşlardakilerin ergenlik arızaları/beklentileri aklıma geldiğinden, iştahım kaçıveriyor sıklıkla.
Ama.. Ne bileyim... dengim, akranım birileriyle de birşeyler paylaşmayı özlemişim sanırım. (hayır! aklım fikrim orada değil; "bilemne yapmayı" demedim.. iyi okuyun yazdıklarmı.. "bir şeyler paylaşmak" diyorum.. dvd, yemek, yatak:P, hobiler vs.... birlite yapılabilecek 300.000 şey var)
Gerçi rahatsız da değilim aslında. Mevcut çevredekiler de gayet keyifli ve çok değerli/sevdiğim insanlar; sıklıkla iyi vakit geçiriyorum onlarla.
Üstelik, bahsi geçen hanımların sahip oldukları/sunabildikleri 40.000 çeşit pozitif değer de bir o kadar lezzetli(iyi sohbet, iyi paylaşım, iyi yemek, iyi sex vs)
Ama.... ama işte... bazen, "niye benim 'fiziki ve sosyal şartlar icabı da bana benzeyen arkadaşım' çok az" da diyiveriyor işte iç ses...
Her geçen gün, "başlamak için sabırsızlanan normalleşme sürecimi" bir sonraki yarına erteliyorum.. Umarım en kısa zamanada bu süreci başlatıp, dengim insanlarla da aramı iyi tutabilirim.
29 Ağustos 2009 Cumartesi
9 Ağustos 2009 Pazar
AŞKA EVET, İLİŞKİYE HAYIR

Gazetede Avrupa Yakası'nın keyifli simalarından Engin Günaydın'la yapılan bir söyleşi vardı bugün. Arada geçen bir cümle pek düşündürdü beni..
Aşka evet, ilişkiye hayır..
Çerez tabağını çeşitlendirmek adına gayet yerinde ve inandırıcı br bahane.. Evet; kullanılabilir!! :)
Höytt... Yahu durun iki dakika; küfür etmeyin hemen.. sonuna kadar okuyun bir yazdıklarmı..
Her ne kadar "ille de mantık" bir adam olsam da; aşk güzel şey.. ok.. olalım..
Aşık olduğun kişiyle ilişki ise, tadından yenmez.. ballı börek.... bu da ok..
E, o halde nedir bu "aşka evet-ilişkiye hayır" diyen öğğgg kaka insanların derdi..
Anlatayım...
Dedim ya.. aşk güzel şey.. kolay kolay kaçmaz kimse..
Ama karakter sahibi ve ayakları yere basan bir erkeğin gönlünü koyvermesi için tek başına yeterli bir şey değil malesef(malesef diyorum; çünkü bütün arızalar buradan çıkıyor; yoksa rahatsız olduğumdan değil).
Kimisi buna aşktan kaçmak der.. kimisi özgürlüğümü kısıtlama der... kimisi öküz der..
Aşk karakterle ilgili bir şey değil ki.. Ota b.ka konma potansiyelinde bir mevzu. Hatta pek çok durumda aşık olmak, "budur" demekten çok daha kolay/sık rastlanan bir zamazingo.
Bir erkeği avuçlarının içine almak için, onu aşık etmeniz değil, "budur" dedirtmeniz lazım diye düşünüyorum.(yahut çok büyük memeleriniz olacak:P)
Nasıl yaparsanız yapın.. yaptığınız yemeklerle tavlayın, düşündüğünüz inceliklerle, ona verebileceklerinizle.. karışmam ben orasına. Ama şundan hiç ama hiç tereddüt etmeyin: Hiç bir erkek, "budur" dediği kadından kaçmaz. (erkekler ağızlarından çıkan şeylere sizler kadar anlam yüklemez; önemsemeyin duyduklarınızı)
Peki bir erkek nasıl "aşka evet-ilişkiye hayır" diyebilir?
2 ihtimali var.. ya çerez tabağını çeşitlendirmek isteyen popüler, yakışıklı, paralı yahut skorunu arrttırmak isteyen "zeki" biri.
( e adamda şan-şöhret, para gani.. mevcut skorunun rakamından yahut kelitesinden de memnun değilse; elbette "yahu dur, acelen ne? kaçmıyor ki hayat.. önce biraz daldan dala konup, gözümü doyurayım" diyecek.. )
yahut, doğasındaki sevme-sevilme-sarılma-dokunma ihtiyaçlarını karşılamak isteyen, meraklı, aslında birlikteyken gerçekten iyi vakit geçiren, ama tüm bu pozitif yanlara rağmen "budur diyememiş" saf biri. Yani aslında sarmalaşıp dvd seyretmeyi, dokunmayı, sevgiliyle vakit geçirmeyi çok istiyor; ama ötesi... ????
Zihnindeki "eş" çok farklı kurgulanmış, ve ille de ondan olsun diyen biri. huzursuz, %90+ ruh tatminini yakalayamamış, en derinlerinde düşünceli ve hatta göreceli mutsuz biri.
Aşık olmak, sevmek-sevilmek güzel şeyler.. yaşanan her güzel gün, her güzel saniye ise en kıymetli kazanımlarımızdan.
Ama ilişki, sahiplenmek, sahiplenilmek, aşk, beklentiler.... "budur" denememiş biri için çok ağır olabiliyor bazen.
2 mevzu var..
1.si, sözler verilmediği-sorumluluklar yüklenmediği varsayımıyla kimsenin kimseye "neden beni istemiyorsun" deme hakkı olmadığına inanıyorum. Bu öyle, "e bak, her bir şeyi tam. iyi vakit geçiriyorsunuz, defalarca yattınız da.. hadi sev!" demekle olan bir şey değil malesef. İşin daha b.tan yanı, pek çok insan gelinmesi en muhtemel noktayı daha en başından da bilir aslında.
Sorumulukların/verilen sözlerin ağırlığı kısmi kabul edilebilir bir durumda iken asla yapmayın bunu sevdiklerinize. Siz aşıksınız veya aşkınız devam ediyor diye, karşınızdakinden de aynısını beklemek çok bencilce. (umarım bu mevzuda tükürdüğümü yalamam)
2. mevzu ise, ayrıca düşündürücü bir hede.. "aşkla baş edecek gücün yoksa, aşık etme" durumu....
Hayatın kullanma kılavuzu hiç birimizde olmadığı gibi; yaşadıklarımızı/doğrularımızı mutlak doğru sanmak kadar salakça bir şey de yok.
Ve evet; "budur" diyememiş kimselerin (sebebinin ne olduğunun hiç bir önemi yok), "aşka evet, ilişkiye hayır" demesini gayet iyi anlayabiliyor; ve şahsen ben de "budur" a yaklaşamadığım biri tarafından sahiplenilmek is-te-mi-yo-rum..
Not: tüm bu anlattıklarım, 2 tarafında "adam" olduğu, iyi niyetli olduğu varsayımıyla geçerli. evil part için elbette bambaşka bir durum söz konusu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)











