29 Mart 2009 Pazar

Sevgiliden Beklentiler( updated! ) - Mimmi Miya

Yine bir Seyrü Sefer & Yesari ortak mimi efenim..
Konu: doğru sevgiliden beklentilerimiz.

Not: Tek bir beklentim var diye bilirdim aslında. biraz kurcalayınca tonla şey çıktı. ama.... her ne olursa olsun, ilk madde açık ara hepsinden öte bir şey..

Yazmıştım eski yazılarımdan birinde; "hafta sonları arabayla şehir dışına çıkmayı pek sever bu öküz" diye. Genelde yanlız giderim.. Ve en keyif aldığım şeylerden biri de, bağıra çağıra çalan müzüklere eşlik etmektir.

Şunu farkettim geçen yaz: Yan koltukta bir sevgili/sevgili adayı oturursa, yukarıda bahsettiğim keyifli tablo bir hayli değişiyor. Biz buna "gergin öküz sendromu" da diyoruz aramızda.

Şöyle söyleyeyim: Yanında şarkı söyleyebilecek kadar rahat olduğum bir kadın hiç tanımadım. Bu güveni-huzuru veren kadın, kibarfeyzo'yu avucunun içine almış; ilk golü doksana takmış demektir.



Başka başkaaaaa..... ????

Birşeyleri "ispat etmek" durumunda bırakmamalı.

Asla "ot" olmamalı potansiyel sevgili.. Kendi fikirleri, kendi doğruları, çok sağlam bir karakteri olmalı.

Ne istediğini tam olarak bilmeli; istediği şeyin bedelini ödemeye hazır olmalı.(herşeyin bir bedeli vardır)

Kadın ve erkeğin milyonlarca yıl değişmeyen karşılıklı pozisyonlarını umursamayan tiplerden olmamalı. Kadın, kadın olmalı; erkek, erkek.. Ev işi yapmayı gurur meselesi yapmamalı.

Saygı duymalıyım ona.. (artık mesleğindeki başarısıyla mı, kültürüyle mi, x bir becerisiyle mi, hobisindeki başarısıyla mı.. neyle yaparsa yapsın bu saygı kazanımını.. ben karışmam)

Sahiplenebilmeliyim, sahiplenilmeliyim. (hele bir de geyşa modeli varsa ruhunda, ben de onun erkek geyşası olabilirim:P)

Spesifik bir mesleği olursa pek makbule geçer(-ki bu da saygıyla alakalı sanırım/parayla ilgili olmadığına eminim/). Birşeyler öğrenebilmeliyim ondan. Ağzımın içine bakan "biri bizi gözetliyor, yabancı gelin" az gelişmişlerinden olmamalı.

En az benim kadar doğal, en az benim kadar samimi.. hepsinden önemlisi, en az benim kadar "saf" olmalı.

Sadece, o özelliğe sahip olanlar anlayacaktır bu maddeyi:
"Temiz yüzlü, temiz ruhlu olmalı"..

Sahiplendiği kişiyi kıskanır bu bünye. Şekilsel bir kıskançlık asla değil burada sözünü ettiğim; çok genel olarak şöyle söyleyeyim: kıskanmama sebebiyet verebilecek genel bir tavrı olmamalı. (tavırlarından rahatsız olduğum kişiler hep kapı önünde kaldı; oradan biliyorum)

Çok sıkmamalı, nefes alacak yer bırakmalı.

Kibarfeyzo'yu olduğu gibi kabul etmeli. Doğrularıyla yanlışlarıyla, artılarıyla eksileriyle.. Eksilerimi dahi sahiplenip, gurur duyabilmeli o kişi. "bizim eksimiz; kime ne!" diyebilmeli. (bu, değişime/gelişime kapalı olduğum anlamına gelmiyor. ama değişmeyen halimle dahi "benimle gurur duyulduğunu" bilmeliyim. değişim insiyatifime bırakılırsa, sorgulanmaz, zorlanmazsa çok entersan şeyler yapabilir bu bünye)

Fiziksel anlamda yanıma yakıştırmalıyım. İşim, sosyal yahut aile hayatım icabı girdiğim her ortama uyum sağlayabilmeli. Sahip olduğum aile kültürüne yakın/yatkın olmalı.

Yüzüme karşı istediği gibi eleştirebilmeli beni; ama bir başkasından hakkımda negatif bir şey duyarsa, haklı dahi olsa söyleyenin ağzının payını vermeli, "laf söyletmemeli"..

Modernitenin peşinden koşarken, budalalık batağına düşenlerden olmamalı.

Temiz olmalı. Çok temiz olmalı, ve asla dağınık olmamalı(aksini hiç bir kadına yakıştıramıyorum).

Özümü okuyabilen çok az kişi oldu şu dünyada.
Pek çok kişi okuduğunu sandı, sadece gülümsedim.. Bahsi geçen öz aslında çok çok basit; onu çözen için yukarıdaki tüm maddeler de çocuk oyuncağı ayrıca. Ama.. işte biraz samimi çaba ve zaman gerekiyor sanırım. (hatta ailem hariç hiç bir kadın tam olarak çözemedi hangi durumda, ne zaman, ne düşüneceğimi/hissedeceğimi..
Ne enteresandır ki, 'beni çözmüştü' deyip de aklıma gelen aile dışındaki tek kişi, bir asker arkadaşım:P)

Uysal biri olmalı; Öküz mülayim/efendi uslu birşey..

Genel olarak bu kadar....

Ama, seyrü sefer gibi karikatürize edip detaya inersek:

Diş macununu ortadan sıkmamalı(evet, cidden bunu yapan dişiler var)

Kahvaltılıkların, yemeklerin, salataların vs içine ekmek kırıntısı asla dökmemeli.

Uykucu olmamalı. Sabah benden erken kalkabilmeli(beni kaldırdıktan sonra, istediği kadar uyusun)

Saat kaç olursa olsun, kalkıp kahvaltımı hazırlayabilmeli.

Tıpkı benim gibi çok öpmeli, çok dokunmalı.

Ahir ömründeki en büyük eğlencesi, keyifi, huzur kaynağı sarmalaşıp dvd seyretmek / müzik dinlemek / öylece susmak olmalı. hiç bir şeye değişmemeli bunu.

Her gün, yahut en kötü ihtimalle gün aşırı banyo yapmalı. tembel olmamalı.

Benden daha sosyal olmalı. (-ki tamamlayabilelim birbirimizi) / ama mümkünse çok sosyal de olmasın /

Kıyafetlerime karışmalı, adam gibi giydirmeli beni(giyinmeyi bilmeyen salaklardanım).

oyy .. sıkıldım..

yok mu şöyle vurdulu kırdılı, action'lı mimler yahu? hep aşk meşk.... öküzlüğümü unutturacaksınız bana:P

mimlemiyorum yine kimseyi.

28 Mart 2009 Cumartesi

Mim Yağmuru:) "Ben"

Günün mimi Seyrü Sefer'imden gelmiş.. konusu "ben".. /izninle biraz kopya çekeceğim/
Yesari unuttum sanma, senin mimini 3-4 gün sonra yazacağım.(mimi ne ya? akşam akşam aklıma neler getiriyor)

Ben, özgürlükçü kova ve salak balık burçlarının karışımıyım. serseri sanılmam kova'nın halt etmesi, sonradan "aa yok lan" denmesi ise balıklığımın marifetidir. Düşünsenize, en yan yana olmaması gereken 2 burç; biri daldan dala konmak için, diğeri sarmalaşıp kedi gibi yatmak için yaratılmış:(

Benim en karakteristik özelliklerimden biri, uslanmaz "merakım"dır.

Ben yanlızlığı kalabalığa tercih eden biriyim. Hiç unutmam: 10 sene kadar önce, Kadıköy sahilde evcil hayvan zamazingosu vardı, bilen bilir. Bir kız arkadaşımla oradan geçmek durumunda kalmıştık. Tam yolun tenha taraf(yol tarafı)/kalabalık taraf(hasır mı ne diyorlardı, iğne atsan yere düşmez bir yer) diye 2'ye ayrıldığı noktada, ben tenha tarafa, o ise kalabalık tarafa yönelmişti. "Neden tenha yerden gitmek varken, o curcunanın içine daldığına" hiç anlam verememiştim. Sonradan öğrendim "sosyal insan" diye birşey varmış..

Ben koyu bir cimbomluyum. Formam mormam hepsi var. Ama hayatımda 1 kez maça gittim. Say desen, hayatta sayamam oyuncuları. Ötesi, arupa maçları hariç futbolla hiç işim olmaz.(ha bir de, küçükken fenerliydim.. söylemeyin ama kimseye)

Ben, adam olmak adına hayattan çok şey kaçırmış biriyim.(iyi mi yapıyorum, kötü mü yapıyorum emin değilim. ama sanırım, istesem de değişemem bu konuda)

Ben saçma sapan konularda ultra sabırsız olabilirken, bazı konularda ise "yuh" dedirtecek cinsten sabır taşı olabilen gerzek biriyim.

Ben subay olmayı çok isterdim.

Benim en karakteristik bir diğer özelliğim, alınganlığımdır.

Benim en büyük keyiflerimden biri, 18:00-20:00 saatleri arasında ışıkları kapatıp kanepeme uzanmak, battaniyemsimi üzerime alıp aynı şarkıyı peş peşe 300 tekrarla dinleyip yarı uyku modunda yatmak/düşünmektir. yanımda göğsüme yatacak bir kedi yahut sarılacak body oldursa da, değme keyfime.

Ben çok sert doğruları olan biriyim.

Benim en büyük keyiflerimden bir diğeri ise, tek başıma yollara düşüp istanbul'dan uzaklaşmak, asfalt yollar yerine toprağı, dağı tepeyi tercih etmektir.

Ben pek dokungan ve koklagan(??) bir adamım. dokunmadan, koklamadan hiç birşeyi sevemem. hissetmek için 7*24 dokunmalıyım.

Ben bisiklete binmeyi bilmiyorum:(

Ben, mesleğim tam tersini gerektirse de, aynı kıyafetle bütün seneyi geçirebilecek potansiyelde biriyim.(tamam biaz abarttım; ama çok değil inanın)

Benim en karakteristik özelliklerimden biri, "gergin" oluşumdur. ve bu sözünü ettiğim gerginlik, özün önüne çekilmiş ve çok az kişiye geçit veren koca bir tuğla duvardır.

Benim dostlarımın düşmanları, benim de düşmanlarımdır.

Ben sonunda yapa yanlız kalacağımı bilsem dahi, doğrularım uğruna gözümü kırpmadan çevremdeki insanları silen biriyim.

Ben salağım.

Ben insan milletinin %99'una kıyasla çok farklı şeylerle mutlu olan, eğlenen biriyim.

Ben insanlara, hakettikleri kadar kibarfeyzo'yu gösteren biriyim. Özünü çok az kişinin yaşadığı, bildiği bir arızayım.

Ben ot olmamayı seçen biriyim.

Ben, hedeflerine ulaşabilmek için kendi kendine eziyet eden biriyim. Hayat kaçıyor farkındayım; ama yapım böyle malesef.

Ben çok ciddi anlamda saf, ummamayacağınız kadar tilki biriyim.

Benim en büyük keyiflerimden biri de, akşam terasta yanıma meyveli sodamı alıp, soğuk ve tepedeki yıldızlarla beraber karanlığı seyretmektir.

Ben bu özelliğimden bazen utansam da, fazlaca evcimen biriyim.

Ben 80'lerin müziklerini dinlemekten asla vazgeçmeyecek biriyim.

Ben her çokomel yediğimde hala gözlerinin içi gülebilen biriyim.

Ben sıklıkla asık suratlı, somurtgan biriyim.

Ben duygusal konularda dikkiş tutturamamış biriyim.

Ben, yalnızca en yakınıma gelmelerine izin verdiğim insanların yanında güler yüzlü olan biriyim.

Ben vücudundaki kıl dağılımından nefret eden biriyim.

Ben "sümüklü çocuk" avına çıkmayı pek seven biriyim.

// izninizle kimseyi mimlemeyeceğim.. kimse yapmıyor nasıl olsa.

26 Mart 2009 Perşembe

Bir Tarafları Ağrıyan Genç Erkek Modeli

Geçen gün bir blog'da okumuştum.

Erkek milletinin sıkça kullandığı, "ilişki sonrasında boşalmak zorunda olduğu, aksi taktirde bir taraflarının ağrıyacağı" söyleminin tamamen bir kandırmaca, nesilden nesile devam eden ustaca bir tuzak olduğunu yazmıştı hemcinsim yazar.
(nerede okuduğunumu unuttum)

Kibarfeyzo'dan ilgili arkadaşa cevap = afedersin ama, nah kandırmaca.

Ekranı blurlayıp, "hatıralara dönme efekti(?)" verelim..

90'lı yılların ikinci yarısındayız.. Kibarfeyzo'nun max performas ve merakta olduğu yıllar..

Üniversiteden yeni tanıştığı bir hanım ile hafta sonunu birlikte geçirmek üzere, memleketimin güzide tatil beldelerinden birine gidilmişti. (görüşmüyoruz çok uzun yılardır. bildiğim kadarıyla evlendi; ama hala çok kıymetlidir bu bünyede)

Amaç tatildi güya; ama 2 gün boyunca, evden bir kez, onda da yarım saat kadar dışarı çıkmıştık.(18-19 yaşlarındayız yahu, el insaf.. dışarı çıkmak da neymiş!)

Baştan aşağı rezil bir hafta sonuydu zaten..
İlk günün gecesinde battaniye-şarap eşliğinde başlayan oynaşmalar, ilerleyen saatlerde yerini hararetli bir sevişimsiye(sevişimsi?) bırakmıştı. Sevişimsi diyorum; çünkü olay şu: hanım kızımız ultra sınırları olan bakire bir dişiymiş. (yaşlar pek genç.. cillop gibiyiz üzerinize afiyet:P)

Saat 23:00 gibi soyunan vücut, bütün gece içeride birikenleri dışarı boşaltmadan, dimdik vaziyette olaya devam etmiş(hey gidi günler; şaka gibi:P); sabah ezanıyla "e artık uyuyalım ki, sabah erkenden devam edebilelim" diyerek, bir kaç saatliğine de olsa saf saf uyku moduna geçmişti.(geçmez olaydı)

Ertesi sabah malum bölgemde hissetiğim ağrıyı tarif etmem mümkün değil.
Deneyelim: Hani futbolda baraj kurar oyuncular ya.. çekilen şutun "tam isabet!" olduğunu düşünün.. nasıl bir fotoğraf oluşur? hıh işte; aynen ondan..

Zatı şahane hanımın şaşkın & korku dolu bakışları ve kibarfeyzonun saatler süren kıvranışları, öğlene doğru içilen 2 adet ağrı kesici ile kısmen hafiflemiş; en azından yürüyebilir duruma gelinmişti.

Teknik olarak yürüyebiliyordum, ama sünnet çocukları gibi. bir el kot pantolonun önünü tutuyor(boşluğu arttıryor; zira o şeyler nereye değerse değsin, surat ağrıdan kıpkırmızı oluyordu), bacaklar ise penguen kıvamında paytak paytak.(oy oy.. tüylerim diken diken oldu!)

İşin daha kötü yanı, bir önceki gece pek atletik ve çevik olan malum "şey", 2. gece x bilinmeyen bir sebeple (şeyimin ağrısı, içtiğim ilaçlar vs.. kimbilir) rezil ötesi bir performans sergilemişti. Yarım yamalak, "ahaaa!! bacağını bastırma, şuranı çek!, dur yavaş! aaaah!!" nidaları eşliğinde bol acılı(merak, acıya karşı pek çok durumda üstün geliyormuş) ve mükün olduğunca hatırlamak istemediğim saatler yaşanmıştı o gece.

Ertesi sabah istanbul'a döndük.
O halimi gören zıpır bir arkadaş, durumu görür görmez "olm sen ne diye kıvranıyorsun böyle? şöyle şöyle mi yaptın da oran bu denli ağrıyor?" gibi, kafada ampul yakan bir soru yöneltmişti.

Ampul yandı, zira sebebin o olabileceği hususunda hiç bir fikri yoktu saf kibarfeyzo'nun. hiç duymamıştı, o kadar saat depoyu boşaltmadan "stand-up" modda kalınırsa başa bunların gelebileceğini; ne bilsin..

Öğrendi ama şükür:)

Arkadaşının "ahahaaa! olm mal mısın? o şundan şundan olur. git kendi işini kendin halet, 2dk'da bak nasıl geçecek ağrın" tavsiye/alay kırmasının ardından, tembihlenen görevi tamamlamış ve suratındaki şaşkın gülümseme(msi) eşliğinde, çoook içten bir "hay bin kunduz!!!" demişti kendi kendine.

O gün tövbe ettim "oranın imkanlarını zorlamaya".
(gerçi bakmayın tövbe ettiğime. bir insan aynı tuzağa 2 kez düşer mi? muhattabı bu salaksa düşer. aynı şeyi, aynı hatunla 2. bir defa daha yaşamıştı dunkof)

Hey gidi günler:)

Bilmem anlatabildim mi? KESİNLİKLE var öyle bir şey. Hatta tahmininizin çok ötesinde can yakan bir durum. Gerçi hiç "deponun boşalması lazım" dediğimi hatırlamıyorum; ama siz yine de her erkeği ard niyetli değerlendirmeyin.

"Eğer durum fena ve uzun süreli/genç arkadaşlara not: 1saat+/ abartıldı ise", o şeyin bir şekilde dışarı çıkması lazım. Aksi taktirde, bir sünnet çocuğu da siz pışpışlamak durumunda kalabilirsiniz:)

Discovery'deki myth busters misali, bir miti daha böyle açıklığa kavuşturmuş olduk!

Not: Bu arada, en ciddi fetişimi bu hanım sayesinde farketmiştim. dolayısıyla söz konusu hanım akla geldiğinde zihnin arşivden çıkarttığı ilk fotoğraf "o fetiş unsuru". bu anlattığım hikaye, 4.-5. fotoğrafta ancak rastlanabilecek bir durum.

25 Mart 2009 Çarşamba

Mim, Kitap ve Muz Kabuğu

Seyrü Sefer mimlemiş.. En etklendiğim kitabı anlatacağım sanırım.

Zor bir soru; hiç öyle vay beeee dedirten bir kitap hatırlamıyorum.

Tek bir kitap hariç.

Vakti zamanında ermeni bir kıza aşık olmuş;
"nedir yahu bu h(ı)ristiyanlık, musevilik" falan diye içten içe sorgulamaya başlamıştım.

Bir akşam, "doğduğum coğrafya farklı olsaydı dinimde farklı olurdu" saçmalığının/acı gerçeğinin farkına varıp, bu konuda tüm bildiklerimi resetlemeye, herşeyi yeniden öğremeye ve kendi cevabımı kendim bulmaya karar verdim.

Ve önce incil, ardından kuran ve en son, bulabildiiğim tüm tevrat parçalarını okudum.

Kimsenin dinine saygısızık etmek istemem, amacım asla o değil; haddime de değil zaten. Sadece hissettiklerimi paylaşmak istiyorum.

İncil çok keyifliydi. din tarihine pek meraklı bir adam olan ben için gayet sürükleyici ve her satırı değme romanlara taş çıkartacak etkileyicilikteydi.

okudum bitti. hatta, sempatimi de kazanmıştı.. yani hr:1, is:0, mu:0, at(imansızlık):0 idi skor.

tevrat 'ta okuduklarım daha farklıydı. tevrat roman gibi değil. zeus hikayelerindeki gibi din yaratılmamış. gayet güzel bir "kutsal kitap" diye düşündüm.

yeni skor:,hr:1, is:0, mu:2(daha doğrusu/yanlış hatırlıyor olabilirim, ama ortodoks musevilik falan diyorlardı sanırım. o durum yakın gelmişti/, at(imansızlık):0 oldu.

imansızlık hakkında çok sorgulamışlığım, çok aklımın çelinmişliği var. ama, yine de tatminsizlik ve tonla cevaplanamayan soru mevcut burada. yani aradaki fark 300.000km olsa da, gün itibrari ile en yakın rakibim bu sanırım.

sonra kuran'ı okudum. ilk bölümleri kulağa saçma hatta çirkinimsi geldi. "benim dinim bu muymuş" dedim. ortalarda sıktı, "aynı şeyler çevirilip çevirilip 40 defa anlatılmış" dedim.. son sayfalara doğru heyecanlanmaya başladım.. son satırı okuyup, kapağı kapatınca hissettiğim şeyi ise tarif etmem mümkün değil. çok şey tarif edebilir bu bünye, ama onu edemeyeceğim.

en az yarım saat kendime gelememiştim. kendime geldiğimde ilk yaptığım şey ise açılış sayfasını yeniden ve derinlemesine okuyup, hemen arından, internetten veda hutbesini bulmak oldu(cila niyetine onu da okudum).

ve.. herkezin fikri kendine elbette... ama ben... "budur!!" dedim..

Diğer kutsal kitapları okuduğumda şöyle düşünmüştüm: etkileyici.. çok etkileyici.. ama birkaç tolkien beceriside x bir romancıyı alın. zeus'çuluğu(dini şekle sokmayı, üzerine roman yazmayı) ve yahudi tarihini harmanlatın. o kitapların aynısından yazdırılabilir. hatta hiç karışmayın işine, "sana x sene müddet, bana kutsal kitap yaz" deyin, aynısını/benzer kaliteyi/içeriği/cümleleri yazabilirler.(en azından bana öyle geldi)

kuran başkaydı ama. ondan aldığım aroma, damağımda kalan tat çok farklıydı.
inandım Allah'ın cümleleri olduğuna.. o tadı tarif etmem malesef mümkün değil; ama inandım işte.

kuran'ın özünün, bizlere din diye anlatılanlardan çok farklı olduğunu öğrendim orada.
çamurun içinde, saçma sapan şeylerle debelendiğimizi gördüm.. gördüm de gördüm..

herneyse, konu din değil.

hmm. bak bir de, "şu çılgın türkler"i okurken heyecanlandığımı bilirim.

nasıl bir fotoğraf oluşuyor bu yazdıklarımı okuyanların zihninde bilmiyorum(açıkçası, doğrularımın nasıl yorumlandığı umrumda da değil)
enteresan doğruları var bu bünyenin. kör/ağzından köpük saçan milliyetçilerden asla değilim. sadece, geçmişimden ve doğrularımdan tereddütsüz gurur duyuyorum.

hmm.. kimleri mimlesem..
siminya ve prettyinpink diyeceğim, ama muhtemelen okumayacak onlar.. yesari seçilmiş..
rigor mortis, rahatsız, böcek ve zahir diyorum izninizle..

23 Mart 2009 Pazartesi

Dizlerini Bükmeden Eğilen Kadın Modeli

Bu yaşıma geldim, dizlerini bükerek yerden birşey alan kadın görmedim neredeyse.

Yine taktım bu konuya; zira az önce bir misafirim de aynı şeyi yaptı. Hiç alakam olmayan, iş icabı görüştüğüm bir hanım olmasına karşın, 3 adım ötemde ve tam karşımda eğilip, yerdeki tenis topunu(yerde tenis topunun ne işi var demeyin) aynen o şekilde aldı.. (iç ses: vuuuuuu babe!! yiha!!)

Yahu manyak kadın; benim gibi semi-otokontrollü bir adamın dahi "atlayası" geldiyse, bu hareketi her aklına gelen yerde yaptığın taktirde, tecavüze uğraman kaçınılmaz birşey senin.

Ya salaklığım her geçen gün level atlıyor da, yapılan mini tacizleri anlamıyorum.(-ki her sosyal seviyeden, +25 yaştaki tüm kadınlar için geçerli bu. taşı, babanesi, cillobu, teyzesi herkez.. teyze'nin de taciz edecek hali yokya).
Yahut kadınların iskelet yapısına 25'lerinden sonra bir haller oluyor.

Öyle ya; söz konusu dişi karakter -20 yaşında ise, gayet de güzel dizlerini bükebiliyor.

Herkez yapıyor yahu! Yani, öyle böyle değil. bilmemne köyünde soğan toplayan kadın da, x finans kurumundaki bütçe denetleyicisi cillop da.. Kısmen mini etek giyenler dikkat ediyor eğilirkenki hareketlerine, o kadar..

Ömrü hayatında o şekilde yerden birşey almadığı için duruma anlam veremiyor saf kibarfeyzo.

Neden o dizler bükülmüyor da, afedersiniz, resmen d.malır pozisyon alınıyor?
Hatta, neden pek çok durumda, arkadaki erkeğin gözüne gözüne sokulurcasına yapılıyor bu hareket?

Anlam vermem gerekmiyor elbette. Yani.. yapın.. hatta mümkünse mini etek falan farketmez, her durumda o şekilde eğilin.. canıma minet benim! ;)

Ama.. Biri de sebebini açıklasın şu durumun? fiziksel bir açıklaması vardır diye umuyorum..

22 Mart 2009 Pazar

30 Yaşında, Koca Koca Adamlar !


Bir rezilliği daha paylaşasım geldi..

Aslında kayda değer bir zaman geçti bu olay üzerinden. Ama işittiğim şey, en az ilk günkü(i?) şiddetiyle kulaklarımda çınlamaya devam ediyor..

Yer Nişantaşı Ztarbucks.. bir iş görüşmem var..
22-23 yaşlarında(tam yaşını unuttum, ama o civardaydı sanırım), kendi halinde, öğrenci kılıklı bir hanım bekliyorum.

Böyle kısmeti bilmem ne edeyim misali, karşı masadaki hoş ve yanlız abla da tüm bu bekleme süresince beni kesiyor. Kalkıp bir şeyler söylesem(-ki nah söylerim; hayal kuruyorum sadece. hiç anlamam/beceremem öyle şeyleri) misafirim gelecek, söylemesem kafayı duvarlara vuracağım. ne yapmalı, ne etmeli?

Netice değişmiyor elbette.
Öküz'ün yerinden kalkıp hamle yapacağı yok; saf saf bakınmaktan öteye geçmiyor.

Yanımdaki koltukta öncekilerin bıraktığı bir gazete vardı; kızcağız yanıma kadar gelip "gazete sizin mi, göz atabilir miyim?" dedi. bekledi... bekledi.. bekledi..
mal öküz, "yo hayır, benim değil. buyrun" deyip gülümseyerek gazeteyi uzattı. kız yine bekledi.. bekledi.. ama öküz'ün önde gideni, o beklemeyi de anlamadı!:)

"e salak! iki laf etsene!", ayağına kadar gelmiş, laf da atmış kız! mal adam, daha neyi bekliyorsun! ... gözlerinin içine bakıyor işte!

yok, olmadı yine.

Herneyse..
Hanım kızımız masasına döndüğünde kapıda da beklediğim misafir göründü. Beklediğim misafir göründü, ama beklediğim gibi görünmüyordu. Elini sıktığım kişi, baya bayaaa TAŞ ve taşlığının gayet bilincinde, fena albenili ve şeytan tüyü sahibi bir hatundu.

İç ses: Ahaha:) Evet! güzel bir gün! :)

Günün sabahı da aslında gayet keyifliydi. az önce miss bir hanım tarafından beğeni dolu bakışlarla süzülümüştüm. şimdi ise karşımda cillop bir parça vardı:)
/iş yaptığım kişilere sırnaşmam/

Ama, dakika bir gol bir. Masa fazla ortalıkta olduğu için köşedekini işaret edip "şu masaya geçelim mi?" dedi misafirim; ve o andan itibaren de platonik kesişme arkadaşımla irtibatım tamamen kopmuş oldu.

Her neyse.. "yanımda zaten gayet hoş bir hatun var, başkasına ne hacet" mantığıyla sohbete başladık.. (ama içten içe de, sanki bir halt edecekmiş gibi, o kesen dişinin ortadan kaybolmamasını, görüşmemin sonunu beklemesini umuyorum)

Aşağı yukarı yarım saat süren samimi sohbet; bir ara döndü dolaştı xxx.com social-hobi/aktivite sitesine geldi. (gelmez olaydı)

Üyeliğinin olup olmadığını sorma gafletinde bulununca, aldım cevabı oturdum yerime.
"yaa, çok saçma bir yer olmaya başladı xx.com. 30'unda, koca koca-babam yaşında adamlar asılıyor. hobi sitesi değil, çöpçatan sitesi mübarek" !!

30unda, koca koca.. hmmmm..

baban yaşında hem de!!!!

Surat ifademi görmeliydiniz:)
Tek söyleyebildiğim(sanırım), "he valla, ne adamlar var! hiç sevmem zaten, koca koca adamların gencecik kızlara asılmasını!" gibi bir şeydi sanırım:)

Nasıl yani ya!

Sen tam benim hedef kitlemde olan/olması gereken bir şeysin yahu. Arıza manyak!
Bütün gün şişip şişip balon olan egom, tek bir cümleyle yerle bir oldu!

Hadi yaşını yanlış hatırladım diyelim; 20 olsun. Onda dahi, amca-baba kıvamı bir durum olmasa gerek yahu!

Ne istedin üç kuruşluk keyifimden?

30'unda koca koca adamlar! tamam "koca adam" eyvallah da; e bu makbul değil miydi?

ben 20 iken, kızlar 30 peşindeydi.. şimdi 30 oldum, trend tersine mi döndü! haksızlık! olmaz! kabul etmiyorum!

Kafa bir anda dağıldı gitti; 2 kelimeyi bir araya getiremez oldum.. Ne kestiğim kız kaldı kafada, ne karşımdaki taş.

-18'e ahlaki sebeplerden asla bulaşmam. hatta 82 doğumluların ötesini bilmem; hemen hep yaşıtlarım yahut benden büyük hanımlar girdi hayatıma(yeni yeni, cilloplara yönelmeyi akıl ediyorum). ama yine de.. ne bileyim.. o TAŞ arkadaş, "şeklen" gayet de güzel olurdu yahu..

Offff.... bak yine gerildim.. gece gece ettiğim işe bak!

Yazarım sonra, keyfim kaçtı..

foto: http://cestunescandale.deviantart.com/art/95-11573816

20 Mart 2009 Cuma

Fuck Buddy'e Mektup

Çok düşündüm bu konuyu yazıp yazmamayı..

Fuck buddy mevzusu asla gurur duyduğum bir şey değil. Sadece, "şartlar öyle gerektiriyor", yahut "gerektiriyordu" diyebiliyorum bu konuda. (şartlar gereği yahut değil, sonucun dejanere bir tarz olduğunun elbette bilincindeyim)

One night stand, two night stand, three, eight, eleven vs.. farklı farklı pek çok ilegal(ilişki söz konusu olmadan yaşanan) ilişkisi oldu kibarfeyzo'nun. /Gerçi pek çok dediğime de bakmayın, 30lu yaşlarındaki ortalama bir insan evladından pek de farklı değil burada bahsettiğim rakam. daha doğrusu: çeşit olarak farklıdır muhtelen de, totalde geri de bile olabilirim:P mehmet ali erbil portresi oluşmasın zihinlerde/

Pek çok farklı kadın tanıdım bu 30 yılda. Biri hariç hemen hepsinin yaklaşımları benzerdi. Beni bir penis olarak gören, veya aşık olan, karşılığında aşk isteyen, yahut umduğunu alamayınca 1sn daha vakit kaybetmemek adına çekip giden pek çok isimsiz kadın.

Kimseye kazık attığımı sanmıyorum. Bilerek hiç bir kız arkadaşımı yaralamadım.
Ama kibarfeyzo'nun da kendine göre doğruları, enteresan kalıpları var birine "öte duygular" besleyebilmesi için.

Kalabalıklar içerisinden seçtiğin birini, "beni neden istemiyorsun, neden aşık değilsin! ben her istediğini yapabilecek, 4*4'lük biriyim" diyerek suçlamak çok bencilce..

Çok kişiyi sevdim.. çok kişiye değer verdim. ama burada istenen şey farklı.
Ve lütfen izin verin, aşık olacağım kişiyi "ben seçeyim".
Beğendiğim ve "budur" dediğim biriyle beraber olmayı istemek benim de hakkım diye düşünüyorum. (not: cinselliğimi paylaşan her kadın, aklımdan geçenleri biliyordu)

İlegal ilişkilerimin çoğu uzun soluklu olmasına karşın; bir süre sonra kimi aşk istedi, gitti.. kimi non-stop peter north performansı/şekilcilik istedi, gitti.
(peter north'u bilmeyen hanımlar için, bknz: google.. çok kral bir arkadaşımızdır:P kıyağımı unutmayın:) )

Süre bazında benzerleri olsa da, biri diğerlerinden çok farklıydı...
Gönül borcum var ona. Yaklaşık 10 senedir çok seyrek aralıklarla da olsa görüştüğüm, en eski fuck buddy'lerimden biri.

Aşk adına hiç bir şey hissetmediğim, asla sahiplenmediğim, ama çok fazla değer verdiğim, güvendiğim biri. Kibarfeyzo'yu her şeyiyle kabul etmiş, işin içine seviyesiz ayrıntıları karıştırmamış, karşılık beklememiş ve asla yalan söylememiş/kazık atmamış biri. Dört duvar arasında da olsa, sevişmenin ötesini paylaştığım biri(fuck-buddy, hug-buddy, dvd-buddy, kahvaltı-buddy:P vssss)

Kimi zaman hormonlarımızı yatıştırdık, kimi zaman duygularımızı.
Afedersiniz, mikimin doğrultusunda gidip başımı geri dönülmez yanlışlara sokmamayı, büyük ölçüde ona borçluyum. Mevcut hormonal manyaklık seviyesinde ve yaşta bilmem kaç sene bekar yaşayıp, aksi pek mümkün değil malesef. Sebebi ister duygusal açlık olsun, ister hormonal açlık.. "devamının gelmeyeceği bilinen" ilişkilere yönelmek pek olası.

Ayrıca.. İstemeden sebep olduğum yeterince göz yaşı var; bunlara bir de bilinçli/sonunu bile bile akıttırılanları ekleyemezdim. Hiç bir erkeğe yakışmaz bu(allah muhtaç etmesin)..

Vizcan sahibi olduğu için bir looser gibi yaşamak... yahut inanmadan "seni seviyorum" deyip, cepler dolu-mutlu mesut yaşamak.. yahut, daha kolay sevebilmek.. veyahut, aradaki zamanı fuck buddylerle geçirmek...

Zor bir karar. Tek bildiğim şey: şartlarımın, kafa/kalp yapımın bunu gerektirdiği..

Herneyse..
Demem o ki, son görüşmemizde de söylediğim gibi "sana çok şey borçluyum ismi lazım değil kadın". Sen olmasan, başımdaki b.k miktarı, kalpteki kırık yahut vicdan azabı mevcudun en az bilmem kaç katı olacaktı.. bundan hiç şüphem yok.

Tam olarak kıymetini bilmesen de, muhteşem br ilişkin var şimdi..(kendi ilişkilerimde yahut fuck buddylerimin çok ciddi ilişkilerinde asla görüşmedim/görüşmedik) .. Umarım yanılmam; ama inan bana, evleneceğin insan o..

Hayatımın en istikrarlı sevişmelerini seninle yaşdım, bir marjinal olay hariç en muhteşem performanslılarını ve en rezillerini de yine aynı şekilde(pardon, rezilin de bir istisnası var:P)..

Birbirimizi hiç yargılamadık, çünkü karşılık beklemeksizin değer verdik..

Ama şimdi olay çok farklı.. hazine buldun yahu sen.. sakın ardına bakma(-ki baksan dahi beni göremeyeceksin).. yaşanılanların niteliği her ne olursa olsun, asla değmez buna.

Sen söylemiştin... "seni aşık görmek için deliyorum; o kadını çok merak ediyor ve ikinize mutluluklar dileyip başınızdan aşağıya konfetiler atmak için sabırsızlanıyorum" diye(buna benzer bir şeydi en azından)..

aynen;)

Varsın bir daha hiç görüşmeyelim, konuşmayalım. ikimizde uzaktan da olsa gönüllerin bir olduğunu biliyoruz.. Lütfen, saçma sapan arızalar yapıp ilişkini b.k etme... bu sefer sıkı sarıl o çocuğa! doğru adam o, inan bana.

Mutlu ol bebek.. Tüm kalbimle diliyorum bunu..

Adios(umarım).....

(ha, günün birinde pembe bulutların dağılır yahut ayrılır, just sex çapkınlığı yapmak falan istersen, benim de şartlarım müsait olduğu taktirde tükkan senin biliyorsun:P Ama.. şayet bulutlar yerli yerindeyse, rüzgar çıkartmamaya gayret et lütfen!)

foto: http://jarmusch.deviantart.com/art/hands-down-105807475

17 Mart 2009 Salı

Düdüklü Tencereler & Salaklıklarım Bölüm 2


- Düdüklü tencerelerden korkar kibarfeyzo. 300.000 defa düdüklü tencerelerle muhattap olmuş; her seferinde, aha patladı-aha patlayacak tedirginliğiyle gözlerindeki endişeyi çaktırmadan, hızla mutfaktan sıvışmıştır.

- Yol yapım işçierinin kullandıkları asfalt falan delen koca matkaplar vardır; (hani kadın milletine erotik gelen olay)ondan ve özellikle de, onun bağlı olduğu makineden de korkar kibarfeyzo. yanlarından yürüyerek geçmek durumunda kaldıysa, endişe dolu saniyeler onu bekliyor demektir. "aha şimdi taş fırlatacak suratıma", "motoru patlayacak" vs..

- Bakmayın öyle harem falan kurduğuma.. Söylemeyin kimseye; ama genellikle tecavüz eden değil, tecavüz edilen taraf olur öküz. sıklıkla anlamaz ne zaman saldırması gerektiğini.

- 10 tane 1 lirası, 1 tane 10 lirasından daha kıymetlidir.

- Hala var mı o tip yerler bilmiyorum; ama disco vb, yeni deyişle "kop kop" ortamlarını bilmez. hiç gitmişliği de yok. (bu bir salaklık değil aslında. ama ortalama eğilime bakarsak, "tuhaflık" kategorisine girebilir sanırım)

- Arada bir şeyler oldu(sanırım iş güç derdi/askerlik falan derken, kafayı fazla aşağı eğmişim); tam olarak ne oldu bilmiyorum ama, yeni jenerasyon, kibarfeyzo'ya tur bindirdi sanırım. Ne kıyafetlerini anlıyor, ne müziklerini, ne de yaşamlarını. Çok eğleniyorlar, farkında; hatta çoğu zaman imreniyor da onlara.

Ama.. Nerede koptu olay, hiç bir fikri yok. kendini hala 25inde sansa da.. yıllar çabuk geçiyor sanırım. (onu bunu geçtim.. benden 10 yaş büyük olup da, o imrendiğim yeni gençler gibi yaşayanlar var çevremde; asıl onları hiç anlamıyorum.)

- Vicdan sahipliği ile azgın tekelik arasında sıklıkla gidip gelir.

- Minyon erkekler kategorisine girdiğini, 25'inde, bir fuck buddy'sinin söylemesiyle farketti. Kafayı kaldırıp, rakip firmaları ilk defa o gün süzmüştü. (ne bilsin; göz hizasından bakınca çok farklı değil gibi duruyordu insanların boyu. Ayrıca, bunun bir albeni faktörü olduğundan dahi bihaberdi saf)

- Ortaokul yıllarında okulun en popüler 3(üç..ÜÇ) kızından çıkma teklifi almış(vardı elbet bir sebebi)ve üçünü de reddetmişti bu salak. (özellikle ayça hususunda kafayı yerlere vuruyor. bayaa hoştu o kız yahu.. merve de vardı bak güzel! )

- Ataköy hangisi, Ataşehir hangisi hiç bir fikri yok. bu ve benzeri bir kaç şeyi, hala sağ sarımsak-sol soğan misali uydurduğu yöntemlerle tutturmaya çalışıyor.

- Hazırladığı playist içerisinde korn, yansımalar, maykıl ceksın, ümit besen, bocelli gibi birbiriyle taban tabana zıt örnekler bir arada yer alabiliyor.

- Amsterdam - Red Light District gibi bir açık hava kerhanesine gidip de, hemen hiç bir halt yemeden dönmeyi başarabilen ender salaklardandır.
/ Sebebini merak edenlere not: kız arkadaşım vardı. ama işin daha kötü yanı, döndüğüm hafta ayrılmıştık:) bu da işin rezilliğini X2 yapıyor sanırım.
/keyifli 2.not: bir ay kadar sonra yeniden gideceğim sanırım. ve bu sefer bekarım! ;)

foto: http://deyn.deviantart.com/art/idiootti-idiot-44987811

15 Mart 2009 Pazar

Sevişebilite Raporum

Yuuh:)
Beni taşlayan blog cemiyetine bakın; almış bir grup ortamı, swinger ortamı ki gidiyor.. herkez birbirine girmiş.. kimin eli kimin neresinde belli değil..

Aykırı rahatsız mimlemiş beni de. Ya.... iyi de.. öküzüm ben.. ne desem "vay öküüüz" denecek.

Bekar olduğu varsayımıyla: fiziken rahatsız olmayacağı, başa bela olmayacağına inandığı(ki bu kadın milletinin %70'ini eleyen bir ayrım), sağlıklı olduğunu düşündüğü ve ahlaki değerlerine ters olmayan hemen her kadınla sevişebilitesi olan biri Öküz.

Geniş miğdeyi geçtim, blog yazarlarından hiç biri hakkında fikrim de yok.
Ha pardon.. Pucca'nın fotoğraflarını görmüştüm vakti zamanında. bir de blog aleminin en popüler sevişilesi erkeği Ukturk'ün, Pretty'nin ve Böcek'in profil fotoğrafları gerçek sanırım.. onları da bu vesileyle az buçuk görmüş sayılırım.
acaba rahatsız'ın fotoğrafı da gerçek mi? saçını gördüm deyip listeyi tamamlasam; yarım olanları da birleştirip, totalde 2-3 kişiyi bir araya getirebilir miyim acaba..

Bazı hanım yazarlarımız kolaya kaçıp hemcinslerini yazmışlar; ama ben "höst! başlarım fantasianıza" deyip, kolaya kaçmayacağım müsadenizle.

Yok anacım; görmeden kimseye veremem.. büyük risk.. genç yaşta(gencim gencim) abnormal action'dan soğumak gibi bir niyetim yok..

Ama fantasia olayına çevirir de, her dişi blog yazarının kuğu misali olduğunu ve her kuğunun da üzerime üzerime atladığını hayal edersek:

En yakiinen takip ettiklerimi tek tek inceleyelim..

Rahatsız Hatun: "8 mart", "kahrolsun polisler", "bağıralım, çağıralım" nidalarını okuduğum günden beri açıkçası tırsıyorum biraz senden:)
O gün ben de kadıköy meydanından geçmek durumunda kalmış, ve hayatımda ilk defa kadınlardan korkmuştum:) /koşar adım uzaklaştım/ ha bir de; sevişilen değil, mimlenen listesinde olduğum için alındım:)

Pucca: Yazılarını okurken, 140cm boyunda, dombili, duvardan duvara yekpare bir döte sahip, dişleri 2 adım önde giden gudubet mi gudubet birşey canlanıyordu zihnimde. Gördüm fotoğrafını ve hiç de öyle vahim bir tablo yok bence. Hatta bir kaç fotoğrafında bayaa da güzel çıkmış kerata.

Ama arıza:) yani, öyle böyle değil.. Hadi fantasiadır, yaptık bir kere.. kibarfeyzo ejaculation syndrome'un en derin noktasındayken çocuklarımızın patiklerinden falan bahsetmeye başlarsa, koşar adım uzaklaşmak gerekir. çok sakat..

Master Siminya: Siminya'yı, şalvar giymiş "sıdıka" ile Gülse Birsel kırması gibi şekilendiriyor zihnim.(-ki her ikisini de çok severim) Ama çoook gudubet olmadığı taktirde, olur beaa:) En kötü ihtimalle action keyifli olmasa dahi, ardından gelecek yatak sohbeti güzel olacaktır. Bir de omuzlarıma masaj yapsa... peaaahh:))

Miss Dominatrix: Ben bu hatundan da korkuyorum sanırım. Blog ismine aldanıp mistress samıştım önceleri. Çook keyifli.. Ama aynı metrekare içerisinde 2 dominant olmaz. Kan çıkabilir:P

Seyrü Sefer: hırrrrr.. ayrıca konuşalım;)

Osuruktan Teyyare, Üfürükten Prenses, Nostatic, Esther, Zahir, Karamel, Curly, Bukle: Pek keyifle okuyorum yazdıklarınızı, ama çok da bir fikrim yok hakkınızda... o halde, why not:P (ooo ohh.. harem gibin oldu:P)

Yesari: Yesari sevmiyor beni. Yatağa bağlayıp kaçabilir.. Gizli kamera ile filme alıp, internete verebilir.. böbreklerimi çalabilir.. hakkımda usulsüz dedikodular yayabilir.. çok sakat:)

Böcek ve Pretty: Bak bu hanımlar olabilir.. Pretty'nin profil fotosu pek hoş. Böcekse kızıl saçlı, -ki pek severim doğal kızılı.
SEVİŞTİM GİTTİ!! :))

bir de mim mi?
Bu listedeki hemen herkez, konu hakkındaki yorumunu yazdı sanırım. Bir çırpıda yazmadığını hatırladıklarım: Seyrü Sefer, Pretty, Böcek, Üfürükten Prenses ve Bukle..

13 Mart 2009 Cuma

Ben oynamıyorum arkadaş!

Bugün yaşadığım pek enteresan ve tiraji komik durumu paylaşmak istiyorum izninizle.

Kilitlendiği dişinin peşinde çok uzun süredir helak olan bir arkadaşım var. Sallanan kuyruğu gördükçe paralize oluyor kör aşık-mal kardeş.

Tahmin edebileceğiniz üzere, bahsi geçen maçın skoru 0-0'ın ötesine hiç geçmedi.
Çocuğun derdi yatağa atmak falan da değil; gayet ciddi. Ama hanım kızımız, bir gün ağzının içine girerken, diğer gün "saçmalama" moduna geçebilecek potansiyelde bir arıza olduğu için, golü geçtim, yıkıcı bir atak dahi yok maçlarında.

Uzun süredir bunu anlatır bana.. durumu tartışır ve olası taktik adımları hesaplardık. ( Kabul.. garip arkadaşın bir bahtsızlığı da, kibarfeyzo gibi kendine hayrı olmayan bir kılavuzu olması. ama 40 kere söyledim: "olm dinleme beniii. ben anlasam, kendime faydam olurdu" diye.... yapacak bir şey yok, kendi kaşınıyor. )

Herneyse..
Bu sabah misafirimdi bu bahtsız aşık.. yanımızda da 3.kişi olarak fırlama/yeni yetme bir başka arkadaşımız vardı.

Duruma kulak kabartan kod adı fırlama, "oo hoo abi siz çok eski kafalısınız. ver bana kızın facebook şeysini.. öğlene kadar tavlayıp getireyim size" dedi.

dedii.. evet.. aynen böyle dedi..

"bak yavrucum. sen bilmezsin bu işleri.. kadın milleti arıza olur. azimle uğraşan arızayı çözüp, prensesi kapar" gibi aslında pek kifayetsiz cevaplarımızla aksini anlatmaya çalıştık.. ama nafile..
[bu, 30'umda yeni yeni anlamaya başladığım, ama ısrarla yapmadığım, hatta kolay kolay da kimseye yapmayacağım birşey.. 'istemeyeni zorla ister hale getirmek' bahtsız aşığın doğası gereği gayet kolay yorumlanırken, benim damağımda "karaktersizlik" gibi bir tat yaratıyor.. almayayım, alana mani olmayayım gibi bir durum. / yahut beceremediği için bilinç altım b.k atıyor]

email, facebook zımbırtılarını toplayan fırlama(g.t herif), arıza hanım kızımızı sabah saatlerinde mesaj bombardımanına tutmaya başladı. "şuradan buldum, beğendim seni".. "şöyle güzelsin".. "kaç günlerdir seni düşünüyorum, cesaretimi şimdi topladım açılmak için" ... neler neler yazıyor(aklınız durur).

Biz iki saf da işi gücü bırakıp, ağzımız 2 karış açık vaziyette g.t herifin(biz beceremedik, o nasıl becerir çekememezliği:P) yaptıklarını izliyoruz.

Arıza dişi 3-5 cümle kuşkulu yaklaşmasına rağmen, yarım saatte "msn'de konuşalım"a geçti.. 1,5 saat sonra telefonunu verdi.. vss... vs.. 1-2 saat önce de, hafta sonunu polonezköy'de geçirmek üzere sözleştiler.

yineliyorum: hafta sonunu polonezköy'de geçirmek üzere sözleştiler.

oha!! noolooruz yahu!

ben 30 sene uzayda mı yaşadım. bu mu yani olay?
en çok şaklabanlık eden, en çok şak şaklı iltifat eden prensesi götürüyor mu?
(veledin yaptığı tam olarak buydu)

hayır.. kod adı "g.t" dediğim fırlama arkadaş, kızdan 2 yaş küçük ve eciş bücüş/matah olmayan bir herif.. ne cebinde marjinal ilgi çekecek parası var. ne de başka albenili özelliği..

sadece ağzı.. çok fena laf yapıyor ş.r.fsiz!!

Şimdi "o şöyle dişiymiş, böyle dişiymiş diyeceksiniz.. ama
hayır; bu hanım kızımız bahtsız aşığa aylardır "aşk olmadan olmaz,güvenmem lazım,aşk kadınıyım ben" vs diye cırlayan, tipik memleketim dişisiydi. hani varya, memlekette adam yok-erkeklerin kafası hep bel altı çalışıyor vs. tıpkısı işte.

4-5 saatte, takriben 400.000 yalan iltifata "sonuna kadar gidemem ilk günden, cinsel alamda çok şey bekleme. ama tamam, beraber geçirelim bütün günü/geceyi" diyerek karşılık verdi çocuğa.

benim en süzme fuck-buddylerimde dahi olay bu denli saçma gelişmemişti yahu. yuh olsun diyor; pek yakında da istifa edip, ya köşeme/inzivaya çekilmek ya da dejanere hayatıma geri dönmeyi planlıyorum..

geçmiş bizden artık; sırayı gençlere bırakmak lazım sanırım.(iç ses: ulan hiç gelmediki o sıra sana!) (diğer iç ses: mal adam; g.tü kaldırıp o kuyruğa hiç girmedin ki sıra sana gelsin, ne vır vır ediyorsun!)

Ha, bu arada sevgili seyrü sefer mimlemiş beni:)
1- Paraşütle atlamaya karar verdiniz ve ilk atlayışınızı yapmaya hazırlanıyorsunuz. Yerde sıranızı beklerken yukarıdan atlayanları seyrediyosunuz. Aklınızdan neler geçiyor?
Kibarfeyzo yüksekten korkar, ama adrenalini de pek sever. Dolayısı ile, sıra bana gelinceye dek tüm hücrelerimin ayrı titremesi pek muhtemel bir durum.

2- Sıranız geldi ve uçak 3000 metreye yükselirken siz de kendinizi hazırlıyorsunuz. Arkanıza hiç bakmadan önünüzde açılan kapıya geliyor ve kendinizi aşağıya bırakıyorsunuz. Aşağıya atlarken ne diye bağırıyorsunuz?
İşte o andan sonrası keyifli olacaktır. Her saniyesinin tadını çıkartmaya çalışırım. ilk atlayışımda komplike cümleler kurabileceğimi sanmıyorum; olsa olsa "kiaaaaaaaaauaagaaaa!!!!!" olacaktır ağızdan çıkan şey.

3- Güvenli bir biçimde yere indiniz. Paraşütünüzü toplarken bir eğitmen size doğru geliyor ve bir şeyler söylüyor. Eğitmen ne söylüyor?
Kuvvetle muhtemel ilk 10 dakika ağzım kulaklarımda, tüm duyu organlarım iptal vaziyette olacağımdan, net ve mantıklı bir şey söyleyebileceğimi sanmıyorum.

bir de mim mi?
master siminya elbette. arıza pucca da olur bak.. yahut rahatsız..

10 Mart 2009 Salı

Aldatan Kadın Modeli


"Aldatan erkek modelini" inceler de, "aldatan kadın modelini" incelemez miyiz? inceleriz elbet. hatta yerden yere vururuz! :P (kendi yorumumu en alta yazacağım)

Olaya yine bilimsel yaklaşıyoruz.
Uganda'lı bilim adamlarıyla birlikte yaptığım bilimsel araştırmanın sonuçlarına göre:

Evliliğinin ilk 10 senesini devirmiş, 25-50 yaş aralığındaki, istanbul'da yerleşik 100 çift arasında yaptığımız bu araştırmada, "%75 kadar 'aldatmayan kadın popülasyonunun' söz konusu olabileceğini gözlemlendik".

Bu %75'lik dilimin 25 kişisinin, kaçamaklarını "fiziksel aksiyon" aşamasına ramak kala sonlandırdıkları görülüyor. Yani cilveleşme, iyi hissetme, iltifatlar, ilk dokunuş falan derken, kalıtsal olarak atalardan devralınan "yok yok, çok yanlış yapıyorum, hayatım mahfolur" iç sesinin neticesinde gerçekleşen bir geri çekilme söz konusu.

1.alt denek grubumuz, bu 25 kişilik, aldatmaya ramak kala "doğru değil" iç sesini dinleyen hanımlar. Bu grubta yer alan kadınların 10'u, ilegal partnerle olan ilişkisine tameman son vermişken, kalan 15 kişinin ise uzaktan/fiziksel temas olmadan devam ettiği gözlemledik. Bu alt denek grubundakilerin büyük çoğunluğu, aldatmaya potansiyel olabilecek durumla, "duygusal" sebeplerle karşı karşıya kalmış. Yani evliler/beraberlikleri var, ama gönül *çeşitli sebeplerle başkasına da kayıyor.

2.alt denek grubumuz, "aldatan" %25 lik dilim.
Bu grupta yer alan kadınların %8'inde, birden fazla partner ve çok düşük düzeyde pişmanlık/içses-dış ses kavgası gözlemlenirken, kalan %17 luk dilimde yer alan kadınlarda ise tek bir illegal partner, ve sos niyetine bolca pişmanlık/gözyaşı görüldü.

Gelelim kibarfeyzo'nun yorumuna.
Memleketimde çokca hayvan erkek var. Bu konuda tereddüt yok. Eşini hobi niyetine aldatmak, ihtiyaçlarını görmezden gelmek, cinsel anlamda doyurmaktan çok uzak olmak ve ötesinde umrunda da olmamak, şiddet ve pek çok benzerlerini tek bir vücutta görmek mümkün. Bu durumdaki kadınlara "aldatmayın" demek zor.

Gönül elbette bir kadını "en saf, temiz" haliyle görmek istiyor(boku çıkmadığı taktirde benden önceki yahut sonrakiler değil de, benimleyken yaşananlar mühimdir bu bünye için). Ama yukarıdaki paragrafta bahsettiğim kadınların da, kaderlerine küfür etmekten başka yapabilecekleri birşey olması lazım.

Her ne kadar serde öküzlük olsa da, "erkek yaptığında 'koçum benim', kadın yaptığında 'ırıspı'" mantığını asla kabul etmiyorum.

Tıpkı erkekler için de geçerli olduğu gibi, "hayvanlık" tan yapılan her türlü aldatma çirkindir. Kadınların psikolojinide nasıl bir iz yaratıyor bilemiyorum. ama erkek dünyasında yok farzedilmesi mümkün olmayan, en derin yaralardan biridir "eşi tarafından fiziksel olarak aldatılmak".

Yukarıdaki paragrafta bahsettiğim kadının başka erkeklerde huzur aramasını açıkçası yadırgayamam; bu haksızlık olur. Aldatmaması elbette en güzeli; ama olursa da ağzımı açıp tek bir kelime söyleyemem konuyla ilgili. Ama gözlemlediğim "aldattığını" bildiğim kadınların gösterdikleri sebepler, biraz düşündürüyor beni.

Erkekte, hormonal manyaklık sebebiyle aldatmayı kısmen anlarım. zira pek çok kadın için, duygusal aldatma, fiziksel temastan daha yıkıcıdır. ve, hiç bir erkek bu aldatma çeşidinde rol alan kadına karşı duygusal anlamda birşey hissetmez-sadece ettir burada söz onusu olan. (Ama tabi bahanesi/sonucu her ne olursa olsun, adı hayvanlıktır)

Burada biraz da sosyal durumun da payı var. Zira, "devamı olmayacak, sanmıyorum.. beraberiz AMA" denilen bir sevgililik ilişkisinde "just sex" amacıyla aldatan bir sevgilinin durumu ile, standart aile yaşantısına sahip evli bir kadının durumu da aynı değil diye düşünüyorum.

Bir de şunu biliyorum.
Bazı şeyler yaratılıştan gelir. Erkek çocuklarının vurdulu kırdılı hiperaktif şeyleri, kız çocuklarının ise bebekler yahut evcilik türevi daha evcil oyunları terih etmelerinin altında yatan sebep de muhtemelen benzer bir şeydir.

İlk çağlardan günümüze doğurganlık, fiziksel farklılıklar, şey etme-şey edilme'nin bilinç altında sebep olduğu psikolojik roller ve güç dengesi, her iki tarafa da bazı roller benimsetmiş. Ve ne bu roller içerisinde, ne de kadın özdünyasında "aldatma" yoktur diye düşünüyorum(yahut bilinç altım öyle umuyor). Tıpkı erkek özdünyasında pek çok inceliğin olmayışı gibi.

Her ne kadar, heyecan arayışı ve uslanmaz merakın(bnz: ben) başa neler açabildiğini yakiinen bilmekle beraber; iki cins için de 2'şer tane "olmamalı"yı net söyleyebildiğim aldatma var(yapabilene).
Evlilik söz konusu olduğu taktirde:
erkeğin aldatışına duygusal faktörleri karıştırması ve "erkek dediğin aldatır" mantığı.
kadında ise "erkekler yapıyor/ben de yapayım" anlayışı ve şımartılma/daha fazla ilgi görme ihtiyacının sebep olduğu yönleniş.

Evlilik söz konusu değilse, yahut çok ciddi bir ilişkiden söz etmiyorsak.. "aldatma"'nın tüm içeriği değişir diye düşünüyorum.

Yanlış anlaşılmaya sebebiyet vermemek için yazımı "mevcut durum" ile sonlandırayım.

Kibarfeyzo hiç evlenmedi, o yüzden bu konuda atıp tutması doğru değil. Ama sevgililerini hiç aldatmadı. Hiç duygusal anlamda "kayma" yaşamadı, "hayvanlık" durumuna sebep olabilecek "sıkılma/çoklu vücut ihtiyacı" da hiç olmadı.

Önceki yazılarımdan birinde de yazdığım gibi evli biriyle bir kez yatmışlığı var. beraberlik yaşayan kadınlar da girdi hayatına. (böyle yazınca kendimi don juan gibi hissediyorum:P yok be, gayet mütevazi bir durum var, büyütmeyin gözünüzde. çeneme vurmuş benim)
Ama her iki durumda da, hafifletici marjinal sebepler vardı.
Evli olanın aile yaşamı zaten pek enteresandı. detaya girmeyeyim; ayıp.. ama, ne ilktim ne de son olacaktım. beraberlikleri olanlarda ise, öncelikle "onlar istemişti" ve "just sex" bir durum vardı.

Doğru bir eş varsayımıyla aldatma olasılığım %10-15 kadar diye düşünüyorum.
bunun da %100'e yakın bir kısmı, evliliğimin 10. yılından sonra, çok boş bir anımda üzerime atlayan bir pamela anderson olasılığı için ayrılmış bir pay. -ki inanın bana, "bak seeen! demek eşini aldatmazmış bu; görürüz! bekle, aklını alayım şunun" mantığıyla üzerlere atlayan kadınları duymuşluğum var.
(allah hiç kimseyi, evliyken ve geçerli olabilecek sebebi yokken/hayvan eş/ aldatıp pişman olmayanlar kategorisine kılavuzlamasın)

Benim gibi, enini boyunu zilyon kere düşünen insanlar için, kesin konuşması zor bir konu.

Umarım ne aldatırım, ne aldatılırım ..Yukarıda yazdığım pek çok şey eleştirilecektir; hatta edilecek 10yüz milyon küfürü şimdiden duyar gibiyim.
Ama gönlüm herşeye rağmen rahat; zira o "umarım aldatmam" ı gönülden söyleyebiliyorum.

fotoğraf: http://the-flow.deviantart.com/art/Sex-58012590

9 Mart 2009 Pazartesi

Severim Bölüm 1

1- eti cin, çokomel, eti puf, balık kraker vb bilimum antik aburcuburu.

2- beylerbeyi'nde irlanda kremalı kahve içmeyi, kanlıca'da balık, arnavutköy'de tire köftesi, bolu yolunda et, taksimde kaşarlı kokoreç ve ıslak hamburger, nevizade'de rakı, kentucky'de kanat, nişantaşı'nda dana etli pilav, moda'da tavuk göğsü yemeyi..

3- sahilde sabah yürüyüşlerini, soğuktan burnu çeke çeke ilerlemeyi.

4- şekilleri itibari ile memeleri.

5- alıp başımı "dağ, tepe" uzaklaşmayı, köy yollarında böğürtlen toplamayı.

6- sümüklü çocukları.

7- tembellik etmeyi, karanlığı, sessizliği, sarmalaşıp dvd seyretmeyi.

8- gazetelerin yanında verilen carrefour, koçtaş, tansaş ilavelerini.

9- şartlar müsaitse öğle uykusunu ve uyandığım andaki o müthiş doygunluğu.

10- her birşeyleri itibari ile memeleri

çooook severim

7 Mart 2009 Cumartesi

Daha Basit Ve Net Cümleler Lütfen


Kadın milletinin tek bir kelimesinden 300 olası anlam türetilebilecek, kimi zaman "olmaz ama yan cebime koy" saçmalığının, kimi zaman ise endişe ve tereddütün sebebiyet verdiği kararsız dillerinden nefret ediyorum.

Kibarfeyzo da pek çok erkek gibi ananlamaz o tip şeylerden(e-öküz.com)..
Onun dünyasında "bilmem", "bakarız" vb feminen kelimeler yerine, daha basit ve hareket/verim oranı daha yüksek, "istiyorum", "istemiyorum", "sevişelim", "müzik dinleyelim", "dvd seyredelim", "şu koordinatlara gidelim" gibi temel kalıplar var.

Yani demem o ki, "dvd seyredelim" dendiğinde bunun "sevişelim" manasına geldiğini 40 sene düşünse akıl edemez bu bünye. Tonla laf yemişliği var; oradan biliyorum..

Dünya daha basit olsa diyorum..
seviyorum-sevmiyorum-sevişelim-uyuyalım-konuşalım vs nin altında 40.000 olasılık olmasa... aynen okundukları manada geçerli olsalar.. çok mu zor be blog?(bloga söylüyorum, kadın milleti siz anlayın)

Arıza ve kararsız cümlelere örnek mi?
"sevmiyorum ama gitme" ........ gel de çöz!! ....

çözemez.. kibarfeyzo'nun beyni öyle çalışmıyor ki.. ancak, bilmem kaç ay sonra "aaa, acaba seviyorum ama çok kırgınım" manasına da gelir miydi o söz?" diyebiliyor bünye.

bodoslama, en basit yalın haliyle anlatsak dertlerimizi? olmaz mı? edebiyat ödülü mü alacağız yahu? derdiniz, amacınız ne sizin?

"sevişelim mi?" sorusuna bir çırpıda "evet" diyenini inanın hatırlamıyorum.

"bilmem", "sevişmek mi istiyorsun?", "bakarız".... nasıl? tanıdık geliyor mu bu cevaplar? hemen hiç şaşmaz bu durum.

Hayır, o "bilmem" in hemen ardından tecavüze uğramasam, hani "belki istemiyordu da.. ben ısrar edince kıramadı" diyeceğim. alakası yok; sadece kıllık!

Yahut..
"kibarfeyzo seninle sevişmek istemiyorum"... iyi tamam.. madem istemiyorsun.. peki..
10dk geçmez bu sefer dişi kişi sırnaşmaya başlar.. Yahu daha bilmem kaç dk önce söyledin "istemiyorum" diye.... arıza manyak! ne istiyorsun benden yahu!

"sevişmek istemiyorum, ama sevişmezsek arkadaşlığımızın yara alacağından korkuyorum"
"sevişmek istiyorum, ama şimdi değil"
"sevişmeyi bir an istiyor, 2 an istemiyorum.. arızayım ben"(durumun farkında olmak da birşeydir)
"sevişmek istemiyorum" ve tutarlı hareketlerle devam..
"sevişmek istiyorum" ve action!

daha basit... daha yalın.. evet.. hayır...

pek çok erkeğin beyninin de benzer çalıştığına eminim. 21yy feminen gençlerinden bahsetmiyorum. benim gibi taş devri, benliklerini kaybetmemiş, hakiki öküzlerden bahsediyorum. (okuyanların kafasında kıllı bir hanzo fotoğrafı oluşuyor ya.. pek eğleniyorum onunla:P )

Gerçi ortalama erkek milleti de sever cilveleşmeyi.. yani sorun muhtemeldir ki bende.

Kaçan kovalanır... çooook yerinde bir söz.. ama.. ben hariç sanırım..
yapamam.. red reddir yahu.. bunu nasıl tarif edeyim bilemiyorum, ama öyle "düşünceli olmak, empati yapmak" falanla ilgili birşey değil bu.. pek empatik(empatik!!) biriyimdir; ama olmuyor işte.

beyin daha basit komutlarla çalıştığı için, benzeri tiyatral süreçlerde bünye tilt oluyor.

foto: http://rache-engel.deviantart.com/art/IDiot-34175448

6 Mart 2009 Cuma

Salaklıklarım, Bölüm 1

1- Eve en az istanbul ortalaması kadar et ve kesilesi benzer ürünler girmesine ve 10küsur yaşımdan beri çatal bıçak kullanmama rağmen, ellerin ilk hamlesinde her seferinde aptallaşırım. Bıçak hangi eldeydi, çatal hangi eldeydi diye.

2- Alasmaldık ve güle güle'nin ne zaman söyleneceği hakkında hiç bir fikrim yok. 30 senede 300.000 defa aynı sahne yaşandı ve ben 300.000 defa saçmaladım.

3- Dans edemem. Bildiğiniz "odun"um ben. Bükülmez belim. Aslına bakarsanız, pek sevmem de. 1 kez das ettiğimi hatırlarım; o da takriben 10 sene kadar önce kız arkadaşımın zorlamasıyla olmuştu. Evde, saçma sapan bir müzik eşliğinde, romantik bir dans. (offfff utanıyorum kendimden.. Ugenst'in sitesinde çalan müzik yüzünden siteyi kapatamadım ve yarım saattir çalıyor aynı şarkı.. kahrolası melankolikler; hiç tarzım değil!(güya)

4- Romantik görünmkten utanır bu bünye. "Yazıııık" dediğinizi duyar gibiyim; ama elinde çiçek taşıyamaz, melankoli odaklı konserlere tek başına gidemez, yanlız kaldığı zamanlar hariç aşk odaklı filmler seyredemez vs vs.

5- Winamp playlistini o günkü moda göre sabahtan ayarlar, ve aynı liste akşama kadar döner durur. Ötesinde, çoğu kez bu playlistler 2-3 şarkından oluşur(düşünün psikopatlığı.. tek şarkının, non-stop akşama kadar döndüğünü bilirim)

6- Normal erkeklerin sevdiği action(normal action:P) filmlerinden haz etmez pek. Afedersiniz "karı gibi" drama ağırlıklı filmleri tercih eder. Yahut korku.. yahut porn(abnormal action!:P) // Futbol seyretmeyi de sevmez; gs'ın avrupa maçları hariç.

7- Önemsediği yatay-dikey-sarmal aktivitelerde çuvallama olasılığı yüksek olup, saçma sapan aksiyonlarda enteresan performanslar sergileyebilir.

8- Erkekte kıroyu-düzgünü 3 salisede ayıredebilir. ama kadının kırosunu, sınıf farkını anlamaz bu bünye.(maddi anlamdaki sınıf farkından bahsetmiyorum) Çoğunlukla çevresinin uyarmasıyla ayırdeder söz konusu dişinin başka dünyada yaşadığını.

9- Kördür.. Bir kız arkadaşım, "körsün, ama iyiki körsün" demişti. Bana bakan dişileri görmüyorum. Bakma, kesme, cilveleşme tepkilerini anlamıyor pis öküz(gerçi anlasa da, sıklıkla utanır salaklar gibi)

10- Utangaçtır bu öküz. istanbul'da kaç utangaç erkek var bilmiyorum; ama gözlerinin içine bakarsanız, %99 kaçıracaktır bakışlarını. Konu, iş hayatına ve yatay-dikey-sarmal aktivitelere geldi mi, utangaçlığında eser kalmaz. Ama social hayatta.. of ki ne off....

5 Mart 2009 Perşembe

Erkeklerin Aklı Fikri Nerede?

Ne yazsam diye düşünürken sevgili Adsız(?) gayet güzel bir fikir verdi.

Adam olmak başlıklı yazdığım yazıya istinaden, "Ben adamım, ama erkeklerin aklı fikri penislerinde!" diyor..

Çok sıkıcı olmaya başladım, farkındayım. Ama uzuun uzun da cevap vermeden geçemeyeceğim bir konu bu.

Bak şimdi güzel kardeşim,
Çok genel olarak şöyle başlayayım sözlerime: Şayet aklın önemli bir kısmı erojen bölgelerde değilse(olur olmaz her zamandan bahsetmiyorum elbette) sorun çok başka olabilir diye düşünüyorum. O erojen bölgelerin vesile olduğu "uzay mekiğini istasyona birleştirme" güdüsü, tüm hayvanların ve insanların doğasında olan bir şey(kedi-köpek-tavşan vs besleyenler yakından bilir).

Hayatın tamamı bu mu? elbette değil. Ama önemli bir kısmı, o.
İyi yemek, iyi aile(sevildiğini bilmek/sosyal olmak/korunma güdüsü), iyi sex, sağlık, eş bulma, karakter, inançlar.... uzar da uzar bu liste..

Bir penise, vajiaya sahip olduğunu ayda bir hatırlayan biri ne derece sağlıklı olabilir ki?

Ahlaki sınırlar gereği bu akıl fikir yönlenişini sınırlamak durumunda kalırız, o ayrı bir konu.(-ki bu da insan olmanın gereğidir. şöyle bir söz vardı: insanı hayvandan ayıran en önemli özelliklerden biri de, sex güdüsünü bastırabilme becerisiymiş .. miş miş).

Hayatımızın önemli bir bölümü sex diye, şeyimiz elimizde sokaklarda dolaşmayacağız elbette. Yahut uçanı kaçanı taciz etmek, her kadına et gözüyle bakmak, şaaapıp kapı önüne koymak, tecavüz vs değil burada bahsettiğim şey.

Sapıklıkla-hayvanlıkla, sağlıklı sex güdüsüne sahip bir insan olmanın arasında da ince bir çizgi olmalı.

ŞİMDİ ASIL CAN ALICI NOKTAYA GELİYORUM:
Siz sadece dış görünüm, araba, para, karizma, tavlama becerisi, etkileyici sözler, serserilik katsayısı, "ahh bana çok iltifat ediyor, çok göklere çıkartıyor beni" lere tav olursanız, o erkekeğin de sizinle ilgili sex harici hiç bir planının olmayışını yadırgamamanız lazım.

Kimi, bunun adına "seni seviyorum-ilişki yaşıyoruz" der.. kimi, "kullandım, bitti. haydi güle güle" der... kimi de olayın gayet bilincinde olarak, "sex yapıyoruz, ama sevgili değiliz" der...

Sizi kocaman bir vajina şeklinde gören adamdan başka ne bekliyorsunuz ki?

Ben yapamam ve bu salaklığımla da gurur duyuyorum. Vajina şeklinde gördüğüm insanlar olur elbette; ama bunu aynen söyler benim bünye. Ama pek çoğumuz(erkeq milleti), o vajinanın içini keşfedebilmek için "seni seviyorum, hayatımda gördüğüm en güzel kadınsın" yoluna başvurur.

Ahlaki ya da değil; hayat böyle. Seni vajina gibi gören bir adamla ilgili gelecek planları yapar, söylediği albenili şeylere gönlünü kaptırırsan.. "E hak ediyorsun sen" der benim bünye..

Marrrrrjinal iltifatlardan bahsediyorum. Bir erkeğin, o deliğe girmek için ağzından çıkabilecek içi boş iltifatları hayal dahi edemezsiniz. Neredeyse 300 kiloluk kadınlara "muhteşemsin!" diyenleri bilirim. Ömründe 3 kere sofrada bıçak kullanmış birinin, amaç o olduğu taktirde, ne derece paris asilzadesi olduğunu gördüm..

Daha neyini soruyorsunuz?

Ya adam olana aşık olun; ya da durumun bilincinde olup şikayet etmeyin. Hepsi bu!
("kavun mu bu kıçını koklayalım" diyeceksiniz. doğru gözlem ve değişen beklentiler, %100 etkili olmasa da, en azından it-kopukla ortalamayı birbirinden ayıracaktır)

2 Mart 2009 Pazartesi

Aldatan Erkek Modeli


"Eşini aldatmayan erkek var mıdır?" sorunsalını kurcalayasım geldi.

Olaya bilimsel yaklaşalım.
Uganda'lı bilim adamlarıyla birlikte yaptığım bilimsel araştırmanın sonuçlarına göre:

Evliliğinin ilk 10 senesini devirmiş 100 çift arasında yaptığımız bu araştırmada,
"%25 kadar 'aldatmayan erkek popülasyonunun' söz konusu olabileceğini gözlemlendik"

Bu 25 kişilik 'aldatmayanlar' gurubunun, ilk 15 kişilik kısmının
"önlerine fırsat çıkmadığı", "tavlama becerisinden uzak oldukları", "aldatmaya 'yan cebime koy' şeklinde yaklaşmalarına rağmen kısmet olmadığı", "çarpılmaktan korktukları", "cesaret edemedikleri" vb sonuçlarla bu guruba dahil oldukları gözlemlenmiştir. Bu güzel bir sebep midir? bu sebep daha kaç yıl geçerliliğini korur..... yorum sizin..

%4'lik kısmının, "kronik ultra paranoya sendromunun" sebep olduğu "saklama/gizleme/kendine dahi itiraf edememe" durumunda olduğu gözlemlendi. Öyle ki, aldatmadıkları yalanına bir süre sonra kendileri dahi inanır olmuştu bu gruptaki erkeklerin.

Kalan %6'lık grup içerisinde yer alan erkekler ise, evlendiği günden bu yana, başka bir kadınla fiziksel anlamda hiç bir şey yaşamamıştı gerçekten.

Ancak,
Yapılan bir alt araştırmaya göre ise, bu bahsi geçen 6 kişinin de 4'ünde, genel bir "cinsel isteksizlik" gözlemlenmiştir. ("evde cillop gibi karısıyla yapmayan adam, dışarıdaki kadına neden baksın" olayı)

Şimdi tekrar ana ekrana geri dönelim..
Deneyimizin sonucunda, denek grubunda yer alan 100 kişiden yalnızca 2'sinin, "kadınların umduğu anlamda" eşini aldatmadığı gözlemlenmiştir. (Hatta olaya "duygusal anlamda aldatmak, gözle aldatmak cart curt vs de eklenirse, olay permutasyon, kombinasyon fena halde karışık hale gelecektir)

Ne hayvan bu erkek milleti öyle değil mi? :)
"Kendi adıma konuşuyorum. Doğru şartlar oluşursa eşimi aldatmak için 1 saniye tereddüt etmem." gibi kışkırtıcı bir cümleyle olaya giriş yapayım, ki kadın milleti de tırnaklarını kediler misali çıkartıversin; o hallerini uzaktan izlemesi pek keyifli.

*genel kural: iğne başkalarına, çuvaldız kendimize...

2 tip aldatma var sevgili okurlar..
1.si açgözlü aldatma. bu gurubun savunulacak bir yanı yok. büyük konuşmamak lazım, ben dahil hemen her erkeğin içine düşebileceği bir durum. evde ilgili, erkeğin ihtiyaçlarını önemseyen ve iyi niyetle yaklaşan bir kadın olmasına karşın, x kokteylinde tanışılan mini etekli sexi hanımlar arada çerez niyetine miğdeye indirilebiliyor. yahut eş ile paylaşılmaktan çekinilen bir takım üst level aktivitelere duyulan merak(grup sex vb), başka yerlerde tatmin edilebiliyor.

hiç yapmadım.. evde doğru bir eşin beklediği varsayımıyla aranmayacağıma eminim.. daha ötesinde, bu anlamda ard niyetli de değilim(-ki bence asıl olması gereken bu. yani, "ohh sefam olsun.. çerezler her eve lazım" diyen bir tip olmamakta fayda var. insan yapsa dahi, bundan rahatsızlık duymalı) evde gül eş varsayımıyla "ohh sefam olsun, yapacağım tabi.. erkeq adamım ben!!" tipi aldatanlara da en azından bu yaşımda/tecrübemde/yaşamışlığımda saygı duymam. şu zihin kapasitemle "hayvan" statüsündedirler benim için. umarım yozlaşmam, ama bahsettiğim kategoriden kolay kolay da çıkartmaya niyetim yok o tip insanları.

Ama aynı zamanda, bu tip konularda "yapmam" demeyecek kadar da acizane bir tecrübeye sahibim. "umarım uzak olur" diyelim..

2.si ise, "yandım anam! kadın getirin bana, ölüyorum" aldatması.. ki buna saygı duyarım. zira önceki yazılarımdan birinde de yazdığım gibi, "hormonal anlamda tatmin olmak" her canlılının hakkıdır. elin firijit manyaklarının "ay aklın fikri orada" vb aşağılamalarıyla kısıtlanamaz. bu öyle, o manyakların düşündüğü gibi keyif için yaptığımız/istediğimiz bir şey, asla değil. siz salaksınız!(bu anlamda kör/salak olmanız için geçerli sebepler olabilir. haklısınız, orası ayrı.. unutmazsam ayrıca yazarım hatta bunu)

Tatmin olmayan erkek aldatır! aldatmayanların oranı %5'tir. onunda yarısı beceriksizlikten ileri gelir.

Yukarıda yazdığım kışkırtıcı cümlenin sebebi de tam olarak bu.
Aslında olayın nedeni, nasılı da önemli. benim yaşadığım dünyada görülen bir hastalık değil; ama vajinimus denen bir olay var biliyorsunuz.

Çok ince bir çizgi buradaki.. "karım vajinimusmuş, hoyda bre! hemen gidip başkalarıyla yapayım" diyen erkek modeline, "hayvan" denir. burada hemfikirim siz kadınlarla.

Ama, erkeğinin acı çektiğini bile bile-onun ihtiyaçlarını hiçe sayarak, vajinimusunu tedavi ettirmek adına tüm çareleri denemeyen/yırtınmayan kadının "aldatan kocasını" alnından öperim! (çok devrik bir cümle oldu.. ama kesmeyin hızımı, düzeltemem şimdi)

Yahut, vay 45 yaşına geldin de aklın fikrin orada.. boyunca çocuğun var, of yeter.. kadınlarını aldatan erkekler için de benzer şey geçerli.

Ama burada bir parantez açıp, 2 yol ayrımı yaratabiliriz. memleketim öküz erkeklerini de unutmamak lazım. burada bahsi geçen kadınlar, seviştiklerinde cinsel anlamda doyuma ulaşabilen kadınlar. ömründe hiç orgazm olmamış bir kadının, sexten kaçması/istememesi kadar doğal bir şey olamaz herhalde.

Of of.. amma derin konuymuş... zira bir parantez daha açabiliriz burada. fiziksel olan yahut tıbben iyileşmesi mümkün olmayan bir sorun yüzünden koca eşine orgazmı yaşatamıyorsa da durumlar değişir. (elbette benzer şey erkeklerin tatmini için de geçerli) Buradaki kilit kelime "iyi niyet".. Hatta bir de özet yapayım: "İyi niyetli kadına can kurban. adam olan ne vajinimusu görür, ne de başka şeyi. 8 ay değil, 408 ay da bekler karısını"

Bunlar, olayın fiziksel kısmı. Bir de, duygusal tarafı var. Pek çok erkek için eşinin fiziksel aldatmasıdır asıl olan çıldırma sebebi. hemen hiç bir erkek bunu hazmedemez diye düşünüyorum. "allah, hazmeder körlük seviyesinden uzak tutsun bizi" diyerek de dua ediyorum hatta(-ki var öyle bir "kör aşk")

Her şey bir yana.. erkeğin fiziksel aldatmasını yukarıda yazdığım sebepler yüzünden kısmen anlarım. ama duygusal aldatmak çok çirkin yahu. kızacak bana hemcinslerim ama, işte bu ahlaksız birşey. sevmiyorsan ayrıl gitsin(bekara karı boşamak kolay derler.. ortada çocuk mocuk varsa durum ne olur. düşünmek dahi istemiyorum) biraz ince bir konu. bilemiyorum.. belki geçerli sebebi de olabilir ve elbette biliyruz ki herşey insanlar için. doğrularımızla yanlışlarımızla hepimiz insanız.. ama hiç hoş değil yinede.. evlerden ırak mümkünse...

Kadınlarda ise tam tersi(en azından öyle olmalı bence). şahsi kanaatimce, bir kadın, asıl, erkeği onu duygusal anlamda aldatırsa yoldan çıkmalı. pek çok erkek, adı hayvanlık dahi olsa, yaptığı sexi, beraber olduğu kişiye kalbinde zerre kadar yer vermeden yapar. Tekrar tekrar düşünün derim.

Kibarfeyzo'nun sabıka dosyası mı:) henüz kimseyi aldatmadı. ama yukarıda sözünü ettiğim şartlar oluşursa, fiziksel anlamda aldatmayı hiç düşünmez. muhtemelen kendi bu konuda çaba sarfetmez/sarfetse de beceremez zaten. "ama başına düşen/gözüne gözüne giren armutları da, kuvvetle muhtemel biraz afiyet, biraz pişamanlıkla da olsa yer. işin b.kunu çıkartmaz; ama hayatta hiç bir şey için büyük konuşmaması gerektiğini de bilir.. şeytan hepimizin içinde malum;)"

Erkek milleti hala çok mu hayvan? durun acele karar vermeyin.. Aldatan Kadın Modeli 'ni de yazacağım.. biraz sabır lütfen..

Not: "şöyle aldattım, böyle aldattım.. caiz midir?" şeklindeki sorularınızı yazın bana:) birlikte değerlendirip, saçmalayalım..